HDP rüzgarına karşı özel savaş hamleleri!

Zapatistalar Chiapas’ta 11 yeni özerk bölge ilan etti. Demokrasi karnesi kötü olduğu halde Meksika hükümeti “şiddet olmaması koşuluyla” bu özerklik ilanlarını tanıdığını açıkladı. AKP-MHP seçilmişlere darbe yapıp belediyeleri işgal etmesi aynı zamana denk geldi. İşgal için uydurdukları yalanlarına ise kendi yandaşları bile inanmadı. Karşısında büyük bir halk tepkisi de görünce gündemi nasıl değiştireceklerinin arayışına girdiler.

Diktatörlüğün işgalciliğine karşı onurlu analar-kadınlar direnişin başını çekerken buna karşı yıllar önce başvurdukları bir yöntemi tekrar devreye koydukları görülüyor. Bilinçsiz olan bazı aileleri kullandılar. Bugün de ziyadesiyle bunu yapabilecek durumdadırlar. Fakat şimdi bu ailelerin düşünmesi gereken bir durum vardır. Her yerde çok şiddetli bir savaş yaşanmaktadır. Samimi ve ciddi olmak zorundadırlar.

Umut ışığı kirli uygulamalarla

karartılmak isteniyor!

HDP’ye karşı duran herkes AKP-MHP’nin soykırım politikalarına alet olmaktadır. En zorlu ve eşitsiz koşullara rağmen seçimlerle HDP’nin kazandığı belediyelerin işgal edilmesi kadar açık faşist ve soykırımcı uygulama olabilir mi? Halk buna karşı direnirken özel harp dairesi bir-iki aileyi ileri sürerek gündemi değiştirmeye çalışıyor. Halkın eyleminin büyümemesi ve yayılmaması için elinden gelen her şeyi yapıyor ama önleyemiyor. Bir de son dönemlerde gerilla saflarına katılımın arttığını gördüklerinden böyle bir saptırma gündem oluşturmaya çalışıyorlar ama tutmaz.

HDP eski Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş hakkındaki tahliye kararının da bu sürece denk getirilmesi tesadüfi değildir. Bu da halkın eylem kapasitesini sınırlamaya, refleksleri yatıştırmaya dönük bir özel savaş oyunudur. Öyle olmasa kararın alındığı gün tahliyeyi de gerçekleştirirlerdi. İnfaz rejimi kendilerinin elindedir ve yasalara göre bile derhal serbest bırakılması gerekirdi. Hatta bu karar emsal olmalı ve doğalında sayın Figen Yüksekdağ ve diğer tutuklu HDP’lilerin de serbest bırakılması gerekir. Tahliye etmediler, çünkü dışarı çıkar çıkmaz hepsinin belediye işgalciliğine karşı direnen anaların yanına gideceğini iyi biliyorlardı. Bu yüzden mahkemede tahliye kararı çıkartıp toplumu etkilemeye çalışıyorlar ama kararı uygulamıyorlar. Fakat ne amaçla olursa olsun bir kere karar aldılar ve kararı er-geç uygulamak zorunda kalacaklar ve hepsi için emsal olacak. Eğer son anda yeni bir özel savaş hamlesi yapmazlarsa olacak şey budur ve onlar da her zamanki gibi halkın yanında yer alacaklar.

Çöküş psikolojisi çıldırtıyor!

AKP-MHP özel savaş hükümeti şimdi çöküşte olduğundan küçük-büyük demeden her türlü kirli oyunu devreye koymaktadır. Kendilerinin eski Başbakanları olan Ahmet Davutoğlu’nu tutuklamakla tehdit edecek kadar çıldırmışlar daha ne olsun! Bu tehditler Davutoğlu’nda ne denli önemli sırların bulunduğuna işarettir. Üstelik verdiği 7 Haziran-1 Kasım tarihlerinden anlaşılıyor ki bu sırlar HDP’ye karşı yapılan gizli pazarlık, hile ve komplolara ilişkindir. Davutoğlu AKP-MHP’nin tüm yasa dışı, kirli işlerini biliyor. Bu kirli işler asıl olarak Erdoğan ve Bahçeli’nin tutuklanmasına sebep olabilir.

Geri adım atmazsa Davutoğlu bu tutumuyla geçmişte ortağı olduğu suçlarını belki affettirebileceği gibi Türkiye’nin demokratikleşmesine de hizmet edebilir. Erdoğan ve Bahçeli gerçekten tutuklanabilir. Bunu çoktan hak etmiş durumdadırlar. Fakat sonları daha feci de olabilir, bunu da süreç gösterecektir.

Doğu Perinçek’e ne oluyor?

Şu anda açıkça AKP-MHP faşist bloğu geriledikçe geriliyor, çöküyor! Bu çöküş karşısında paçaları en fazla tutuşanlardan biri de Doğu Perinçek’tir. Vatan Partisi’ndeki dürüst öğeler bundan da bir sonuç çıkarmayacaklar mı? Bir zamanlar kendilerine devrimci diyenlerin şimdi iktidar yalakacısı ve “kayyım” savunucusu durumuna düşmesi ibretliktir. Fakat samimi ve sahte olanı ayrıştıran bir süreç yaşanıyor. İvme samimi muhaliflerden yanadır. Samimi olanlar daha cesaretli davranıp hamle yapmazlarsa Erdoğan baskın bir seçimle önlerini almak isteyecektir.

Öküzün düşmesi bekleniyor!

Davutoğlu bunların nasıl bir özel savaş makinası olduğunu iyi bildiğinden adımlarını oldukça hesaplı atmaktadır. Öküzün yere düşmesini beklemektedir. O zaman bıçak çeken çok olur! Fakat faşist diktatörlük rejimi karşısında muhalefet yapanların aşırı temkinli ve sınırlı adımlarla sonuç almaları mümkün değildir. Beklemek diktatörlüğe yarıyor.

Amaç diktatörlüğün devrilmesiyse halkın desteği kazanılmalıdır. Bunun yolu da tüm gerçeklerin halka açıklanmasından geçiyor. O zaman faşist diktatörlüğün devrilmesi adına CHP’den HDP’ye tüm partilerin ortak bir planlamayla harekete geçmesi mümkün olur ve hepsinin desteğini alabilirler. Samimiyetleri varsa meydan ortadadır! Samimi değillerse onların da tek derdinin halkın içinde sahte umutlar yaratarak HDP’yi geriletmek olduğu anlaşılacaktır.

Meydandan kaçan bir CHP, sessizliğiyle zulmü onaylayan bir İyi Parti, kaçak dövüşen bir Davutoğlu umut olamaz. Bunların tutumları belediye işgalciliğinin son bulmasına yol açmazken faşist diktatörlüğün düşmesine mi yol açacak? Belediyelerdeki işgal sürdükçe “seçilmiş” hiç kimsenin iradesi özgür değildir. Bu darbenin tüm seçilmişler şahsında demokrasiye yapıldığına inanıyorlarsa o halde iradelerini ortaya koysunlar ya da halk içinde sahte umut yaratmaktan vazgeçsinler.

HDP demokratik ittifak seçeneğiyle halkların gerçek umudu olmaktadır. Bu nedenle tüm samimi çabalar HDP etrafında birleştirilmelidir.

Yazarın diğer yazıları