HDP sine-i millet yapmalı

TC devletinin çözümsüzlük siyaseti nedeniyle 30 yıldır dağda yürütülen mücadele bugün aynı dozda ve daha yoğun olarak şehir merkezlerinde yürütülüyor. 

Kürdistan’da bir sömürgeci hukuku ve uygulaması var. Askeri, polisi, MİT’i, silahlı yerel işbirlikçileriyle Suriçi’nde, Nusaybin’de, Cizre’de, Beytüşebbap’ta, Lice’de katliam yapıyorlar.

Kürdistan’ın birçok şehri aylardır sıkıyönetimle idare ediliyor. Günlük ticari ve sosyal ilişkiler kriz içinde. İnsanlar yaşadıkları şehirleri terk ediyor. 

Bugüne kadar devletin kolluk güçlerince 305 sivil öldürüldü. Yüzlerce yaralı var. Akrep tipi zırhlı araçtan açılan ateşle Dört Ayaklı Minare’nin ayakları zarar gördü. Tarihi Suriçi tahrip ediliyor. TC devleti Kürdistan’ın taşına düşman ve halk bunu görüyor. 

Halk bu aşağılanmayı uzun süre sineye çekmez. Halk bir yerden patlar. Bunun nereden nasıl olacağını ise bugünden kestirme şansı yok. 

KCK ile devletin yürüttüğü savaş son bir savaş değil. Çözüm için masaya dönecekler. Ancak bunun hangi şartlarda gelişeceğini, hangi güç dengelerinden besleneceğini bilme imkanımız yok.

Masada kimin daha avantajlı oturacağı ise bu süreçten kimin güçlü çıkacağıyla ilgilidir. 

Devlet tek ses ve ciddi bir kuşatma geliştirmiş durumda. Maalesef Kürt siyaseti için aynı şeyi söyleyemiyoruz. Kaotik bir ortam var. 

Batı güllük-gülistanlık ve kamuoyu kör, sağır ve dilsiz… 

Kürdistan’daki demokratik güçler ise ablukayı kırma gücü ve perspektifinden yoksunlar. Burada esas sorumluluk HDP’nin. HDP 7 Haziran’dan bugüne işe yaramaz bir siyaset izledi. Kürdistan halkı ve gençliği siyasetsiz kıldı. Bu durum batı ve Kürdistan’daki halk ve gençliği pasifize etti ve mücadeleden düşürdü. 

Kürdistan’da katliam yaşanıyorken ve hiçbir hukuk normu işlemezken HDP hala sistemin kurallarıyla iş yapmaya çalışıyor. Hala TBMM’de grup toplantıları yapıyor, önergeler veriyor ve oradaki oturumlarda boy gösteriyor. 

Kandil ve HDP’ye diyeceğim şudur;

Haftalardır Kürdistan’dayım. Halk hendeklerden AKP hükümetini ve devleti sorumlu görüyor. Ancak devletin hendeklerin olduğu şehirlerde oluşturduğu kuşatma çok güçlü ve halk nefes alamaz durumda. Bu kuşatma aşılamazsa halk boğulabilir. Dolayısıyla kuşatmanın yarılması için güçlü bir hamleye ihtiyaç var.  

Hükümete ve devlete diyeceğim bir başka gerçek ise şudur: Halk uzun süre devletin baskı uygulamalarını sineye çekemez. Çözüm için masa kurulmazsa halk 6-8 Ekim’i çok aşan bir kalkışma içine girebilir.

Putin, Obama, Ebadi ve Esad dahi PKK’yi muhatap alıyorken Erdoğan Türkiye’si bundan kaçamaz. 

Ayrıca ‘’Kandil devletin çatışma tuzağına mı düştü’’ sorusu da sorunun muhatapları tarafından irdelenmeli. Kürdistan kamuoyunun azımsanmayacak bir kısmı bu fikirde. Eğer girilen süreç bir tuzak ise bu demokratik çevrelerin projesiz oluşu ve siyasetsizliği nedeniyledir. 2015 yılının başından başlayarak bölge ve Türkiye ciddi bir mücadele alanıydı ve TC devleti bir dizi hamle yapıyordu. Dolayısıyla Kürt hareketi eski tarz bir siyaset yürütemezdi. Yeni bir hamle geliştirme ihtiyacı öz yönetim ve hendeklerin örülmesiyle neticelendi. Bu biraz da legal siyaset yürütücülerinin alternatif yaratamamış olmalarıyla ilgilidir. Eğer orada devletin geliştirdiği saldırı hamlesini etkisiz kılan bir hamle geliştirilseydi şehirler çatışma alanı olmazdı. 

Devletin katliamlarına karşı ciddi bir toplumsal mücadele geliştirilemiyor. HDP’nin sistem içi çözüm projesi olarak ortaya çıkması da bunda önemli etken. 

Pasifize edilmiş bir halk ve gençlik var. 

Doğumu Kürdistanî olan bir siyaset, batıda teveccüh görür mü?

Kürdistan’daki legal siyaset eliti komplekslerinden sıyrılarak soruyu yanıtlamalıdır.

Kürdistan bölgesel ve uluslararası mücadelenin merkeziyken HDP hala Ankara’da. Silahlı Kürt hareketi bölgesel güç dengelerinin önemli aktörüyken legal Kürt hareketi mecalsizlik içinde debeleniyor. 

Bu aşılmak durumundadır. 

Saldırı ve mücadele alanı Kürdistan bölgesi. Dolayısıyla HDP’nin mücadele alanının burası olması lazım. Ankara’da bulunmak bugün için bir işe yaramıyor. 7 Haziran’dan sonra gördük ki Türkiye Meclisi’nde bulunmak sorun çözücü bir etki göstermiyor. 

Sine-i millete dönmekten başka alternatif yok. 

Bunun için hala geç değil. 

Yazarın diğer yazıları