HDP ve Sol dayanışmasına saldırmak?

Ava NEŞE KALP

Yerel seçimlerin yaklaşmasıyla birlikte HDP’ye yönelik saldırıların dozu ve biçimleri arttı. Son dönemlerde gençleri ajanlaştırmaya zorlama çabalarından tutun da Kürdistan’da kımıldayacak alan bırakmayacak bir baskılamadan, 6 bin üyesinin gözaltına alınışından, devletin tüm olanaklarıyla bu partiye karşı nasıl bir cephe açtığını görebiliriz. Kürdistan’a atanan kayyumlar işe yaramadığı gibi Kürt halkının iradesini daha da kuvvetlendirmiş görünüyor. Bu nedenle her geçen gün başka metotlar da devreye sokulmaktadır.

Mesela Dersim için planlar her zaman CHP üzerinden yürütülür. Daha sonra Türkleştirmeye dönüştürülecek Kürt karşıtı Zazacılık ve bu proje üzerinden CHP’ye bağlanan kitlelerle, HDP ve Kürt bakış açısını oradan söküp atılması için çabalar arttırılmış durumda. Bu nedenle de ilk fırsatta belediyeleri HDP’den alacak formül üzerinden, devletin Dersim taşeronu CHP pençelerini parlatmaktadır. Bu pençe parlatmanın yıldızı olarak sanırım şu anda Ovacık belediye başkanı aday olarak hızla bilinç altına sürülüyor. Bu, Maçoğlu’nu sevdikleri anlamına gelmiyor elbette. Sadece şu anda HDP’yi oradan söküp atabilecek en yararlı kişi olduğu düşünülmektedir. Zaten ilk etapta Dersim Türkmenleri sayfasında eline Atatürk fotoğrafı tutuşturularak giriş yaptırıldığı gibi, ya tamamen sisteme entegre edilip Hüseyin Aygün’e dönüştürülecek ya da uygun bir yerde atılacaktır.

Diğer Kürdistan illerinde ise hızla dindarlaştırma alt yapısı örülüyor. Çünkü dindarlaştırılan hiçbir yerin bir daha belini doğrultamayacağı biliniyor. Buna ülkeler bazında da baktığımızda böyledir. Afganistan, Pakistan, Arap ülkeleri, Sudan, Yemen. Hatta Filistin’de bile seküler bir örgüt olan FKÖ’nün yerine radikal dinci HAMAS getirilerek Filistin mücadelesi bitirildi.

Kürtlerin tüm dünyada sempati kazanmasının arkasındaki en temel neden, Kürt Hareketi’nin seküler ve cinsiyet eşitliği gözeten politikaları ve yapısıdır. Bunun Kürtlerin özgürlük haklarına dair güçlü bir alt yapı yarattığını görüyorlar. O nedenle Filistinlilere yapıldığı gibi Kürt haklının ve onun özgürlük taleplerinin dünyadan karşılık bulmasını bloke edecek yegâne yöntem olarak Kürtleri muhafazakarlık sürecine sokmayı hedeflemektedirler. Bunun ilk adımı ise sol ile ilişkisini kırmaktır.

Dolayısıyla son zamanlarda bir anda pıtrak gibi çıkan HDP ve sol ilişkisine dair eleştirileri bir de bu açıdan okumakta yarar var. Zira bir kısmının belli ki el altından yapıldığı açıktır. Bir kısmının ise Kürtlerden gelen eleştiriler olsa da esas olarak tartışmanın biçimi ve konusu, özellikle de zamanlaması dikkat çekicidir. Dolayısıyla HDP’nin tuzağa çekilmesini hedefleyen ya da sonuçlayan yönü çok kuvvetli görünmektedir.

Bu eleştirilerin ağırlık noktasının, “HDP’nin sola teslim olduğu” algısı üzerinden işletilmesi, çok açık ki sol ve HDP ilişkisi kırmayı hedeflemektedir. Bununla da HDP’nin marjinalleştirilmesi gerçekleştirilecektir. Yani Türkiye’nin batısından sökülüp bölgeye sıkıştırılacaktır. Öyle ya HDP’nin geçmiş partilerden en temel farkı, bölgenin dışında da taban edinmesi ve tüm saldırılara rağmen bu tabanını muhafaza etmesidir. Bunda ise küçük bir hareket de olsa solun önemli katkısı olduğu inkar edilemez. Daha da önemli bir nokta CHP’nin elinden kayan solu tekrar CHP’nin denetimine sokmanın hesabı bu planda fermante edilmektedir. Çünkü özellikle son seçim rezaletinden sonra HDP ciddi bir alternatif olmaya başlamış görünüyor sol açısından.

Bu nedenle Kürtlere söyletilen ve daha muhafazakar milliyetçi bir Kürt politikasına sürekli olarak vurgu ve çağrı yapan yayınlara mesafeli durmakta büyük yarar var. Elbette bunların içinde gerçekten de Kürt insanlarının kaygıları ve HDP’nin çokça da eleştirilecek yanları kesinlikle vardır. Ancak HDP’nin muhafazakar ve milliyetçi bir Kürt politikasına davet edilmesi, esas olarak tüm hareketin muhafazakar hareket içinde yutulmasını talep etmek anlamına gelir. Oysa ne kadar sorunlu olursa olsun Sol’un HDP’yi yutması gibi bir durumu, hem dinamikleri açısından hem de konumu açısından mümkün değildir. Oysa Kürt Hareketi’nin yönü bir kez muhafazakarlığa yöneltildi mi onu yutacak devasa bir girdabın içine düşecektir. Bu ise Türk-İslam Sentezi politikalarının zaferi anlamına gelecektir.

Bu bakımdan Kürt Hareketi’nin Sol ile ilişkisini kıracak tüm argümanlardan uzak durulması çok önemlidir. HDP’nin kendi içindeki eleştiri mekanizmalarını işleterek mevcut sorunlarını aşabilecek bir kudrette olduğunu biliyoruz. Dolaysıyla son zamanlarda çokça dillendirilen bu söylem, tıpkı 2015’teki seçim öncesi özellikle CHP üzerinden dillendirilen “AKP ile işbirliği yapacak” gibi kapana kıstırma eylemine çokça benzemektedir. Çünkü HDP böyle bir muhafazakar alana çekildiği andan itibaren, onun esas dinamiği olan Kürt entelektüel çevresi, özellikle de Alevilerin dışlanması anlamına gelecek ve Türkiye’de Kürt Hareketi ile dayanışacak olan tek kitle olan Sol’u kaybedecektir. Haliyle marjinalleşecek ve AKP-Ergenekon ekibinin işini kolaylaştıracaktır. Bu andan itibaren de muhafazakar politikalar tarafından yutulacak ve bir süre sonra Mehmet Metinerler ve Altan Tanlar’ın gittiği yönde ya AKP’ye ya da benzeri bir gücün denetimine girecektir. SAKIN!..

NOT: Bu haftanın konusu Nekropolitika olarak belirtilmişti ancak mevcut tartışmanın önemine binaen bir sonraki yazıda ele alınacaktır.

Yazarın diğer yazıları