HDP izlemekten yorulmadı mı?

Ve HDP’nin 7 Haziran’da yüzde 20 oy alacak potansiyeli vardı. 

Ortam bunun için müsaitti. Ortam müsaitti çünkü AKP Türkiye’sinde ekonomik kriz kapıdaydı ve kriz görünür olmaya başlamıştı. Ortam müsaitti çünkü AKP’nin dış politikası iflas etti ve uluslararası stratejik müttefikleriyle ciddi problemler yaşıyor; Ortam müsaitti çünkü AKP’nin DAİŞ terör örgütüyle ilişkileri ve suç ortaklığı daha görünür oldu. Ortam müsaitti çünkü Kürt hareketi önemli gelişme kaydediyor; Suriye, İran ve Irak’ta oyun kurucu durumunda. Ortam müsaitti çünkü Rojava’da DAİŞ terörü örgütü geriletildi ve Laskiye’ye kadar olan hattın özgürleştirilmesi için uluslararası stratejik ortaklıklar sağlam. Bu Suriye’de Rojava bölgesini teröre karşı direnişin ve istikrarın tek mekanı yapıyor. Bu gelişmeler Kürt hareketine olan güveni arttırdı ve AKP’yi ciddi olarak geriletti. 

Eğer yüzde 20’leri bulamadıysa seçim stratejisinin hatalı yanları ve aday profilinin hitap edilen kitleyi yeterince temsil edemeyişi nedeniyledir. 

Bütün olumsuzluklara rağmen HDP, 7 Haziran seçimlerinde büyük bir başarı elde ederek yüzde 13 gibi tarihi bir netice aldı. Bu hem seçim barajını yok etti hem de AKP’nin 13 yıllık tek başına hükümetine son verdi. 

Ancak AKP 7 Haziran gecesi hükümetten düşmesine rağmen hükümet gibi icraat yapıyor; bürokrat atıyor, kararnameler imzalıyor, savaş kararı alıyor. Erdoğan ancak 45 gün sonra Davutoğlu’nu hükümeti kurmakla görevlendirdi. Dünyanın başka yerinde olsa muhalefet kıyamet kopartırdı. Tüm bunlara rağmen CHP ve HDP suskun. MHP ise AKP’nin koltuk değnekçisi… 

AKP muhalefet partilerine göre daha hazırlıklı. DAİŞ’in denetimindeki Til Abyad’ın YPG/YPJ ve Koalisyon güçlerince özgürleştirilmesi üzerine hemen tutum aldı ve on binlerce askeri gücü Rojava sınırına yığdı. Sınıra asker yığarak Cerablus’a olası bir müdahalenin önüne geçmeyi hesaplıyor. Böylece YPG/YPJ güçlerinin Cerablus üzerinden Efrîn’e oradan Laskiye’ye ulaşmasını engellemeye çalışıyor. AKP buna tutum alıyor. Öte yandan Öcalan üzerinde tecrit uyguluyor. Bakur’da ise Kalekol, baraj ve operasyon yolları inşa ediyor. HDP yönetimi ve 80 milletvekili ise tutum almıyor. Eşbaşkanlar Demirtaş ve Yüksekdağ adeta “görmedim, duymadım, bilmiyorum” pozisyonunda izliyorlar. Öcalan üzerindeki tecride karşı etkin bir tavır almadılar. HDP projesinin ve başarısının mimarı Abdullah Öcalan. Tecridi adeta izliyor pozisyonundalar. HDP’nin İmralı heyeti üyeleri Ufuk Uras’ın “AKP Öcalan ile gizlice görüşüyor” söylemine sahip çıktılar ve tecride, Bakur’da süren asker ve polis operasyonlarına, Rojava sınırına yapılan askeri yığınağa güçlü tepki koyamadılar. 

Bu aşılmazsa birçok kazanım uçup gidebilir. Nitekim KCK yönetimi tutum aldı ve önemli bir açıklama yaptı. Açıklamada özetle şuna dikkat çekildi; 

1- TSK operasyonlarını arttırdı; 2-Kürt gençlerine ve siyasetçilerine dönük polisin operasyonları arttı ve birçok kişi hapse koyuluyor; 3- Önderlik (Abdullah Öcalan) üzerinde tecrit uygulanıyor; 4- AKP, HDP ve CHP’yi dışlayarak MHP ile koalisyon hazırlığı yapıyor ve bu savaş hükümetidir; 5- Kalekol, güvenlik barajları ve operasyon amaçlı yol yapımları sürüyor; 6- Yapılan operasyonlar, savaş hazırlığı, tecrit ve savaş hükümeti hazırlığı bizi kaygılandırıyor; 7- TSK ve Hükümet ateşkese uymuyor ve ihlal ediyor; 8- Bu gelişmelere sessiz kalamayız, bundan vazgeçilmez ise ateşkes pozisyonumuzu yeniden değerlendireceğiz; misillemeyle karşılık vereceğiz. 

KCK Başkanlık Konseyi üyeleri Bese Hozat, Mustafa Karasu ve Duran Kalkan yaptıkları açıklamalarda HDP’yi doğru tutum almaya ve Türkiye halklarını harekete geçmeye çağırdılar. 

HDP ise yaşananları okumaktan uzak. Bölgesel ve uluslararası gelişmelere göre bir pozisyon alacağına AKP’ye göre pozisyon alıyor. Bu onu izleyici yapıyor.

KCK Yürütme Konseyi üyesi Murat Karayılan basına yaptığı açıklamada önemli bir ayrıntıyı açıkladı: “ABD kantonların birleşmesine karşı değil”. Böyle bir gelişme tarihi önemdedir. Rojava hattının Lazkiye’ye kadar uzaması bölgesel kartları yeniden dağıtacaktır. ABD’nin İran’la yeniden ilişkilenmesi ve Rusya’yla bölgesel politikalarda benzer pozisyonlara geliyor olması bu gelişmelerle bağlantılı. Kürtler İran’la birlikte Uluslararası toplumun stratejik bölgesel partneri olma yolunda hızla ilerliyorlar. Bu Türkiye’nin jeo-stratejik pozisyonu ve jeo-politik konumunu geriletecek bir gelişme. AKP, Rojava ve Kürt karşıtı pozisyonunu terk etmezse uluslararası toplumla çatışır hale gelecektir. Bu ise AKP’yi bir kaosa sürükler ve siler. 

AKP’nin tek iktidar alternatifi ise HDP. Devlet bunun farkında. Bunun farkında olduğu için Erdoğan bütün işini bırakmış her açıklamasında Kürt hareketini ve HDP’yi hedef alıyor. Devlet bunun farkında ve MHP’yi, İslamcı görünümlü paramiliter güçleri HDP’nin üzerine salıyorlar. CHP’yi de böyle bir pozisyona çekme çabasındalar. 

Ancak HDP yaşananların ve pozisyonunun farkında değil. 

HDP yönetimi ve CHP 7 Haziran seçim sonuçlarını okumaktan aciz. 

Bir başka gelişme de şu: 7 Haziran seçimlerinden hemen sonra Obama yönetimi AKP’yi DAİŞ’e tutum almaya zorladı. Erdoğan ise hükümetin kurulamamış olmasını bahane ederek zaman istiyor. Karayılan, AKP’ye “Sabrımız yok, elini çabuk tut” dedi. Obama ve Karayılan, Erdoğan’ın DAİŞ’e tutum alması için baskı kuruyor.

HDP ya bu baskıyı içerden güçlendirecek ve daha aktif bir tutum alacak ya da güç kaybedecek!

Şunu da not etmeden geçemeyeceğim: HDP’nin 80 vekili eğer yeni alınacak danışman ve idari kadro üzerindeki tartışma ve enerjinin yarısını son 45 günde barış, tecridin sona ermesi ve demokrasi için verselerdi durum çok daha iyi olurdu.

Yazarın diğer yazıları