HDP’li Türkiye: Sıkıntı mı var?

12 Eylül faşist darbecileri yatalak olarak ifade veriyorlar ama ne yazık ki anayasaları, seçim yasaları hala ayakta ve geçerli. AKP, varlığını ve her şeyini borçlu olduğu yüzde 10 barajlı seçim yasalarına sımsıkı sarılmış bırakmıyor. Bugüne kadar halkı kandırmayı-oyalamayı başarabildiler. Yüzde 10 barajı kalkarsa istikrar bozulacakmış, niye? Baraj kalkarsa demokratik halk muhalefeti meclise girecek ve AKP’nin tek parti diktası yıkılacak. Tek parti diktasında istikrar var mı ki yıkılınca istikrar bozulsun? Tam tersine, AKP’nin tek parti diktası yılları halklar üzerinde kanlı bir zulüm ve kargaşa dönemi oldu. Sadece Gezi Direnişi ve sonrasında öldürülen çocukları, gençleri ve Roboskî’yi düşünün. Vatandaşın can güvenliği olmayan bir rejimde neyin istikrarı olabilir ki? AKP liderleri halkı tehdit ederek, şantaj yaparak, korkutarak, olmazsa da doğrudan saldırarak kendi diktalarını ayakta tutmaya çalışıyorlar. Buna da istikrar diyorlar. Buna karşı çıkan da ajan, terörist, paralelci, “üstakıl” vb. ilan ediliyor. Kendi “sivri akılları” bu kadarına yetiyor. Halk bu AKP diktasına boyun eğmeye mecbur mu? AKP’nin sınırsız ve sonsuz diktası Allah’ın bir emri mi? Elbette değil. Bütün diktalar gibi AKP diktasının da bir sonu vardır ve bu son yaklaşmış gibi görünüyor.

HDP’nin, faşist seçim barajını aşması ve bütün ezilenleri meclise taşıması kaçınılmaz gibi görünüyor. Bu ise şimdiden AKP liderlerinin eteklerini tutuşturmuş bulunuyor. Şimdiye kadar aldırmaz görünüyor ve “Nasıl olsa aşamaz” diyorlardı. Oysa halkların artan ilgisi, desteği ve anketlerde HDP’nin devamlı yükselişi AKP liderlerini zıvanadan çıkarmışa benziyor. En başta Erdoğan olmak üzere, Davutoğlu, Akdoğan, Ala, Bozdağ ve diğer AKP liderleri, yandaş medyanın sivri akıllı uzmanları kafayı HDP’ye takmış durumdalar. HDP’nin barajı aşmasının ne kadar tehlikeli olduğunu anlatıp duruyorlar. Böylece kendi anti demokratik-diktacı-zorba zihniyetlerini de ele veriyorlar. Oysa demokrasiden zerre kadar nasiplerini almış olsalardı, bu kadar oy alan HDP gibi bir partinin meclis dışında değil, içinde olmasını tercih etmeleri gerekirdi. Onar ise tam tersine HDP’nin barajı aşmasından ölümüne korkuyorlar. Yalçın Akdoğan açıkça “HDP barajı aşamazsa değil aşarsa sıkıntı olur” buyurmuş. Halkın desteğini alan bir partinin meclise girememesinden huzur bulan ve meclise girmesinden sıkıntı duyan bir kişiye ne demek lazım? Bir partinin halktan yeteri kadar oy alıp meclise girmesi kime, niye sıkıntı oluyor? 

İşte AKP şeflerinin demokrasi anlayışı bu kadardır. Kendileri tek parti diktasını sürdürürlerse bu demokrasidir, huzurdur, refahtır, istikrardır ama tek parti diktaları yıkılırsa sıkıntı olur. Aslında haklılar. Kendine Müslüman, Rab bana, hep bana kafalı AKP şeflerinin demokrasiyle alakaları yok. Onlar kendi diktalarını kutsal bir yönetim zannediyor. Bu kutsal diktayı yıkmak isteyenler ise düşmanlardır. Bu kutsal diktanın yıkılması da felaket… Evet, kendileri için öyledir, öyle olacaktır. Hesap verme devri başlayacaktır. Bu nedenle de Ağrı’dan başlayan yeni bir saldırı politikası devreye konmuştur. Sivil çapulcu-kontrgerilla çeteleri yeterli görülmemiş ki, resmi devlet güçleri HDP’ye karşı saldırıya geçirilmiştir. AKP kendi diktasını korumak için her türlü katliama hazır görünüyor. Seçimlerin sağlıklı olarak yapılabilmesi için bu saldırıların püskürtülmesi şarttır.

Seçimler üzerinde yapılan analizler HDP ve AKP’nin alacağı oylar üzerine odaklanıyor. HDP barajı aşabilecek mi, aşarsa ne olur, AKP tek başına hükümet kurabilir mi vb….Bu soruların elbette hepsi de önemli sorular. Cevapları da ve sonuçları da önemli olacaktır. Ancak artık sayılar ve yüzdeler üzerine yapılan değerlendirmeler bence önemini kaybediyor.

HDP getirdiği perspektif ve çözüm önerileri, vizyonu ile şimdiden kazanmıştır. HDP bir adım atıyor, şiddetli tepkiler görüyor. Ama bir süre sonra alışıyorlar. En sonunda da taklit etmeye başlıyorlar. İşte “çözüm süreci”, “işte kadın politikası, eşit aday, eşbaşkanlık vd.” işte bütün ezilenlerin temsiliyeti…..

7 Haziran 2015 seçimleri için yayınlanan seçim bildirgesi de yeni ve özgür yaşama güçlü bir çağrıdır. “BİZ’LER MECLİSE” diyen “Büyük İnsanlık” HDP öncülüğünde birleşmektedir. Bütün ezilenler ilk defa, açık olarak kendi kimlikleriyle ve projeleriyle siyasete giriyor. Artık yeni Türkiye’de BİZ olacağız. Zaten yeni olan da budur. Yapılacak hiçbir saldırı, cinayet ve katliamlar, hiçbir seçim oyunu ve dalavereleri BİZ’i durduramayacak. Siyasette ve toplumsal yaşamda BİZ’im ağırlığımız durmadan artacak.

Çözümden kaçarsa, AKP’siz bir Türkiye mümkündür, belki de kaçınılmazdır ama kaç oy alırsa alsın HDP’siz bir Türkiye artık mümkün değildir. HDP’li Türkiye çözüm için tek çaredir. Bunu herkesin bir an önce anlamasında ve kabullenmesinde büyük yarar var. AKP’lileri bu nedenle sıkıntılar basıyor, daha da çok basacak. Olacakla öleceğe çare bulunamıyor.

Yazarın diğer yazıları