HDP’nin önünde toplanmış çorba içip tırşik yiyorlar!..

HDP önünde ailelere yaptırılan vodvil, tek bir hamlede fiyaskoyla sona erecek kadar komiktir.

O “tek hamle” ne olabilir?

Kandil’den bir çağrı gelse…

HDP önündekiler Kandil’e çağrılsa…

“Gelin oğlunuzu ve kızınızı görün” dense…

“Kaçırılmışlar mı, yoksa gönüllü olarak mı gerillaya katılmışlar sorup öğrenin” diye anlatılsa…

Sonra da, “kaçırıldım” diyenin “zaten gerillada işi olmayacağı için onu alıp gidersiniz, boşuna bize yük ve risk olmaz…” diye, bu devlet imali “kaçırılma” lafına bıyık altından gülümsense…

Ne olur?

Soylu üryan soyunur, kendini Zap suyuna atar.

Bu o kadar da önemli olmaz.

Ama varsa içlerinde bir iki “kandırılmış”, onları hesaptan düşelim, geriye kalan zavallı “psikolojik savaş aleti” olmayı kimbilir hangi menfaatle kabullenmiş olanlar o anda pılıyı pırtıyı toplayıp çekip gider. Bu gibiler her gün tonlarca bombayla alt üst edilen Kandil tepelerini, derelerini, sarp uçurumlarını çocuklarını görmek için aşmayı yeminle söyleyeyim, göze alamaz. “HDP’nin önünden kalk Kandil’e git” dendiğinde çocuğu için ölümü göze almayana da “ana” denmez.

Perde kapanır. Vodvil kepaze bir sonuçla sonlanır.

Kandil bunu neden yapmaz? Yanıtı basit.

Çünkü Kandil, bırakalım “kaçırıldı” denenleri göndermeyi, elindeki esir asker, subay ve polisleri “gelin alın” diyor, devletin umurunda değil. Ey Kurdî aile: Erdoğan kendi subayını, askerini, polisini “gelin alın” dendiği halde almıyor, senin çocuğunun mu peşine düşecek? O devlet senin çocuğunu bir tonluk kazan bombasıyla öldürmekten başka bir şey düşünmüyor.

HDP önündekilerin çocuklarını mı düşünüyor da, HDP binasını taşlayanlara çorba, tırşık taşıyor. Onun amacı bu zavallı insanları birer alet olarak kullanıp, HDP’yi kriminalize etmek, Kayyım darbesine karşı tepkileri bastırmak, sonunda HDP’yi kapatıp, Kürdistan’da “seçim şartları yoktur” diyerek, sadece Batıda bir erken seçimle paçasını kurtarmak istiyor.

Aralarında HDP’nin çocuklarını kaçırdığı iftirasına inandırılmış bir iki aile var mıdır? Olabilir.

Onlara söylenecek söz de basittir:

“Be hey kandırılmış, şaşırtılmış insanlar; eğer oğlunuzu ya da kızınızı gerçekten HDP kaçırmış olsaydı, kendiniz biliyorsunuz, bu Amed’in her köşesinde karakol var, HDP’nin yalnız kapısı değil, bütün pencereleri çepeçevre kameralarla denetim altında, bütün HDP’liler gece, gündüz adım adım izlenmekte, hepsinin evlerinin kapısı penceresi, bacası polisin gözetimi altında. Yüzlerce ajan, düşürülüp ajanlaştırılmış uyuşturucuya alıştırılmış, fuhuşa sürüklenmiş zavallılar, her gün yalan yanlış ihbarlarla gününü kurtarmakta.

Böyle bir şehirde bir HDP’linin oğlunuzu ve kızınızı kaçırıp dağa götürdüğüne kargalar bile gülmez mi?

Bir gencin HDP tarafından “kaçırıldığını” size çorba, tırşık veren, HDP’yi taşlamanızı teşvik eden şu devletin polisi, MİT’i, Soylusu, soysuzu bilmeyecek, anlamayacak, “kaçıranı” anında tutuklayamayacak, “kaçırılanı” kurtaramayacak ve siz HDP önünde bağırıp çağıracaksınız. Öyle mi?

Polisin hizmetine girenlerden biri, geçen gün, “yolda uzun namlulu HDP’liler yolumu kesti, HDP’nin önünden çekilmezseniz, sizi öldürürüz dedi” diye “şikayette” bulunmuş. “Uzun namlulu HDP’liler” lafı beni gülmekten öldürdü. Hani bu adam, “ellerinde kızılcık sopası olan HDP’liler mabadıma yüz sopa attı” dese belki inanacağım. Ama şu “uzun namlulu silah” lafı müthiş.

Bu “hadise” nerede olmuş, Mobeseler o sırada bozuk muymuş? Bu HDP’lileri söz konusu zavallıdan başkası görmemiş mi? Görenler ihbar etmemiş mi? Sor sorabildiğin kadar.

Hiç kuşkusuz Erdoğan bu ailelerle HDP’li ailelerin birbirine girmesini bekliyor. Provokasyon peşinde. Elbette HDP bu oyuna gelmemek için dikkatli davranıyor.

Ama “dikkat” başka bir şey, bu “vodvil”i deşifre etmek başka bir şey.

Ortada “evlat hasreti” gibi bir mukaddes duygu yok. Devletin Kürt insanını HDP’ye karşı “kirletilmiş bir alet” gibi kullanma amacı var.

Onun yöntemi budur: Duymadınız mı? Dün “akrabamız, ümmetimiz” diyerek bağrına bastığı beş milyon Suriyeli’yi, Avrupa’ya karşı “kapıları açarım, kudurmuş köpekler haline getireceğim bu mültecileri üstünüze salarım” demedi mi?

“Ümmet” dediği Arap’a bunu reva gören adamın, sana neleri reva göreceğini gör ey HDP önünde çorba içip, tırşık yiyen Kürt… Gör ve uyan.

Yazarın diğer yazıları