HDP’ninki tamam, ya Erdoğan’ınki? ‘Kaoslu-savaşlı’ ‘erken seçim’ mi?

Şu anda, TBMM’nin çoğunluğu “erken seçime” karşı olsa bile, eğer Erdoğan “seçimi” kazanacağına inanıyorsa, tek bir kararla Türkiye’yi “erken seçime” götürebilir. Anayasa bu yetkiyi Cumhurbaşkanına vermiştir.

Örneğin, Erdoğan eğer “erken seçimi” kafasından geçiriyorsa, önce “yeni kurulacak partilerin” kurulmasına fırsat vermemeyi düşünür, “erken seçim için” acele eder. Sonra HDP’yi “erken seçime” giremeyecek hale getirmek için vekiller de içinde kitlesel tutuklamalara başvurur. Ardından hemen her seçimde yaptığı gibi ülke içinde “kanlı bir kaos” ortamı yaratmayı planlar. Ve nihayet yine her zaman yaptığı gibi, diyelim ki bu defa Kıbrıs açıklarında bir Yunan askeri gemisiyle bir Türk askeri gemisi arasında çatışma çıkarır, savaş ortamı yaratır.

Erdoğan’ın kafasında bir “erken seçim” planı var mı?

Her fırsatta “A, B, C” planlarından söz ediyor ya, belki bu “C” planı böyle bir şeydir.

Neden? Türkiye öyle bir ortamda ki, rejim ya şimdi, işler iyice karışmadan yukarıdaki ortamı yaratarak bir “seçim” zaferi umabilir, ya da diyelim ki, yeni bir “15 Temmuz” oyunuyla “seçimlere” bir on yıl “paydos” diyebilir.

 Ben inatla diyorum ki, Erdoğan’ın önünde, kriz yıkıcı bir şekilde patlamadan önce “ya kaos ve savaş ortamında bir erken seçim ya da seçimsiz rejim” ikilemi duruyor.

Nedeni şu: Erdoğan son ABD gezisinde, herkesin söyleyip, yazdığı gibi, yeni hiçbir şey kazanamadı, ama  kendi kaderi için çok değerli bir “zaman” kazandı.

Bu “zaman” sona erdiğinde, Rusya İdlib’e girecek ve milyonlarca Suriyeli mülteci sınırları aşacak. Kürt ulusal birliği kurulacak ve Türkiye işgal ettiği topraklarda barınamayacak, büyük olasılıkla hem ABD ve hem de AB’nin “yaptırımları”yla yüz yüze gelecek. Dolar uzaya doğru fırlayacak. İflaslar ve işsizlik felaket haline gelecek. AKP parçalanacak, yeni partiler kurulacak. HDP uğradığı saldırıların yaralarını saracak, oylarını arttıracak.

İşte bu “kazanılmış zaman” dolmadan ve bu gelişmeler yaşanmadan, Erdoğan ya “kendi istediği kaos ve savaş ortamında” bir “erken seçime” gidecek ya da “seçimsiz faşizme” yönelecek.

Şimdi en can alıcı soruya geliyoruz: Yukarıda tasvir ettiğim gibi “kanlı kaos ve savaş ortamında, yeni partiler önlenerek, HDP fiilen kapatılarak” yapılacak bir ‘erken seçim’ karşısında muhalefet ne yapacak?

Eğer boynunu kasabın bıçağına uzatmayacaksa, böyle bir gayrı meşru seçimi “boykot” edecek. (Dikkat, HDP ‘tek başına’ değil, hep birlikte…)

Buradan hareketle diyorum ki, kimine göre yakın, kimine göre uzak bir ihtimal olan böyle bir “erken seçim” dayatması karşısında politik bakımdan tedbirli olmak gerekir. Bir an için Erdoğan “kaos, savaş, tutuklama, yasaklama” planları yapıp, bir hafta sonra “erken seçim” dediğinde, bizim “erken seçim çağrımız” ayağımıza dolanabilir. “Boykot” dediğimiz anda, bize “erken seçim” çağrısı yaptığımız hatırlatılır.

Hiç kimse “Erdoğan bu kadarını da yapamaz” demeyeceğine göre, bu ihtimal ister yakın, ister uzak olsun hesaba katılmalıdır. Dikkat ederseniz, ciddiye alınacak yazarlar, kamuoyu araştırmacıları, Erdoğan’ın gelecek yılın kasım ayında “erken seçim” yapma ihtimalini kuvvetle dile getirmekte.

Benim görüşüm böyle.

Ama eğer HDP tüm muhalefeti, Erdoğan “kendi erken seçimine” hazırlanamadan, en kısa zamanda “muhalefetin erken seçimi” temelinde birleştirebilir, “hazırlıksız” Erdoğan’ı “erken seçime” zorlayabilirse, bunda başarı elde edemese bile, en azından muhalefeti tek bir “erken seçim” cephesinde birleştirmiş olabilir. Bu da bir kazanım sayılabilir.

Burada bütün mesele “erken seçimde” birleşen HDP dışı muhalefetin, HDP’li yerel yönetimleri savunup savunmayacağında, siyasi soykırım tutuklamalarını göğüsleyip, göğüslemeyeceğinde, savaşa karşı çıkıp çıkmayacağındadır.

Bu sorulara olumlu yanıt vermek çok zordur.

Denebilir ki, partileri aşarız, onların tabanına gideriz, o tabanı aşağıdan yukarıya doğru “erken seçim” için birleştiririz. İyi olur. Doğrusu da budur. Ancak bu tabanı faşist rejimin soykırım ve savaş politikasına karşı birleştirmek daha da doğrudur.

Bu başarılırsa, ister erken, ister zamanında, ister geç seçim olsun, isterse hiç yapılmayacak olsun, o taban sokakta birleşmiş olacağından, asıl demokratik alternatif de oradan çıkacaktır.

“Erken seçime” Erdoğan’ın “izin verme” ihtimaliyle, halkı faşizme karşı “birleştirme” imkanını kıyaslayın, sizce hangisi daha gerçekçidir?

Tabanda “antifaşist cephe” ya Erdoğan’ı “kaos ve savaş ortamında erken seçim” oyunundan vazgeçirtir, hazır olmadığı “erken seçime” mecbur eder, ya da bu taban rejimin işini, nice ülkede şu sıralar gördüğümüz yöntemle bitirir.

Her neyse… Madem HDP “erken seçim” taktiğini benimsedi, bu taktiğin başarısı için, farklı düşüncelerimize rağmen çalışmak boynumuzun borcu olacak.

Ama “mezara kadar değil, pazara kadar.” İnsanlar ve partiler tatil gününde “muhasebe” yapar da ondan.

Yazarın diğer yazıları