HDP şimdiden kazanmıştır

Hayır,  zaferi torbada keklik olarak görmüyorum. Şimdiden erken zafer-erken iktidar hastalığına yakalanmış da değilim. Tam tersine bu hastalığa karşı aşılanmalı ve bağışıklığımızı güçlendirmeliyiz. 7 Haziran’a, daha iki aya yakın zaman var. Bu zamanın her günü, saati ve dakikası çok önemlidir. HDP’ye karşı her türlü saldırı ve provokasyon artarak sürecektir. Bu nedenle seçimler yapılıp kesin sonuçlar alınıncaya kadar ayakta olmak ve mücadeleyi sürdürmek şarttır. Moda sloganla “Bu daha başlangıç…”

Halkın en geniş kesimlerine ulaşmak ve verilen oyları gözümüz gibi korumak, kurda kuşa, sayım-suyum oyunlarına, görevli kedilere yem etmemek gerekiyor. Bu mücadelenin her aşamasında başarılı olmak şartıyla sonuca ulaşılabilir.

Geçmişe bakarsak, 1965 seçimleriyle 2015 seçimleri arasında özde bir benzerlik göze çarpıyor:

Şüphesiz ki aradan geçen 50 yılda yani yarım yüzyılda yaşanan değişimleri anlatmaya saatler yetmez. Bizim vurgulamak istediğimiz ise şudur:

O günün şartlarında Kürdistan ve Türkiye’nin bütün sol, demokrat ve emekten yana değişimci güçleri Türkiye İşçi Partisi’nde (TİP) birleşmiş, düzenin tüm saldırılarını, cinayetlerini, engellerini aşarak TBMM’ye girmiştir. TİP, bağımsızlık ve sosyalizm sloganlarıyla işbirlikçi, sömürücü, emperyalist uşağı rejimi temellerinden sarsmıştır. İşçiler, Kürtler, Aleviler ve gençlik başta olmak üzere toplumun geniş kesimlerinde TİP’e büyük bir ilgi ve katılım olmuştur. Sistemin taşları yerinden oynamıştır. Bu zemindeki uyanış 68 kuşağının doğuşuna ebelik yapmıştır.

65 seçimlerinde, TİP’in aldığı oy yüzde 3, çıkardığı milletvekili ise sayısı ise o zamanki demokratik Milli Bakiye sistemi sayesinde 15’dir. Sayısal olarak küçük bir başarı gibi görünse de, bu büyük bir dönüm noktası olmuştur. Çünkü, ilk defa ezilenlerin büyük bölümü kendi temsilcileriyle meclise girmiştir. O uyanışı durdurmak için askeri darbeler, sıkıyönetimler art arda gelmiştir. TİP’in siyasi hayattaki etkisi aldığı oy oranı ve vekil sayısından kat kat fazla olmuştur. Örneğin, kırk yıllık İsmet Paşa halkın sola kayışını engellemek için, eski arkadaşlarını emekli ederek, genç Ecevit’i genel sekreter yaparak, sosyalizme karşı ‘’Ortanın Solu’’ sloganını atmıştır.

HDP’nin kurulması ile siyasette yeni bir dönem açılmıştır. Bütün ezilenlere “Yeni Yaşam” projesi öneren HDP’nin bu projesi 2015 seçimlerinde halkın onayına sunulacaktır. Bu projeye bakarsak:

HDP, “Bana oy verin, sizi kurtaracağım” demiyor. ‘’BİZ’’ diyor, ‘’BİZLER’’ diyor.

Bütün ezilenlerin eşitliğini, özgürlüğünü savunuyor.

Bunun içindir ki, aday listeleri kesinleştikten sonra küsüp istifa eden, karşı partilere geçen, aday adayı hadiselerine HDP’de pek rastlanmıyor. Çünkü HDP, ‘’BEN’’ değil, ‘’BİZ’’ partisidir.

HDP, bütün ezilenlerin sadece  seçimden seçime oy vermesini değil, örgütlenmesini ve kendi istemleri için her gün mücadele etmesini öneriyor. HDP, bütün örgütlü gücüyle ezilenlerin öz örgütlenmelerini, mücadelelerini destekliyor. Bunu sadece lafta yapmıyor. Örgütlenmesine de, mücadelesinin her alanına da, seçimle gelinen bütün görevlerdeki aday profiline de yansıtıyor. Böylece siyaset dışına itilmiş olan kadınlar başta olmak üzere, tüm ezilenlere toplumsal yaşama katılma ve yönetime gelme yolunu açıyor. HDP’nin siyasi yaşama getirdiği eşbaşkanlık, fermuar sistemiyle eşit sayıda adaylık çabaları bütün partilerdeki kadın adayların sayısını da arttırdı.

HDP’nin ezilenlerin farklı kesimlerini siyasi yaşama katma çabaları bütün partileri de etkilemiş görünüyor. CHP, AKP hatta MHP bile kadın, Alevi, Ermeni, Süryani, Roman, Çerkez ve diğer kimliklerden aday gösterme telaşına düştüler. Hala tek, tek, tek diye tekleyen düzen partilerinin her renkten aday bulma telaşı ibret verici ama yaman bir çelişkidir. HDP şimdiden sadece kendisini değil, sistem partilerini ve sistemi de değiştirmeye başlamıştır. HDP’nin özgürlük mücadelesinde kesin olarak kazandığı zafer budur. Bu akıntıyı geri çevirmek olanaksızdır. Bu tarihi akıntıya karşı duranlar, boşa kürek çekenlerdir.

HDP, ezilenlerin bütün renklerini bayrağına, programına, “Yeni Yaşam Projesi”ne taşımıştır. Hepsini de bir cephede,  çatısı altında toplayacaktır.

7 Haziran’da yeni bir devir açılacaktır.

Siyaset dünyasına yepyeni renkler gelecek ve Mezopotamya’nın bütün çiçekleriyle hepimizin yaşamı iyice renklenecektir.

Ezilenlerin dünyasını artık hiçbir kimse, hiçbir güç  bir daha karartamayacaktır.

Yazarın diğer yazıları