Hedef: Kuzey Kürdistan sistemi

Berlin’de Avrupa için "seçim startı konuşması"nı dinliyorum.

50 dakikalık konuşmada Demirtaş kendisini dinleyen ikibini aşkın kitleye Türkiye coğrafyasının hiç de alışık olmadığı tarihi mesajlar iletti.

Dil, inanç ve etnik köklerin bileşkesi "ortak yeni yaşam"a dair özgür bir gelecek önerdi; Tekil diktatoryal sisteme karşı, tabana dayalı bir yönetim modeli vaad etti;

HDP’nin Mazlum Doğan, Deniz Gezmiş’den devraldığı  geleneğine;

Kemal Pir’den İbrahim Kaypakaya’ya, Mustafa Suphi’ye dek uzanan siyasal köküne işaret etti.

HDP gövdesinin yarısının kadınlardan oluştuğunu belirttiğinde, Berlin’de katıldığım cinsler karması bir toplantıda ilk kez kadınların sayısının salondakilerin yarısına yakın olduğunu gözlemledim.

Demirtaş’ı dinlerken, son dönemin bıçak keskini sözlü çatışmalarını hatırladım. 

Demirtaş, Erdoğan’a atfen "Allah halkımızı senin gibilerin eline düşürmesin… Evet sen teksin, tek kalmaya devam edeceksin!" 

Erdoğan Demirtaş’a cevaben Ata’larının sözlerini sarfetmişti: "Kendini bil, haddini bil, neslini bil" demişti.

Öncesinde Yalçın Akdoğan, Cemil Bayık’a karşı, magazin yüklü bir açıklama yaptı.

Üsküdar’daki kabadayılar inandılar, Kürdistan yakasında yankı bulmadı. Sonra, Akdoğan ve Arınç, Demirtaş’ı hedefleyen açıklamalarda bulundular.

Demirtaş ve arkadaşları Türkiye cephesinde daha fazla sempati kazandılar. Kürdistan’dakiler ise bu "büyülü oyun"un farkında olduklarının sinyalini verdiler.

Kandil, İmralı ve DTK dengesini bozamadılar.

Aksesuarda seçimler duruyor.

Asıl sahne Türk kolonyalizminin son temsilcisi AKP ve son "Türk Gladyo’su Erdoğan"ın kaderinin belirleneceği bir seçim var.

Türkiye’de Asker sivil otokratik Erdoğan sistemi;

 Kuzey Kürdistan’da kolonyal faşizmi tatbik eden AKP, alanen askeri bir savaş yürütür gibi.

Polisler ve Genel Kurmay, "darbe olmadan" yönetimi yürütmek için aktifleştirildiler. Kürdistan karanlık bir delhize sürükleniyor; savaş hükümetine tırmanış var.

Böylece, Demirtaş ve arkadaşları bir dünyanın, Erdoğan ve arkadaşları bambaşka bir dünyanın adamları

Demirtaş, Berlin’de dile getirdiği gibi, ezilenleri diktatoryal rejimden kurtarmak için varlar. Erdoğan ise ırkçı, tehditkar, katle dayalı dünyanın "diktatoryal aktörü".

Bu durumda Erdoğan sistemi, şimdilik Demirtaş’ı hedef almış oldu.

Siyasilerden sonra, kalemler harekete geçti.

Oyun: "Kötü adam: Demirtaş; İyi adam: Öcalan.

Kuzey Kürdistan sistemini hedefliyorlar; Kuzey Kürdistan Kurtuluş Hareketi’nin onyıllardır kazandığı siyasi mevzileri, bu şekilde dinamitlemeyeceklerini biliyorlar.

Bu oyun çok çiğnenmiş bir sakız; bunu da idrak ettiler.

Peki bunu neden yapıyorlar?

Sorun Kürdistan’da hala dayandıkları "Kürt potansiyeli" kaybetmemek. Bir yerde Kürtler’e dayanarak, Kürdistan’daki işgalin devamını sağlamak.

Kürtler’in kederini tayin hakkını, "Kürtler’e dayanarak, rafa kaldırmak" rafine bir oyun.

Bunun için, kafalarını iki omuzu üzerinde taşımayan Kürt yazarlar buluyorlar.

Bunlardan sonuncusu, Ümit Yazıcıoğlu oldu.

Ve Demirtaş için sözünü söyledi: "Kendisini sevimsiz yapıyor".

Kod adı Profesör Yazıcıoğlu son yazısında, önce Erdoğan ve Davutoğlu’na biat ettikten sonra, Arzu Erdoğral’a sığınıyor: "kendini milletin yerine koyan bir had bilmezlik örneği olarak sahnelerde çok hızlı bir çıkış yapan Demittaş…" Sonra kendisi ekliyor Yazıcıoğlu: "Şimdi Demirtaş Arzu Erdoğral’a onun yukardaki bu cümlelerinden dolayı cevap verebilir mi, bence çok zor".

Erdoğan, yeni Mehmet Metiner olmak için büyük çaba sarfeden, Yazıcıoğlu’nun siyasal neslini sormuyor.

Sömürgeciler insanı ellerindeki terazi kefesine koyarlar, sonrada bedelini sorarlar. Hedeflerinde, sömürge olmaktan kurtulmak isteyenlerin sistemini dinamitlemek var.

Dr. Hikmet Kıvılcımlı, 50’li yıllarda kemalistler’in, Kürtler’in vergileriyle, Kürtler’i bombaladığını yazmıştı. Değişen birşey var mı? Şimdilerde, Kürtler’in kalemleriyle, Kürdistan’a saldırıyorlar. 

Yazarın diğer yazıları