Hem cambaz düştü hem karpuzlar

Güney Kürdistan’da olup bitenler sadece Barzani, KDP ve YNK’yi değil, tüm Kürdistan’ı doğrudan etkileyecek niteliktedir. 

Bağdat yönetimi üç gün önce Güney Kürdistan hükümetine çağrıda bulunarak tüm gümrük kapıları ile havaalanları, vilayet, belediye ve kurumların merkezi hükümete teslim edilmesini istedi. G.Kürdistan hükümeti bu çağrıya aynı gün yanıt vererek, hiçbir ön koşul öne sürmeden Bağdat hükümeti ile görüşmeye hazır olduklarını bildirdi.

Basit ve açık olanı karmaşık hale getirmek, görüneni ve bilineni manipüle ederek başka bir hikaye uydurmanın hiç kimseye yararı olmaz. Başta Barzani hanedanlığı ve KDP yönetimi olmak üzere, Güney Kürdistan hükümetinin “bağımsızlık” referandumu ile başlayan ve geçen hafta toplu bir teslimatla son bulan ihanetine karşı, doğru tutum alınmazsa felaket devam edecektir.

Son bir haftada yapılan açıklama, yorum ve değerlendirmelerin büyük çoğunluğu, olan biteni anlamayı zorlaştıran, gerçeği manipüle ederek ihaneti ve suçu genelleştiren bir çerçevededir. Güney Kürdistan’ı yönetenlerin birbirlerine yönelik ihanet suçlamalarına rağmen, bir kısım parlamenter, siyasetçi, aydın ve yazar, bu “satışı” genelleştirerek, normal ve küçük bir kusura dönüştürme çabası içinde.

Mesud Barzani’nin tek başına aldığı “bağımsızlık” referandumunu kayıtsız, koşulsuz destekleyen ve bu konuda “neden KCK de açıkça bağımsızlığı desteklemiyor? İçinde bulunduğumuz dünya ve bölge konjonktürü Kürtlerin bağımsızlığını ilan etmeleri için son derece elverişlidir. Bağımsızlık bugün ilan edilmezse ne zaman?” diye nutuk atanlar, köşe yazısı döşeyenler, zamanında Mesud Barzani ve KDP çizgisini eleştirmedikleri, KDP’nin yanlış politikalarına karşı tutum almadıkları için onlar da sorumludurlar. Öyle bir atmosfer yaratıldı ki, bu konuda çekince, kaygı ve eleştirisi olanlar bile baskı altında, suskun kalmayı tercih ettiler.

Bu nedenle makul siyasetçi, tarafsız aydın görünümü altında, yıllarca KDP politikalarına ses çıkarmayıp, alttan alta bu yönetim tarzını tüm Kürdistan için örnek model haline getirmeye çalışanlar, Kerkük’ün ve Güney’deki kazanımların kaybedilmesinde KDP’nin suç ortaklarıdır. 

Kerkük ve G. Kürdistan’daki kasaba ve köylerin Haşdi Şabi’ye teslimi ile birlikte, tedavüle sokulan; “Kürt siyasi partileri derhal bir araya gelmeli”, “Kürt ittifakı olmadığı için bu haldeyiz” “Eger hûn nebin yek, Hûn ê herin yek bi yek” nasihatları kulağa hoş gelen, KDP’yi suçtan kurtarma dışında bir işe yaramaz. 

Bu nasihatları yapanlar aynı zamanda, ulusal birlik için KNK’nin on tane konferans topladığını, diğer tüm parti temsilcilerinin katılımlarına rağmen KDP’nin bu toplantıların hiç birine katılmamasını bir tek gün eleştiri konusu yapmayanlardır.

Bu nasihatlar, suçu ve suçluyu gizlemek ve esas olarak, PKK’yi KDP ve YNK ile aynılaştırma amaçlıdır. Bu nasihatlar, KDP ve YNK eliyle sonuçlanan Kerkük ve G.Kürdistan ihanetini normalleştirerek diğer partileri de suçun ortağı haline getirmeyi amaçlıyor.

Mesud Barzani görev süresi dolduğu ve yetkisi olmadığı halde fiilen hükümeti yönetmiş; tek başına kararlar almış ve tüm Kürtleri bağlayan antlaşmalar imzalamıştır. Bugün yaşanan ve hala sonu bilinmeyen felaketin esas nedeni budur. 

KDP’nin, Kürdistan’ın diğer parçalarını, Güney parlamentosunu, siyasi partileri ve toplumu bypass ederek aldığı referandum kararını, “ulusların kaderlerini tayin hakkı” gibi evrensel bir ilke ile izah ederek destekleyenler; bir hanedanlığın ve bir parti yönetiminin, tüm ulus adına karar alamayacağı gerçeğini yok saydılar.

“Kürt partileri birleşsin, Kürt ittifağı olmadığı için bu haldeyiz” diyerek hala KDP’yi aklama gayreti içindeki siyasetçi, aydın yazar şu soruların cevabını da vermelidir:

PYD etkin olduğu sınırda KDP’yi kuşatmak için kilometrelerce hendek kazsa, Semelka kapısını kapatsaydı bu kadar sessiz kalır mıydınız? Semalka kapısının açılması için KDP’ye yönelik kaç eleştiri yazısı, kaç konuşma yaptınız?

KDP Şengal’i DAİŞ’e bırakıp kaçarken suskundunuz, şimdi Haşdi Şabi’ye bırakıp gitmesine de. Biraz rahatlayınca Şengal’de HPG gerillalarına saldırdığında “birakujî” diyerek kendinizi ve KDP’yi de rahatlatacağınızı sanmıştınız. PKK’nin direnişçiliğinin sizi rahatsız ettiğinin yarısı kadar, KDP teslimiyetçiliğine itiraz ve eleştiri yapmamanız KDP politikalarına ortak olmanız anlamına gelmiyor mu?

Rojava’daki kazanımları büyütmek ve korumak yerine, Rojava peşmerge birlikleri oluşturan, dışarıda ENKS adıyla bir şebeke kuran KDP’yi bir kez olsun eleştirdiniz mi? Berlin ve Stockholm’de PKK veya PYD taraftarları ellerinde bayraklarla “KDP terör listesine alınsın” mitingleri yapsaydı kıyameti koparmaz mıydınız? Aynı mitingleri, ellerinde G.Kürdistan bayrakları ve ‘PYD terör listesine alınsın” pankartlarıyla KDP/ENKS yaptığında, yazdığınız bir kınama yazısı veya konuşma var mıdır?

“PKK’nin, HPG’nin Şengal’de ne işi var?” diyenleriniz de, “PKK/HPG Güney Kürdistan’ın kazanımlarını tehlikeye sokuyor” diye yazanlarınız da çoktu. G.Kürdistan’da 18 Türk üssünün bulunması KDP’nin izni ve icazetiyle olduğu için mi sizi rahatsız etmedi? Bu üslerin kapatılmasına yönelik kaç çağrı yaptınız?

Açık ve görünen yanlış politikalara karşı zamanında, yerinde ve sistematik olarak tutum almayanların birlik, ittifak vb. çağrılarının bir etkisi olmayacağı gibi, samimiyeti ve ciddiyeti de sorgulanır.

Tüm dönemlerde, dünyanın tüm ülkelerinde ve Kürdistan’da para, rant, ticaret, mülkiyet işleri ile uğraşıp aynı zamanda ulusu, toplumu, vilayeti, belediyeyi yönetmeye çalışmak; koltuğunun altında iki karpuz ile ip üzerinde yürüyen cambazın durumu ile tıpa tıp aynıdır: Ya karpuzlar düşecektir ya cambaz! Güney Kürdistan’da ne yazık ve maalesef ki cambaz da karpuzlar da düşmüştür.

Bütün olup bitene rağmen ihanetin utancını atmanın da, eldeki kazanımları korumanın da başı dik ve haysiyetli yaşamanın da tek ve yegane bir yolu vardır. Kendi özgücüne, kendi ulusuna, kendi toplumuna inanmak ve güvenerek direnişi ve mücadeleyi büyütmek! 

Bunun için de Uzak Asya’dan, Latin Amerika’dan ve geçmiş zamanlardan örnek aramaya ihtiyaç yoktur. PKK öğretisi, örgütlenmesi, yaşam tarzı, ilişkileri, mücadelesi ve direniş geleneğiyle yaşayan en iyi örnektir.

Yazarın diğer yazıları