Hendekler-Toplumsal dinamikler

Akit gazetesi Demirtaş için yazmış: "Bu adama haddini bildirin!"

Erdoğan’ın sözleri.

Birkaç gün içinde, Erdoğan’ın boynunu bir hayli büktüğü Ahmet Hakan da buna benzer şeyler yazacak, kuşkum yok.

Tayyip’in birinci derecede sekreteri olmak için beyhude çırpınıp duran Kurtuluş Tayiz ise, Kürdistan’ın "Amerikan ve İngiliz hayali" olduğunu yazdı bile.

Şaşırmadım…

Tayyip rejimi, Kuzey Kürdistan ile Türkiye arasındaki son köprüleri de bombalamaya hazırlanıyor.

"Ebed-müddet olan Türk devletine; kıyamete kadar hür, müstakil, mes’du ve müreffeh yaşamasını her gayeden aziz" (Türkeş‘in 14 Ekim 1981 tarihli söylevi) bilen rejim, Türkiye’nin ebed yaşaması için, Kuzey Kürdistan’ı yakmayı planlıyor.

Ancak, gelişmeler başka bir kulvara işaret ediyor.

Rojava ve Güney Kürdistan’ı Türkiye’nin işgalinden korumak, Kuzey Kürdistan’ın yeniden fiili işgalini önlemeyi hedefleyen Hendekler, Kürtler ve Kürdistan’lılarla Türkiye arasındaki bağlar kelimenin tam anlamıyla bombalandıktan sonra, açıldı.

Hendekler’in as bileşkenleri arasındaki önemli bir güç, son on yıldır "özgürlük için yaşam alanı yaratma mücadelesinde, namluya hedef edilen Kürdistan’lı gençler.

Roboskî ile başlatılan halka karşı "cepheden imha", hendeklerin açılmasına yol açan temel nedenler arasında.

Hendekler açıldıktan sonra, Tayyip rejimi ilk kez tarihi bir "toplumsal taciz ve imha" operasyonu başlattı.

Cizre ve devamında, devletten yana olmayan Kürtler ayıklandılar.

Sanki Türkiye’ya bağlı olan Kuzey Kürdistan’lılar için bir nüfus sayımı yapıldı.

Devlet’e bağlı olmayan Kürdistan’lıların yaşam alanları "ava serbest" bölgeler, evlere dönüştürüldü.

Asker, polis ve jandarma, önceden tesbit edilmiş her evi viraneye çevirdi.

Evlerdeki her insan, devletin gücüne secde etmeye mecbur kılındı.

Çocuklar’ın bellekleri işgal edildi.

Yaşlı kadınlar dipçiğin gücüne bir kez daha şahit oldular.

Genç kızlar, işgalcilerin ellerine geçmemek için, dağlara sığındılar.

Köyler göç etti.

Göç edenleri sayısı belki de onlarca "Mahmur kampı" nüfusuna vardı.

Kürdistan’daki toplumsal dinamikler, yeniden altüst oldu.

Bu kaz sadece çıplak namlu değil, kolonyal güçlerin "caydırıcı şiddeti" Kürt ve Kürdistan’lı her bireyi hedef seçti.

Hedef olan her bireyle, Türkiye arasındaki ilişki "dinamitlendi".

Kürtler, yaşamak için direndi.

Devlet, Kürtler ile Türkler ve diğer halklar arasında başlatılan "diyalog" bendini kılıçla kesip attı.

Başka bir dinamik gelişme ise, yeniden silah almaya mecbur edilen "korucular" oldular.

Bu da, Kürdistan’daki toplumun vicdanına saplanan "Tayyip hançeri" gibiydi.

Önemli bir gelişme de, pusudaki "ajanlar, hainler, provokatörler"in ortaya çıkmasıydı.

Kürdistan’daki toplum bir yerde "sırat köprüsünden" geçmeye mecbur edildi; kendisini, karşıtlarını, düşmanlarını tanıdı.

Damardaki "kirli kan"ın görüntülenmesine vesile olan gelişmenin ilki, "bomba donanımlı, kolonyal hükümet güçlerine karşı açılan hendekler oldu. 

İkincisi, toplumsal hücrelere hakim olmak isteyen "kara gömlekliler (İtalyan Faşistleri)-Ölüm tugayları’nı andıran Özel Tim, Jandarma ve Polis güçleri" oldu.

Görünen, Kürdistan’daki toplumun yeniden devşirildiği.

Elini Kürdistan’lıların kanına bulayanların takınacakları "merhamet pozu"nu gören gözler o kadar azaldı ki.

Gelişmeler, Kuzey Kürdistan’a giriş kapısında: "Türk devleti Kürdistan’dan defol!" lehvasının asılacağı günlerin habercisi.

Yazarın diğer yazıları