HEP’ten HDP’ye siyasi çözüm iradesi

Tarih boyunca ezilenler siyasi mücadeleye yöneldikçe ezenler de baskıya, yasaklara ve ölüm cezasına kadar giden ağır cezalara başvurmuşlardır.

Türkiye tarihinde içinde işçi kelimesi geçen dernekler, kitaplar bile komünizm propagandası sayılıp yasaklanmıştır. 1 Mayıs’ı kutlamak en büyük suçlardan biri olmuştur.

Kürtler için ise DGM savcılarının ifadesiyle K harfi bile yasaktır ve ihanet demektir.

Bütün bu faşist zulme rağmen halklarımız egemenlere teslim olmamış, her ne pahasına olursa olsun siyasi mücadeleden ve bunu açık alanlarda sürdürmekten geri durmamıştır. Bütün saldırılara ve insanlık dışı zulme rağmen bugün var olan demokratik mücadele geleneği ve birikimi bu uzun yılların bir ürünüdür. Bu birikimdir ki halklarımıza hala umut ve güç vermektedir. Bu birikimdir ki hala egemenlerin uykusunu kaçırmaktadır.

Eskiden komünistler, devrimciler “Bize sadece mahkemelerde sanık kürsüsünde söz hakkı var” diyerek bu haklarını en iyi biçimde kullanmaya çalışırlardı. Erdoğan darbesi döneminde bu hak bile yok edilip uydurma gizli tanık ifadeleriyle devrimciler, milletvekilleri, belediye eşbaşkanları zindanlara tıkılıyor.

Erdoğan diktası sıkıştıkça gericileşmekte ve saldırganlaşmaktadır. Zaten 2015’ten beri çöküştedir. Bir darbe ile devlete el koymuştur. Girdiği savaş ve işgal harekatı sonucu ırkçı-milliyetçi çevrelerde belli oranda desteğini arttırmış olsa bile savaş uzadıkça bunun ekonomik maliyeti de siyasi çıkmazı da derinleşmektedir. Erdoğan diktası ayakta kalabilmek, iktidarını sürdürebilmek için her yola başvurmaktadır. Çünkü o çok iyi biliyor ki, iktidarı kaybettiği an içten ve dıştan herkes tepesine çullanacaktır. İşlediği bütün suçların hesabı sorulacaktır.

Erdoğan bu nedenle kendisini ve destekçisi olan suç ortaklarını kurtarmak için her türlü hukuk dışı yollara başvurmaktadır. Kuzey ve Kuzeydoğu Suriye Rojava’nın işgali de bunun bir parçasıdır.

Erdoğan “Suriye bizim dış işimiz değil, iç işimizdir. Buralar bizim bakiye topraklarımızdır” diyerek Suriye’de iç savaşı kışkırtıp bunun bir parçası olmuştur. Kürtlere karşı DAİŞ vd. dinci akımlarla yapılan işbirliği ve işgal harekatı sonucu gerçekten Suriye Türkiye’nin iç işi olmuştur. Erdoğan göçerttiği milyonlarca Suriyeli mülteciyi hem bölgede kendi amaçları için ÖSO-Milli Ordu vb. silahlı bir çete olarak kullanmakta hem de Avrupa’ya karşı elinde bir tehdit unsuru olarak tutmaktadır. Avrupa ülkeleri ile her çelişkide “Bak, sınırları açarım haa” diyerek tehdit etmektedir.

Bölgede savaş yaygınlaşır ve kızışırken demokratik siyasetin anlamı ve önemi daha da artmaktadır. Sonuçta savaşın bütün yükünü çeken, bedelini ödeyen, kazanan ya da kaybeden ezilen halklardır. Halklar kendi özgürlükleri için siyaset yapabilecek konumda olmalı ve bunun için ellerinde doğru bir siyasi pusula olmalıdır. Bugün bu çizgiyi temsil eden ve ayakta tutmaya çalışan HDP’dir.

Bu nedenle faşist darbeciler HDP’yi susturmak, ezmek ve HDP’yi işlevsiz hale getirmek için her türlü saldırıyı yapmaktadır ve yapacaktır. Saldırıların yer yer ya da bazen sendelemeye yol açması da mümkündür. Dokunulmazlıkları kaldırarak partiyi tümden etkisiz hale getirmek de isteyebilirler. Ama unutmayalım ki siyaset sadece meclislerde konuşmak değildir. Bu hareket yıllarca parlamanto dışında bırakıldığı halde ve bunlara rağmen ayakta kalmış, sonuçta bütün hilelere rağmen barajları yıkarak meclise girmiştir.

7 Haziran 2015 seçimlerinde, HDP parti olarak meclise girmekle “Tek adam-tek parti diktasına” hukuk sınırları içinde dur demiştir. Erdoğan-Bahçeli çetesi, diğer çetelerin de desteğiyle bu seçimleri geçersiz hale getirmiş ve binbir komployla bir darbe gerçekleştirerek iktidarını sürdürmüştür. Ama bu iktidarın yasal desteği-dayanağı yoktur. O günden beri her seçimde ve referandumda ortaya çıkan gerçek budur.

HDP’ye yönelik intikam ve imha saldırıları demokrasi-özgürlük güçlerini sindiremez. Tersine HDP’de birleşmiş olan halklar özgürlük cephesini büyüterek darbeci çeteyi tarihin çöplüğüne atacaktır.

Kim ne yaparsa yapsın Türkiye’nin geleceğini HDP belirleyecektir. HDP’siz bir Türkiye hayali hiç bir zaman gerçekleşmeyecektir.

Yazarın diğer yazıları