Her diktatör ayaklanmayla karşılaşacak

Sudan halkları bu kez ayaklanmayı diktatörlüğü yıkmadan sona erdirmiyor.

Adeta 2011’de Arap halk ayaklanmaları dalgasının başlangıcında bastırılarak yarım bırakılanı tamamlıyor.

El Beşir, 1989’da askeri darbeyle başlattığı diktatörlüğünü 30 yıl sürdürdükten sonra, “yol arkadaşları” tarafından görevden alınarak tutuklandı. Daha doğrusu darbe içinde darbe yaparak iktidarı ele geçiren Askeri Geçiş Konseyi(AGK), Sudan halklarının ayaklanması karşısında El Beşir’i gözden çıkarmak zorunda kaldı.

Her diktatör ayaklanmayla karşılaşacak ve korkusunu mutlaka yaşayacak.

1989’daki askeri darbe politik islamcı subaylar tarafından gerçekleştirildi. Hasan El Turabi liderliğindeki Ulusal İslami Cephe(UİC) tarafından desteklenmekle kalmadı. Ordu’nun üst kademesinden politik İslami ideolojide en kararlı olan El Beşir, diktatörlüğün başına geçirildi.

El Beşir askeri darbeyle iktidarı ele geçirdikten sonra, politik islamcı partilere açık bir parlamento ile başkanlık seçimlerini kapsayan faşist bir diktatörlük kurdu.

Parlamentoya hakim olan El Turabi ve partisi UİC ile iktidar içi rekabette 1999’da El Beşir galip geldi, Turabi’yi tasfiye etti. Politik islamcı güçlerin desteğini büyük ölçüde yanına çekerek ve Ulusal Kongre Partisi’ni (UKP) kurarak başkanlık-diktatörlüğünü pekiştirdi.

Yetkisi sınırlı parlamentoyu müttefiği diğer politik islamcı partilere açık olarak sürdürdü. Ama iktidar, dayandığı ordunun denetiminde, devlet başkanının, yani kendisinin elindeydi. Ve sınırlı sayıda partinin katılabildiği seçimlerle kitle desteğini tazelemeyi de önemli bir dayanak olarak kullanıyordu.

El Beşir diktatörlüğüne yolaçan, Güney Sudan, Darfur halklarının mücadelesini kirli savaşla ezme ihtiyacıydı. Araplaşan Sudan egemen ulusunun egemen sınıfları, bu ihtiyaç nedeniyle faşizmle ezip çözüm bulmaya çalıştılar. Ayrıca geçmiş ulusal kurtuluş mücadelesinde saygın yer edinmiş komünist liderlerin kitlesel desteğinin varlığı, diktatör Numeyri’nin yaptığı gibi, El Beşir’in de zindan, işkence ve idamı uygulayarak sınıf ve özgürlük mücadelesini ezmesine ihtiyaç gösterdi.

El Beşir diktatörlüğü, kirli savaşı sürdürdükçe, Cancavid isimli kontra milis güçlerini geliştirdi, ordunun Acil Destek Güçleri(ADG) içinde resmileştirdi. Diktatörlüğün karar yetkisini de kendisinde topladı.

Fakat soykırımcı kirli ve faşist savaşı zafer kazanamadı.

2000’li yılların başında federasyon anlaşması yapmak zorunda kaldığı Güney Sudan Halk Kurtuluş Hareketi lideri ve devlet başkanı yardımcılığına getirilen John Garang’ı “helikopter kazası”nda öldürüp tasfiye ettikten sonra kirli savaşı yeniden şiddetlendirdi ve Darfur’da soykırımcı savaş başlattı. Kirli savaşın yenilgisi diktatörlüğün başaşağı gitmesinin başlangıcı oldu.

Güney Sudan, batı emperyalizmine yönelerek ayrıldı. Darfur’da, Hıristiyan ve Müslüman halkların silahlı direniş örgütleri varlıklarını korudu.

Bu durum karşısında, El Beşir diktatörlükte sınırlı bir gevşeme- komünistlerin de seçime katılmalarına, kitle örgütlerinin nefes almalarına izin verme- sağlayarak iktidarını sürdürmek istedi. Fakat gerileyişi önleyemedi.

2011’deki ayaklanmayı uzun sürmeden askeri ve milis terörüyle bastırdı.

Ama bu kez, Aralık 2018’de ekmek zammına karşı başkent dışında başlayan ayaklanma Hartum’a da sıçrayarak ülke çapında ve bastırılamayan bir düzeye sıçradı.

Ayaklanmaya Sudan Meslek Birlikleri resmi sözcü olarak önderlik ediyor. Komünistlerden, Müslüman Kardeşlerin değişik kliklerine ve Darfur’daki silahlı direniş örgütlerine uzanan geniş kesimler katılıyor.

AGK, Beşir’i yedirerek ve uzlaşma görüşmeleriyle Sudan halk ayaklanmasını sönümlendirmeyi denedi. Askerlerin çoğunlukta olacağı bir geçiş yönetimi de önerdi. Ayrıca Suudi eksenine geçiş yaparak uluslararası emperyalist desteği güvencelemek istiyor.

Özgürlük ve Değişim İttifakı içinde, 9 ay sonraki seçim vaadiyle politik islamcı partileri uzlaşmaya çekerek, iktidarda kalmaya ve ayaklanmayı sona erdirmeye çalışıyor.

Beşir’siz ve kısmi özgürlüklerin olacağı ama askeri diktatörlüğün yeni biçimiyle süreceği rejime ayaklanma önderliği içindeki tutarlı güçler boyun eğmedi. Başta Komünist Partisi olmak üzere demokratik ve devrimci güçler genel kurmay önündeki oturma eylemini ve barikat mücadelesini devam ettirince, General Burhan ve yardımcısı M.H. Dagalo- eski Cancavid yeni Acil Destek Güçleri(ADG) komutanı-, en büyük katliamı gerçekleştirerek ayaklanmayı ezmeye çalıştı.

Fakat başaramadı. Genel grev-direnişle ve çok geniş yanıt verildi.

6 aydır süren ve bastırılmayan ayaklanmayı, emperyalistler yumuşak sözlerle sönümlendirme ve Suudi-Mursi eksenindeki AGK ile uzlaştırmayla bastırmaya çalışıyorlar.

AGK’nin ezme –uzlaştırma ardışık politikasıyla emperyalistlerin yumuşak sözleri mi, ayaklanmada ısrar eden halkların kararlılığı mı zafer kazanacak?

Hangi sonuç gerçekleşse de, Sudan ve halkları artık eskisi gibi olmayacak. Ya zafere eşdeğer yenilgi ya zafer elde edilecek.

Birinci sonuç gerçekleşse bile kısmi demokratik haklar mutlaka elde edilecek. Mücadelede içinde deneyim kazanan halklar her koşulda daha ileri mevziden güçlerini büyüterek gelişecek, demokratik halkçı, halklar için özgürlükçü bir Sudan yaratacaklar.

Yazarın diğer yazıları