Her yerde bir başka bayram

Bayram’ın geldiği, inananların yürekten, karşıtların “nezaket” ya da “diplomatik atak” kutlamalarından;

Birilerinin de “oluk oluk kan aktı” diyerek karşı cephe oluşturdukları, o tarih koridorundaki dalaştan anlaşılır.

Nereden bakılırsa bakılsın, kan üzerine kurulu sehpalardan evlere eşit et dağılımı da yapılsa, bu bayramı sevmeyenlerin de sayısının az olmadığı Kürdistan ve Türkiye topraklarında, bayram kutlanıyor.

İnananlar da, inanmayanlar da kutluyorlar.

Hıristiyan dünyasındaki siyasetçiler de bayram mesajları yayınladılar.

Hoşgörü, ya da ilkesiz siyasetin ürünüdür bu; düşmanı “överek” hırpalamak adına bile olsa, bayram kutlanıyor.

Dizginsiz kin politikası hükmettirilen Türkiye’de ve bayramın arifesinde:

Şair Şükrü Erbaş’ın, Türkiye‘deki rejimin hakettiği: “Devlete dokunacaksınız, yoksa kendinize sansür uygulamaya başlarsınız” tesbiti de bu bayramı estetize eden, başka bir kutlama gibiydi.

Şükrü Erbaş belki neden olarak görmemiş, ancak O’nun bu tesbiti, “oluk oluk kan akacak” diyen Sedat Peker’e uyan Erdoğan’ın, bayram mesajında: “İnşallah bu Ağustos’ta da tarihimizin zaferler halkasına bir yenisini daha ekleyeceğiz” sözlerine karşı durması gereken milyonlara, bir mesaj gibiydi.

Erdoğan, 15 Ağustos’u, Kurtuluş’un başlangıcı olarak görenlerin ülkesi Kürdistan’da, belki de o gün bir katliama imza atacak gibi poz verdi.

Ve eğer öyle olursa, buna “dönüm noktası” diyeceğinin altını da çizdi.

Ya bir delilik, ya da kızışan pazarlıkta, son kartı kullanma adına yapılan bir açıklama olsa bile, Erdoğan’ın mesajı, bir korku senaryosunu haber ediyordu.

Ancak, bu korku ve sindirme politikasının son bulması için, Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı bir açıklama yaptı ve “Bayram‘ın tüm insanlığa huzur, mutluluk ve hoşgörü getir”mesini;

Şoförler Odası Başkanı: “ülkemiz ve dünya insanlığına barış, mutluluk getirmesi ve aydınlık yarınlara ulaşılması”nı diledi.

Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı: “açlığın, işsizliğin, eşitsizliğin ve adaletsizliğin yaşanmadığı bir dünya” temenni etti.

Esnaf Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi Başkanı: “tüm insanlığa huzur, mutluluk ve hoşgörü getirmesi”ne vesile olmasını umut etti.

Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı. Bayram‘ın “sevgiye, barışa, kardeşliğe hoşgörüye ve güzel yarınlara umut olmasını” diledi.

Bu mesajlardaki ortak talep, onyıllardır savaşa sahne olan o ülkenin Yüksekova kentindeki kuruluşların temsilcilerinin, karşı oldukları çatışma ortamına son verilmesiydi.

Buldan ve Temelli: “Halklarımızın özlem duyduğu ve hak ettiği barışı, adaleti, demokrasiyi, eşitlik ve özgürlüğü ortak mücadelemizle inşa edeceğimize dair inancımızı dün olduğu gibi bugün de koruyor, Kurban Bayramı’nın bu gelecek inşasına vesile olmasını diliyoruz” derken, değişim dalgasının dipten geleceğine ve halkların ortak mücadelesine işaret ettiler.

Salih Muslim’in, Türk devletinin artık aklını başına toplamasını ve Öcalan‘ı muhatap almasını ümit etmesi ve Kürt sorunu çözülmeden Ortadoğu’daki hiçbir sorunun çözülmeyeceğini dile getirmesi, daha başka bir bayram mesajı gibiydi.

Ulusal Birlik ve kollektif duruşa atıfta bulunması beklenen Mesud Barzani çıtayı çok düşürdü ve “Kürdistan halkı ile Irak ve dünyadaki bütün Müslümanların Kurban Bayramı’nı” kutladı.

Leyla Güven, Ortadoğu coğrafyasına huzurun, barışın, kardeşliğin, eşitliğin hakim olacağı günleri umut etti ve mücadelenin mümkün kılacağı tabloyu gösterdi.Tüm bunları aktarırken, amacım, Bayram’ın ne anlama geldiğini yorumsuz bırakarak, egemenler ve ezilenlerin kutladığı bayramlar arasında hiçbir benzerliğin olmadığının altını çizmek oldu.

Yani, her yerde başka bir bayram vardı ve benim bayramım da geleceğe kaldı.

Yazarın diğer yazıları