Herkes tutarlı olmalı

IŞİD her şeyden önce Batı’nın; demokrasi ve insan hakları konusundaki muazzam tutarsızlıkları sonucunda ortaya çıkmış bir örgüt; muhakkak IŞİD barbarlığının tarihsel sebepleri de var. Az gelişmişlik, kültürel ve dinsel öğeler gibi faktörler de şüphesiz IŞİD’in ortaya çıkmasında önemli olmuştur…

Şüphesiz bu korkunç barbarlığın içsel nedenlerini anlamadan sadece “Batı” üzerinden tartışarak nasıl ortaya çıktığını anlayamayız. Ancak tartışmanın bir yönü var ki bu; bizi, Batı dünyasını ve dünyanın geri kalanını yakından ilgilendiriyor. 

Demokrasi ve insan haklarını sadece başka ülkelerin iç işlerine karışabilmek için bir araca dönüştüren ülkeler bu tutarsızlıklarının bedelini hem kendi halklarına hem de bütün dünyaya ödetiyorlar. Halbuki bu konuda biraz tutarlı olabilselerdi bugün bambaşka bir dünyada yaşıyor olacaktık!

Önce Silvan hemen arkasından gelen Nusaybin kuşatmasının gölgesinde G 20 toplantısını Antalya’da yapan dünyanın en zengin 20 ülkesi aynı günlerde “evinin bahçesinde bir polis aracından açılan ateşle iki çocuğunun gözleri önünde öldürülen” “Selamet Yeşilmen’in” de ahlaki sorumluluğuna da üstlenmiş oluyorlar. 

Batı dünyası ahlaki anlamda IŞİD’le savaşında bir yol ayrımına gelmiştir; IŞİD barbarlığını sorgulayan “Batı“, aynı anda kendini de sorgulamalıdır. Eski ikiyüzlü tutumunu artık sürdüremez. Eskiden çokça bahsettiği insan haklarını kendi günlük çıkarları için yoksullarından esirgerdi. En olmadık diktatörlüklerin arkasından; başta ABD olmak üzere Fransa benzeri ülkelerin çıktığına çokça şahit olduk. 

Bundan sonra eğer başta ABD, Fransa, Almanya, İngiltere olmak üzere Batı medeniyetinin merkez ülkeleri demokrasi ve insan haklarını herkes için talep etme noktasında tutarlı bir tavır ortaya koymazlarsa bu dünya kimse için mutlu yaşanabilen bir yer olmayacak!

Bütün insanlık hiçbir zaman “Refahın bu kadar hakkaniyetsiz dağıtıldığı bir dönemi yaşanmamıştı. Küresel gıda şirketleri bütün dünyadaki gıda sirkülasyonun önemli bir bölümünü çoktan ele geçirmiş durumda. Toprağı sadece mal olarak gören bu yaklaşımın doğayı yıkıma uğratması kaçınılmaz olacaktır…

1960’lardan günümüze dünya nüfusu yaklaşık olarak iki kat artarken; günümüz koşullarında insanların gıda üretim kapasitesi üç kat artmış durumda. Bu durumda yaklaşık olarak “12 Milyar insan doyurulabileceğine göre neden hala bir buçuk milyon insan açlık çekiyor?” 

Uzmanlar dünyada en fazla açlık çekilen Afrika Boynuzu’ndaki açlığı ortadan kaldırmak için sadece 1,6 milyar Dolar gerektiğini söylüyorlar. Bu miktar herhangi bir Batılı devlet için oldukça küçük bir para; ama bir türlü olmuyor…

Çünkü “Ali Koç’un” bile itiraf etmek zorunda kaldığı “Küresel Adaletsizlik” bütün insani yönlerimizi zehirliyor. Dünyanın yüzde 71’i günde on dolardan, her beş kişiden birisi de iki dolardan az para kazanıyor. Araştırmalar Türkiye’de aylık geliri 370 liradan az olan nüfusun 12 milyon olduğunu ortaya koyuyor. Buna karşın 2015 yılında Türkiye’nin güvenlik için yaptığı harcamalar geçen yılın Ekim ayına göre iki kat artarak 519 milyon liraya ulaşmış. Yılın ilk on ayı için yapılan harcamalar ise 2 Milyar 603 Milyar lirayı buluyor…

Dünyanın yoksul ülkelerinde insanlar kazandıkları paranın yüzde 80’ini sadece karınlarını doyurabilmek için harcıyorlar; konut, sağlık, eğitim için ise sadece gelirlerinin yüzde 20’sini ayırabiliyorlar. İşte böyle bir dünyada yaşıyoruz!

“Hadi eşitsiz gelişme”yi anladık; ama böyle bir dünyada yaşıyor oluşumuzda özellikle başta Batı ülkeleri olmak üzere dünyanın zenginlerinin de payı yok mu? Yıllarca; darbecilerin, diktatörlerin baş destekçiliğini yapmış Batı ülkeleri bu yaklaşımlarını tutarlı bir biçimde gözden geçirmeden; ne kendileri ne de bu dünya huzur bulamayacaktır…

 Adaletsizliğin hüküm sürdüğü; insanların yoksullukları ile başa bırakıldığı bir dünyada hangi gelişmiş silahları kullanırsanız kullanın; bir türlü huzur bulamazsınız; IŞİD bu huzursuzluğun en gayri ahlaki, gayri insani yönünü temsil ediyor…

Yazarın diğer yazıları