Hitler ilk defa Leipzig’te yenildi: Erdoğan da İstanbul’da yenilecek!

Bu hep böyle olur.             

Devlet „içi“ hesaplaşma dönemlerinde, iktidardakiler „bu fırsattır“ diyerek „devlet dışı muhaliflerini“ de ezerler.

İster kapitalist olsun, ister sosyalist olsun, bütün devletler böyle yapar. Kimine göre „haklıdır“ bunu yapanlar, kimine göre „haksız.“

İşin bu kısmını bir yana bırakıp, „zıt“ devletler arasındaki bir benzerliğe işaret etmek isterim. Bu benzerlik, „adaletsizliği“ yapanların „kullandıkları“ insanlarla ilgilidir.

Stalin dönemi solun tarihinde çok farklı değerlendirmelere konu olmuştur. Ancak marjinal „Stalinciler“ dışında, Stalin’in tarihteki rolüne büyük değer verenler bile, 1936-37 yıllarında başlayan „büyük yargılamaları“ kesin bir dille suçlarlar. Bu yargılamalarda devlet, „kendi Bolşevik elini“ kirletmemek için akla gelebilecek en sofistike yöntemi kullandı. „Eski Bolşevikleri“ bir „Eski Menşevik“ Başsavcının „kirli eliyle“ yargıladı, mahkum etti ve kurşuna dizdirdi. Bu „Eski Menşevik“ Başsavcının adı Vşinskiydi.

Şimdi biz ne görüyoruz?

Cumhuriyet Gazetesi yazarları, yöneticileri, avukatları yargılanıyor. Onları tutuklatan ve onlara karşı utanç verici bir iddianame yazan Savcı, bir „Eski Cemaatçi“. Ağırlaştırılmış müebbetle tutuksuz olarak yargılanırken, İktidar Cumhuriyet çalışanlarına karşı rezil suçlamayı işte bu Savcı’ya yaptırdı.

Şu anda duruşma savcısı da, vaktiyle „Fethullah Hocaefendiye hakaret edemezsiniz“ diyerek Cumhuriyet Gazetesine dava açanların arasından seçildi.

Devletler bütün „kirli işlerini“, „kirli ellerle“yaparlar. Bu bir kuraldır.

Burada sorun, devletin yaptığı „iş“ hakkındaki yargısıdır. Devlettir, ne yaptığını elbette bilir. Bir „işin“ „pis“ olup olmadığını ondan daha iyi zaten kimse bilemez.

Bu gerçek, en az Cumhuriyet yazarları için hazırlanan „iddianame kadar kepaze iddianamelerle yargılanan HDP’li siyasetçilerin davalarında tüm açıklığı ile gözler önüne serilmiştir.

Devlet, ne de olsa geçmişte „Atatürk tarafından kurdurulan Cumhuriyet Gazetesini“ kendi „iç meselesi“ gibi gördüğünden, bu gazeteyi darbelemenin „pis iş“ olduğunu düşünür. Buna uygun bir „pis eli“ devreye sokar.

Ama iş Kürdistan halkının temsilcilerine ve aktivistlerine gelince, bunlara karşı ne yapılırsa yapılsın, bunun „temiz bir iş“ olduğunu düşünür. Öyle olduğu içindir ki, örneğin Cumhuriyet davasında asla „savcı“ olmak istemeyecek nice „temiz elli“ savcı Kürtlere karşı açılan davaların „savcısı“ olmak için yarışır. 

Buradan çıkan sonuç açıktır:

Eğer Kemalistler, laikler, demokrasiden, özgürlükten yana olan insanlar, Cumhuriyet davasında olduğu gibi, „pis eller“ tarafından soruşturulmak, yargılanmak ve hapse mahkum edilmiyorlarsa, „temiz elli“, yani devletin has savcılarının Kürt halkına karşı yürüttüğü davalara karşı da aynı hassasiyetle karşı çıkmalıdırlar.

Çünkü HDP’ye karşı açılan davalar olmasa, Cumhuriyete hangi savcı HDP ile ilgili gazetenin „çizgisi değişti“ diyerek dava açabilirdi? 

Cumhuriyet davasının sebebi, HDP’ye açılan davalardır. Bu davalar çökmeden, belki Cumhuriyet davası „tahliyeyle“ sonuçlanır ama, benzer davalar sürer gider. 

Cumhuriyet davasının en önemli yanı, tutuklu gazetecilerin büyük bir cesaretle ve güçlü bir mantıkla, bu davayı çökertmeleri ve özellikle de „çizgi değişikliğini“ kriminalize etmeye yeltenen mahkemeye gerekli dersi vermeleridir. Bu değişiklik, bilelim ki Kürt sorunu ile ilgilidir ve o açıdan faşizmin yargı sistemine yargılananlar büyük bir darbe indirmiştir.

Onları kutluyor ve selamlıyoruz.

Belki bazılarına abartma gibi gelecek ama, bu dava, ünlü Dimitrof davasının Nazi „adaletini“ dünyanın gözünde nasıl havaya uçurduysa, tıpkı onun gibi Erdoğan rejiminin „yargısının“ ipliğini mükemmel şekilde pazara çıkarmış bulunuyor. Kamuoyu şu anda yürüyen bütün davalara, Cumhuriyet Gazetesi çalışanlarının savunmaları ışığında bakacaktır. 

Ve yargılanan gazetecilerin „tahliyesi“ hiç bir şekilde Erdoğan „yargısını“ beraat ettiremeyecektir. Çünkü bu dava açılmıştır, insanlar yattıkları sürece „cezalandırılmıştır.“ „Tahliyeler“ olsa da, olmasa da bu davanın çökmesi, Saray rejimini mahkum etmiştir. 

Yazarın diğer yazıları