Hollande hangi cesareti kutsuyor?

Fransa Gündemi

Yaşanan katliamlarla halkımızın hüznü tıpkı bir ten gibi üzerine giydiği günlerden geçiyoruz. Ağır ve kanlı bir yaz daha… Uygarlıklar, çağlar değişti ama katliam tıpkı bir gölge gibi hep bizimle. Zaman hiç bu kadar zalimliği ve zorbalığı, barbarlığı çıplak işlemedi diye bağırası geliyor insan olanın. 

Ortadoğu ve bizim yaşadığımız coğrafyanın, uygarlık tecavüzüne maruz kalması Amerika, Fransa, İngiltere ve diğerlerinin bölge kurtlarıyla dansıyla başladı. Bu dansın sonucu; katillerin, diktatörlerin şekli şemali, hep kan emicilerin ihtiyaçlarına göre hep şekillendirildi. Katiller döneme göre kılık değiştirdi, diktatörler kimi zaman kral, kimi zaman ipin ucuna geçirildi. Bugüne gelindiğinde toplamda yeni bir form aldı bütün bu hal. Adı bu kez, IŞİD- İslam Devleti! 

Fransa, işte bu kanlı barbarlığın toplanma noktası olan IŞİD’in inşaasında birinci aktörlerden, kan ve silah taşıyıcılarından biriydi. 2012 yılında, bölgeye Fransız itfaiye araçları içerisinde taşınan ağır silahları belleklerimiz unutmadı. Türkiye ile stratejik ortaklık dediklerinde Türkiye üzerinden Fransız silahları Suriye’ye akıyordu. Şimdi yarattıkları kanlı saldırgan gücün katliamlarının ardından François Hollande, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı arayarak Suruç için başsağlığı diliyor. Katili kutsayan Hollande’ın ve Erdoğan’ın elinde daha Sakine, Fidan ve Leylaların, binlerce Kürdün, Ortadoğu’da musumların kanı kurumamışken, stratejik suç ortakları birbirini teselli ediyor. 

Elysee Sarayı’ndan yapılan yazılı açıklamada, Hollande’ın, Erdoğan’ı telefonla arayarak, Fransa’nın terörle mücadelede daima Türkiye’nin yanında olduğu belirtilerek, Erdoğan’ın terörle mücadele konusunda sürdürdüğü cesur tavrını memnuniyetle karşılandığı kaydediliyor. Hangi cesaretten bahsediliyor burada; katilleri yetiştirme, eğitip-donatıp Kobanê’de, Rojava’da, Amed’de, Suruç’ta kullanma cesaretinden mi? Kobanê’yi yeniden inşaa için oyuncak, kitap taşıyan gençleri katletme cesaretinden mi? Bir halkın acısını iliklerinde hisseden, umudunu yanına alıp yola çıkanların parçalanan bedenlerinin fırtınaya tutulmuş güvercinler gibi saçılmasının cesareti mi? Neyin cesareti bu… Günlük olarak katliamlara imza atan, siyasi partileri, hak arayanı, sisteme muhalifi herkesi zapturap altına alan diktatörlük mü cesaret, yoksa seçimle birlikte sarsılan iktidarını yeniden oluşturmak için insanların bedenlerini kendine siper etmiş katilliğin öldürme cesaretini mi kustuyor Hollande!

Hollande Katil Erdoğan’a başsağlığı dilerken, katil ise "Avrupa’da PKK ve Türkiye’de faaliyet yürüten terör örgütü uzantılarına karşı Fransa’nın mücadelesini sürdürmesini" istiyor. Katil Erdoğan, bu kez Türkiyeli ve Kürdistanlı devrimcileri  Fransa’ya hedef gösteriyor. Diktatörün radyosu hep aynı marşı çalıyor. Aynı senaryoyu her fırsatta yineleyip Avrupa’daki devrimcileri hedef gösteren Erdoğan karşısında Hollande, kendi ülkesinde insanları güpe gündüz tarayan IŞİD’i ne çabuk unutmuşa benziyor! Çünkü Erdoğan’la stratejik ortak noktaları çok. Tıpkı Charlie Hebdo saldırısı sonrasında durumu bütünüyle gözden düşmüş iktidarını sağlamlaştırmak için kullanan Hollande gibi Erdoğan’da aynı pararellikte gidiyor. İşte tam da bu nedenlerle Hollande, evrenle yaşıt gülüşleri ve umutları olan gençlerin ailelerine, acısını ve hüznünü mücadele alanlarında gösterenlere başsağlığı dileme cesaretini gösteremeyerek, yerine suç ortağı Erdoğan’a başsağlığı diler.

Yazarın diğer yazıları