Hoşgeldin umudun yüzü JIN TV

Rojbîn EKİN

Çölün ortasında mücadeleleriyle vaha olanlar, umut olanlar, bize nefes aldırtanlar; iyi ki varsınız. Siz de olmazsanız nasıl sarılacağız bir daha yaşama, umuda? İnsan yaşamına her gün ölümcül darbelerin vurulduğu, vicdan ve ahlakın erkek gericiliğiyle tükendiği bu dünyaya, anlamı ve umudu sürekli serpiştirenler, karanlığa ışık olmayı başaranlar ve bizlere yol gösterenler binlerce kez; iyi ki varsınız!

‘Rıza’ dayatanlara karşı direnmeyi seçenleri bir kez daha hatırlatarak yazmayı tercih ettim. Dünya bir kaosun içinde, devler savaş, ölüm ve yıkımla daha da güçlenme çabası içinde. İnsanların ahlaki ve kültürel değerlerine basarak, insan olmayı hiçleştirerek yapmaya çalışıyorlar bunu. Birileri yaşayıp daha da güçlensin diye, milyonların varlığı ve iradesi hiçe sayılıyor. Yalan, hile ve oyunlarla kazandıkları bilindiği halde “hep onlar kazanıyor” diyenler var. En çok da “hep onlar kazanıyor” diyenlere öfkeleniyor insan. Çünkü bu yılgınlık, yaşamaktan vazgeçmek ve umudu öldürme eğilimidir. Zaten tam da yapmak istedikleri bu değil mi? Umudu öldürmek istiyorlar…

Zulmün envai çeşidiyle karşılaşıyoruz günlük olarak; nutkumuz tutuluyor. Evet aklımız almıyor, hiçbir kelime daracığına sığmıyor öfkemiz. Çocuklar kaçırılıyor, cinsel istismara uğradıktan sonra katlediliyorlar, kadınlar katlediliyor, günlük olarak şiddet görüyor, tecavüze, tacize maruz kalıyor. Hayvanlar işkence edilerek öldürülüyor. Beden, duygu, düşünceler üzerinde korkunç bir faşizm uygulanıyor. İnsanlık açlık sınırında, savaşlardan dolayı milyonlarca insan mültecileşti vs.

Zulmün çetelesi uzun ama zulmün karşısında dimdik duranlar, boyun eğmeyenler ve insanlığa soluk olan milyonlar da var. Umudu yeşertenleri daima hatırlayarak güne uyanalım. Faşizme, diktatörlüğe ve erkek gericiliğine karşı direnerek kazananları, bizlere nefes olanları hatırlayalım ve onların bizler için yarattıklarına sarılalım.

İşte o yaratımlardan biri; bu günlerde bir müjde gibi ‘Kadının Sesi Yaşamın Yüzü’ şiarıyla evlerimize konuk oldu. “Cinsiyetçilikten beslenen medyaya karşı kadınların yaşadığı cenderenin kader olmadığını, bu durumu değiştirmek için yaşamın öznesi olmaya soyunmuş” kadınların emeği ile ilmek ilmek örüldü hepimizin kanalı JIN TV. Ve insanlığa ve tüm kadınlara umudu taşıyanların azmi, emeği ve mücadelesiyle yayın hayatına başladı.

Çağın iletişim araçlarından televizyon yani ‘kara kutu’lardan erkek egemen sistemin çizdiği distopyayı kabul etmemizi isteyenlere inat; kendi ütopyamızı yaşamsal kılacağımız ve sarılacağımız bir nefes oldu. Kendimizi ifade edeceğimiz, sesimizi duyurabileceğimiz yeni bir mücadele alanı ve mecrası. Militarizm, cinsiyetçilik, dincilik, faşizm ve erkek gericiliğinin inşa ettiği sistemle, zihniyetle daha güçlü mücadele edeceğimiz bir kanal. Evrenselleşen kadın özgürlük mücadelesinin daha da örgütleneceği, çeşitleneceği, kadınlar arasında birlik ve dayanışma ruhunu güçlendireceği güçlü bir zemin JIN TV.

Virginia Wolf üretebilmeleri için kadınlara ‘kendine ait bir oda’ nasihatinde bulunmuştu. Virginia’nın nasihatini ufku geniş elen alan kadınlar, ‘Kendine ait bir medya’ oluşturuyor ve erkek egemen medyanın “Kadınların tüm dünyada medyadaki en önemli imgesi, imgesizliğidir” anlayışına karşı mücadele mevzilerini güçlendiriyor.

Bizlere bir kez daha örgütlenerek, özgürlük bilinci kazanarak, faşizme karşı direnişle baş edebileceğimizi JIN TV’yi açarak hatırlatanlara ve bizi daima direnişe teşvik edenlere özgürlüğün, eşitliğin direnişle mümkün olabileceğini öğretenlere sonsuz teşekkürler.

Yazarın diğer yazıları