HUAWEI – Zana ALİ

Geçtiğimiz yazılarda Huawei ile ilgili bazı haberlere bu köşede kısa kısa yer vermiştim, ancak son bir ayda Huawei ile ilgili yaşanan gelişmeler o kadar baş döndürücüydü ki bir yazının tamamını bu şirkete ayırmaya mecbur kıldı.

Huawei marka telefon kullananlar müsterih olsunlar, telefonlarını elden çıkarmalarına gerek yok. Ben sadece globalde siyaset, ekonomi ve teknoloji gündemini işgal eden bu gelişmelerden arka planıyla beraber bahsetmek istiyorum.

Öncelikle bir takım bilgiler almak üzere Huawei’nin web sitesine baktığımda şirketin üst yönetiminin iki katmanlı şekilde oluşturulmuş olduğunu gördüm. En tepede yer alan Supervisory Board (Yönetim Kuruluna benzetebiliriz) 10 erkekten oluşuyor.

Bari Türk şirketlerinin yaptığı gibi göstermelik de olsa 1 kadın yöneticiye yer verseydiniz ama neyse sağlık olsun!

Bu yapının altında yer alan Board of Directors (bir nevi İcra Kurulu) ise 17 kişinden oluşmakta içlerinde sadece 3 kadın yönetici var ancak bir tanesi CEO’nun kızı (Kanada’da gözaltına alınıp sonra sınırdışı edilen kişi), kalan iki tanesi de görece önemsiz alanlardan sorumlu.

Yönetim ve icra kurulunda yer alan yöneticilerin hepsinin Çinli olduğunu söylemeye gerek yok sanırım ama benim için ilginç olan bu kişilerin hemen hepsinin eğitimlerini Çin’de almış olması. En azından bir kısmının Amerika veya Avrupa üniversitelerinde eğitim almış olmalarını beklerdim.

Geçmiş yıllarda yapılan dünyanın en iyi 100 üniversitesi sıralamalarında Çin’deki üniversiteleri pek göremezdik ama zamanla bu sıralamalara Çin üniversiteleri de girmeye başladı. Paralel şekilde banka, telekom, petrol, inşaat vb. alanlarda faaliyet gösteren Çin kökenli şirketler de benzer listelerin üst sıralarında yer almaya başladı.

Bu bilgiler ışığında bakıldığında tesadüf değil ama yine de belirtmekte fayda var, Çin’in ekonomik büyüklüğünün Amerika’nın ekonomik büyüklüğünü 2020 ile 2030 yılları arasında geçeceği öngörülüyor.

Şirketin icra kurulu üyelerine baktığımda, en dikkat çeken kişi Ren Zhengfei.

Bu arkadaş, üniversite eğitiminden sonra çeşitli işlerde çalışıp 1974 yılında mühendis olarak Çin ordusuna katılmış. Ordu içerisinde çeşitli görevler alıp alay komutan yardımcısı rütbesine denk gelen bir seviyeye terfi edildikten ve hatta başarıları nedeniyle Komünist Parti Ulusal Kongresine davet edildikten sonra 1982 yılında emekli olmuş.

1987 yılında Huawe’yi kurduğundan beri de şirketin CEO’su olarak görev yapmakta. Bugün bu şirket 188.000’e yakın çalışanı bulunan, 170 ülkede faaliyet gösteren ve dünya üzerinde 3 milyar kişiye hizmet veren dev bir imparatorluk.

Peki şirketin başında Ren Zhengfei var ama sahibi kim diye soracak olursanız, web sitesindeki açıklamalarına göre şirketin çalışanları içlerinden 115 temsilci seçiyor ve bunlar temsilciler komisyonunu oluşturuyor. Komisyon da yönetim kurulu başkanını ve 16 icra kurulu üyesini seçiyor. Bu komisyon aynı zamanda şirketin kar dağıtımı, sermaye artırımı, yönetim/icra kurulu seçimi gibi önemli konularında söz sahibi.

Komisyon başkanı, Türkiye’deki İş Bankası’nın yönetiminde söz sahibi olan ve 35 yıldır başkanlığı aynı kişide olan BASİSEN (Banka ve Sigorta İşçileri Sendikası (BASİSEN) gibi değildir umarım. Yoksa diğer türlü kulağa hoş geliyor çalışanların yönetimde söz sahibi olması ve karar mekanizmalarına dahil olabilmesi. Bu arada Amerikan istihbarat kuruluşu

CIA, Huawei’nin Çin devlet kurumları tarafından fonlandığını ve Çin istihbaratının bir şubesi gibi çalıştığına ilişkin rapor yayımladı bile. Ama Google, Facebook, Microsoft gibi Amerikan şirketlerin onlara ne gibi istihbarat sağladığından bahsetmemişler. Keşke o konuya da biraz değinselermiş.

Peki ne oldu da bu konu bu kadar gündemi işgal etti. Şımarık bir çocuk gibi hareket eden ve popülist adımlarla hakkında açılan soruşturmaları unutturmaya/savuşturmaya çalışan Trump 15 Mayıs 2019’da içerisinde tek kelime Huawei geçmeyen bir talimat yayınladı.

Talimatta tarif edilen ve Amerikan mahkemelerinde hakkında soruşturma açılmış şirketleri düşününce akla direkt Huawei geliyor çünkü teknoloji faaliyetleri aracılığıyla gizli bilgileri çalıp Çin devleti ile paylaşıyor suçlamasına resmi şekilde çok defalar maruz kaldılar.

Talimatta ‘halkımızın güvenliği için yapıyoruz, ulusal çıkarlarımızı koruyoruz’ denilmiş ve resmi kuruluşlara gerekli yasal düzenlemeler yapılsın denilmiş. Bu karardan sonra Google yeni Huawei telefonlarında Android işletim sistemimizin kullanılmasına izin vermeyeceğiz açıklaması yaptı.

Microsoft da online mağazasında Huawei model laptop satmayacağını duyurdu.

Öte yandan, bu adımların ters tepeceğini düşünen de çok, kısa vadede Amerika şirketlerine fayda getirse de uzun vadede Çin’in bu işlerden karlı çıkacağı öne sürülüyor. Nitekim 5G altyapısında rakiplerine göre ileri noktada olan ve Rusya’dan da gel bizde bu altyapıyı kur teklifi alan Huawei, telefonlarında kullanılmak üzere Android’e rakip kendi işletim sistemini geliştirdiğini duyurdu.

Görünen o ki Amerikan ve Avrupalı şirketlerin teknoloji alanında hegemonyası giderek zayıflıyor, bu kapsamda Asya’daki gelişmeleri de takip etmekte fayda var. Amerikalılar kızacak ama Rojava’da 5G altyapısının kurulumunda Huawei ile ortak çalışma yürütülebilir mesela, neden olmasın?

Yazarın diğer yazıları

    None Found