Hükümetin Suriye’ye karşı gizli hedefi ve Urfa

Medya acayip bir soruyu ısrarla soruyor:
“Başbakan ne demek istedi?”
Evet. Medyatörler “Başbakan ne dedi?” diye sormuyorlar. “Başbakan ne demek istedi?” diye soruyorlar.
Neden dersiniz?
Bu Başbakan “demek istediğini diyemeyen bir geri zekalı” mı ki, onun “ne demek istediğini” medyatörler bize “tercüme” ediyorlar? Ya da biz hepten “dummkopf”uz da, Başbakan’ın “dediğini anlıyamıyoruz” bu medyatörler bize anlatıyor…  Hiç biri değil.
Hükümetin dışpolitikasında “ilke”, “ahlak”, “fazilet” olmadığı ve haksız bir siyaset her durumda “yalana, dolana” ihtiyaç duyduğu için Başbakan’ın konuşması her zaman “karışık kuruşuk” oluyor ve elbette bu konuşmalar daima hükümetin “gerçek hedefini” gizleme kaygılarını taşıyor.
Yani medyatörler bu “gizlenen” hedefleri “uçağı” mı vuruyorlar? Hayır! Onların işi büsbütün “gizlenen” hedefleri karartmak, kamuoyunun kafasını karıştırmak…
Bunu öyle ustalıkla yapıyorlar ki, Taraf Başyazarı Ahmet Altan’ın da kafası karışıyor, düne kadar ağır biçimde eleştirdiği Türk hükümetinin “emperyalist” siyasetinin yanında yer alıyor; Suriye’ye karşı kendi hükümetine destek veren bir “sosyal-liberal emperyalist” haline dönüşüveriyor. Birgün önce aklı sıra “muhalefet” etmek için “neden sınıra asker yığmıyorsunuz, neden sınırda askeri tatbikat yapmıyorsunuz?” diye “çıkıştığı”  hükümet, tam da bunları yapma kararı alınca “nasıl muhalefet edeceğini şaşırmış” bir halde, “biraz geç ama, hadi neyse” havalarında, çar naçar hükümetin savaş, yayılma, tampon bölge kurma, işgal ve ilhak politikasına tam destek vermek zorunda kalıyor.
Burada duralım. Yeniden başa dönelim: “Başbakan ne demek istedi?” sorusuyla “gizlenen” hedef ne?
Gizlenen hedef açık: Suriye “iç savaşı”nın en büyük sonucu, Batı Kürdistan’ın adım adım fiilen özerkleşmesi oldu. Türkiye Esad rejimini değil, işte bu özerkleşme sürecini tasfiye etmek istiyor. Erdoğan’ın izlediği yol, Demirel döneminde Baba Esad’a karşı PKK önderi Öcalan’ı Suriye’den çıkarması için yapılanların tıpkısı. Erdoğan, Esad rejimini tehdit ederek asıl amacına, Batı Kürdistan özerklik hareketini tasfiye etmeye çalışıyor.
Bu gizli amacın kanıtı, AKP Hükümeti’nin ve ordunun Suriye topraklarında bir “tampon bölge” oluşturma kararıdır. Böyle bir “tampon bölge”nin, Suriye’deki topografya açısından bakıldığı zaman hiçbir “askeri” stratejik önemi yoktur. Suriye ile bir savaş durumunda engebesiz arazideki “tampon” bölge Türkiye’ye hiçbir askeri avantaj sağlamaz. O halde bu “tampon”un amacı nedir?
Bunun amacı, Batı Kürdistan bölgesini “tampon” bölge haline getirerek, uzun vadede, tıpkı Hatay gibi, bu toprakları ya ilhak etmek ya da Kürtsüzleştirmek, Kürtleri Güney Kürdistan’a doğru göçe zorlamaktır.
Geçtiğimiz gün toplanan Bakanlar Kurulu’ndan ve Başbakan’ın Meclis Gurup Toplantısından sonra açıklanan kararlar, Türkiye’nin, bizzat örgütlediği “casus uçağı” provokasyonunun amacını gözler önüne sermiştir. Bu kararlara göre, Suriye askeri güçleri Türkiye sınırına “yakın” bir yerde görüldüğünde, bu “tehdit” sayılacaktır. Bunun anlamını Cengiz Çandar şöyle açıkladı:
“Tayyip Erdoğan’ın açıklamasıyla, şayet Suriye rejimi bu açıklamaya uygun davranırsa, Türkiye, kendiliğinden ve fiilen bir ‘tampon bölge’ ilan etmiş olacaktır. Türkiye sınırının dibinde uzanan ve derinliği bilinçli olarak ifade edilmeyen bir bölge, Suriye askeri varlığına bir nevi yasaklanmış durumdadır.”
Daha bu kararın mürekkebi bile kurumadan, Suriye sınırına doğru askeri birliklerin kaydırılmaya başlandığı haberleri duyulurken, bir de şu tehlikeli kışkırtma sanal medyada yer almıştır:
“Terör örgütü PKK, Şanlıurfa’nın Suruç ilçesine bağlı Mürşitpınar köyü karşısında bulunan Suriye’nin Ayn-el Arap kasabasına kendi bayrağını dikti. Suriye’nin Ayn-el Arap kasabası sınırları içersinde yüksekçe bir tepeye dikilen 15 metre yüksekliğindeki PKK bayrağı, Türkiye sınırları içerisinden çıplak gözle rahatlıkla görülebiliyor. Türkiye sınırları içerisinde sınırın sıfır noktasında bulunan Mürşitpınar köyü karşısına provokasyon amaçlı dikilen PKK bayrağına Esad rejiminin göz yumduğu belirtiliyor.”
Şanlı Urfa’nın Suruç ilçesine bağlı Mürşitpınar köyünün karşısına “dikildiği” söylenen PKK bayrağına karşı Türk ordusu muhtemelen namlularını çevirmiştir. Ve işte bu Kürt düşmanı siyaset Türk halkına “kendi halkını katleden Esad rejimine karşı demokrasi savaşı” diye yutturuluyor. O nedenle medyatörler “Başbakan ne demek istedi?” diye soruyorlar ve biz “ne dediğini anlamaya” çalışırken, onlar, Başbakanın sözlerindeki gizli hedefi iyice gizliyorlar.
Ama güneş balçıkla sıvanmaz. Mızrak çuvala sığmaz. Başbakanın ne dediğini, O, Kürtlerin bilmediği bir dilde konuşsa da, Kürt halkı anlıyor. Çünkü, eğer haber doğruysa, Kürtler sınırın bir karış güneyindeki Kürt milli bayrağını da, o bayrağa karşı çevrilen tank namlularını da Urfa’nın  Suruç ilçesinden bakarak görüyor. Görür görmez de, AKP Hükümeti, “Urfa’nın Bozova İlçesi’nde sabah saatlerinde evlere yapılan baskında aralarında BDP Bozova İlçe Başkanı Abdurrahman Pişkin’in bulunduğu 12 kişiyi gözaltına” alıyor.
Hedef Esad filan değil; Urfa’nın Kürdüyle, Urfa’nın karşısında yaşayan Suriyeli Kürt…

Yazarın diğer yazıları