Hurşit Külter’e mektup

Sevgili Hurşit,

Bir akşam üzeri Şırnak’ta bugün artık olmayan Cumhuriyet meydanındaki pastanede kahve içmişliğimizin üzerinden iki yıl geçti. O günden sonra Şırnak’a ve o pastaneye gitmedim. Hem gitsem de ne o eski şehir var ne de o pastane…

Yüzlerce tanıdık sima da bombalanan, yıkılan ve yakılan o evler ve mekanlarla birlikte gittiler..!

Artık olmayan ev ve sokakların müdavimleri o ev ve sokaklar gibi yaralı, mahpus ve ölü..!

Bir Mayıs günü o evlerin içinde özel harekat polislerince kuşatıldığın haberi medyaya düştüğünde derin bir yalnızlık hissine kapıldım. O sokak ve evler bir çocuğunu daha veriyordu…

Neyse ki 138 gün sonra Kerkük’de göründün. Senin sesinden o gün tutsak alındığını ve 13 gün boyunca bir binanın bodrumunda fiziki ve psikolojik işkenceye maruz kaldığını ve defalarca ölümle tehdit edildiğini ve o binadan bir yolunu bulup kaçtığını öğrendik. 

Yaşıyor olman çok güzel..!

Basına yaptığın açıklamayı ve sözlerini defalarca izledim;

“Arkadan vurup öldürmek ya da yakalamak istediler. Ama ben kaçıp kurtuldum. Şehir içinde saklandım. Aileye ya da basına ulaşacak bir imkan aradım ama bulamadım. Bu süre 40-45 gün boşaltılan evlerin içinde saklandım. Sonra şehir içinde direnenlere denk geldim ve şehirden çıktım. Çıktıktan sonra bazılarının yardımıyla iki aylık bir sürede ancak buraya ulaştım."

Binlerce faili meçhul kayıp gibi Hasan Ocak, Ferhat Tepe ve Fehmi Tosun o gözaltı cehenneminden çıkamadılar… 

İyi ki o cehennemden çıkacak bir yol buldun.

Eminim Hasan Ocak’ın kardeşi Sevgili Maside Ocak ve Fehmi Tosun’un kızı sevgili Besna Tosun senin yaşıyor olduğun haberini aldıklarında çok mutlu olmuşlardır.

Nitekim onların üyesi olduğu İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Gözaltılara Karşı Komisyon yaşıyor olduğun haberi sonrası şu açıklamayı yaptı: "Kamuoyu tepkisi ve karşı duruşuyla Hurşit Külter’in kayıt dışı tutulduğu yıkık binada öldürülmediğini ve kaçtığını kendisinden öğrendik. Yapılan bu açıklama, kayıt dışı gözaltıların belgesidir. Yaşamı ve barışı savunan biz kayıp yakınları için tek bir insanın dahi aldığı nefes değerlidir." 

Evet, insan hakları savunucuları ve kayıp yakınları yaşıyor olmana çok sevindiler. 

Ancak senin yaşıyor olmanı sorgulayan ve sevinemeyenler de var. Hürriyet gazetesinin baş yazarlarından Ahmet Hakan senin yaşıyor olduğun haberini aldıktan sonra sana şöyle seslendi; 

"Rezil bir adamsın Hurşit Külter.

Bu Hurşit Külter denilen adam yüzünden bundan sonra hiç kimse gözaltında kayıplar için ‘nerede’ sorusunu soramaz. Çünkü bu adam kendisiyle ilgili kampanya düzenleyenleri, ben dahil "Hurşit Külter Nerede" diye soru soranları, "Devlet öldürdü dağ gibi Hurşit’i" diye lügat paralayanları resmen salak konumuna düşürmüştür. Rezil olman bu yüzden." 

Belli ki senin anlattıklarını samimi bulmamış(!) Ama senin anlattıklarını samimi bulmayan bu adam devlete tek soru sormadı; ‘Be devlet, bak bu adam 13 gün boyunca kayıt dışı gözaltında tutulduğunu, işkence edildiğini ve ölümle tehdit edildiğini söylüyor, yap bakalım bir açıklama’ demedi. 

Ahmet Hakan ve onun gibi kimi akılsızların aksine yaşıyor olman kayıplara karşı mücadelenin sonuç aldığının kanıtı. 

Bu nasıl bir zihin ki ölmediği için bir adama ‘rezil’ diye sesleniyor?

Bu rezil adam yaşıyor olmana sevineceğine ve sözünü seni o yıkık binada 13 gün boyunca kayıtsız tutup işkence eden devlete yönelteceğine kalkmış sana laf ediyor! 

İşte bu nedenle senin aksine kendisi "rezil" sıfatını hak ediyor. 

Sen bu ve bunun meşrebindekilerin yazıp çizdiklerine sakın ola kulak asma…

İşi "Hurşit Külter Kayıp mücadelesine zarar vermiştir" noktasına getirenlere en güzel yanıtı İHD Gözaltında Kayıplar Komisyonu verdi. 

Sen, "Yaşanan kamuoyu baskısı nedeniyle öldürülmedim" demişsin. Buna rağmen birileri seni ve senin için yapılan kampanyayı manipüle ediyorlar. 

Bir de "geç" açıklama yaptığın için "herkesten özür diliyorum" demişsin. 

Özür dilemen gerekmiyordu. 

Buna rağmen birileri hala şurda burda sana çamur atma çabasındalar. 

Devletin seni 13 gün boyunca kayıt dışı gözaltında tutmasına bugün laf etmeyen ve hesap sormayanların sana çamur atmalarına aldırma.

Sen doğru yoldasın. 

İyi ki hayattasın kardeşim!

Dilerim bu kötülük yenilir ve yine birlikte senin büyüdüğün o sokaklarda yürür ve o pastahanede yine bir kahve içeriz.

Yazarın diğer yazıları