İBB’nin mülkleri AKP’li belediyelere

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) mülkiyetinde bulunan 20’ye yakın gelir getiren taşınmazının AKP’li Esenler Belediyesi’ne devredilmesi gündemde. Devredilecek yerler arasında kültür merkezleri ve İSPARK otoparkları da var.

CHP’li İBB Meclis Üyesi Nadir Ataman, özellikle para basan İSPARK’ın işlettiği açık ve kapalı otoparkları AKP’li ilçe belediyelerine devrederek İBB’yi gelir kaybına uğratmayı hedeflediklerini söyledi. Ataman, “Seçimi kaybedeceğini anlayan AKP böyle bir yöntem belirledi. Ekrem İmamoğlu’nun seçimi tekrar kazanacağını gördüler, gözleri korktu. Elini koluna bağlamak için hazırlıklara başladılar” dedi. İSPARK’ın 2018 yılı cirosunun 351 milyon lira olduğunu hatırlatan Ataman, İBB’nin İSPARK’tan her ay toplam brüt gelirden katlı otoparklar için yüzde 15, yol üstü ve açık otoparklar için de yüzde 5 kira payı aldığını kaydetti.

Yazışmaları başladı

CHP’li eski İBB Meclis Üyesi Hüseyin Sağ, ilk adımın İBB Meclisi AKP Grup Başkanvekili Tevfik Göksu’nun belediye başkanı olduğu Esenler’de atıldığını açıkladı. Sağ, şu bilgileri verdi: “Esenler Belediyesi, İBB mülkiyetinde bulunan ve büyükşehir belediyesi bütçesinden yapılan yaklaşık 20’ye yakın taşınmazın kendilerine bedelsiz devir edilmesi için İBB Emlak Daire Başkanlığı’na yazı yazdı. Emlak Daire Başkanlığı ve Hukuk Müşavirliği de bir teklif hazırlayarak İBB Meclisi’ne sunacak. Kültür merkezleri, spor tesisleri, otoparklar bedelsiz olarak ilçe belediyesine devredilecek. AKP’nin oylarıyla devredilecek taşınmazlar arasında Esenler’deki Adem Baştürk Kültür Merkezi ve bu merkezin yakınındaki İSPARK’ın işlettiği kapalı otopark da var.”

İSTANBUL


Yıksan yıkılmaz satsan satılmaz

Yanlış yere yapılan, tehlikeli ve kullanışsız devasa havalimanı; Yıksan yıkılmaz, yenisini yapsan zaten bir yandan yolcu garanti parasını ödüyorsun. Aynısı geçiş garantili köprüler için de geçerli. Kentin içindeki hastanelerin arsalarına konutlar, ofisler, AVM’ler yapıldı. Elde kalan şehir hastaneleri ne olacak?

‘Çağdaş Kapitalizmin Mekansal Örgütlenmesi’ kitabının yazarı Hakkı Yırtıcı, duvaR’daki ‘Bu mega projeler sonra ne olacak?’ başlığıyla AKP’nin mega projelerine projeksiyon tuttu. İktidarın 100 maddelik 2023 hedefleri içinde 500 milyar dolarlık ihracat yapmak, AB’ye tam üyelik, kişi başı milli geliri 20 bin doların üstüne çıkarmak, dünya çapında turizm kentleri kurmak, havacılık üssü olmak, kendi savaş uçağını yapmak ve uydusunu yörüngeye yerleştirmek, demokrasi ve hukuk ilkelerini tam işler hale getirmek, işsizliği yüzde 5’in altına çekmek, 10 milyar dolarlık yaş sebze ve meyve ihraç etmek, ileri teknoloji ürünlerde Avrasya’nın üretim merkezi olmak ve diğerlerini hatırlatan Yırtıcı, dış ve iç siyaset ile ekonomi böyle gelişmeyip 2023 hedeflerinin çok uzağına düşüldüğünü kaydetti.

Mega projelerin ekonomiye ciddi bir yük getirdiğini ifade eden Yırtıcı, en bilinen ve başarısız olan birkaçını sıraladı:

İstanbul Havalimanı

İstanbul Havalimanı, öncesindeki tüm raporlarda yeri yanlış denilmesine rağmen inatla inşa edildi. Sadece bir havalimanı değil, bir zafer anıtıydı. Hemen önündeki Airportcity, bir transfer noktası olacağı düşüncesi ile halen hummalı bir şekilde inşa ediliyor. İstanbul’a uzaklığı bir dert; uçakların taksi süresi 40 dakikayı buluyor; leylek, avcı kuşlar gibi büyük kuşlar ciddi bir tehlike ve geçenlerde bir fırtına ile uçaklar etrafa savruldular ya havada beklediler ya da diğer havalimanlarına inmek zorunda kaldılar. Bu haliyle bölgenin en büyük transfer noktası olacağa hiç benzemiyor.

Şehir hastaneleri

Doktorlar da hastalar da mutsuz. Kentin çok dışındalar ve ulaşım sorun. İnsanlar hastanenin içinde kayboluyorlar. Doktorların üzerinde aşırı performans baskısı var. Sağlık sorununun çözümü olacak şehir hastanelerinin şimdi kendileri bir çözüm bekliyor.

Tren hatları

Hızlı tren hatlarının emniyetli olmadığı art arda gelen kazalar ile acı bir şekilde görüldü. Her ne kadar suç çalışanlara yüklense de ortada doğru düzgün bakımı yapılmayan, sinyalizasyonu olmayan bir demiryolu ulaşım sistemi var.

Ve diğerleri

Kullanılmayan köprüler, tüneller, her kente yapılan ve yolcusu olmayan havalimanları, Akkuyu nükleer santrali (şimdiden iki defa beton temeli çatladı) ve niceleri. Hiçbirinde insana yer yok. Hepsi megalar ve ölçekleri ile insanı yok sayıyorlar. AKP iktidarı 17 yılda tüm altyapıyı -maddi ve kalıcı yapısını- değiştirdi. Hava, demiryolu, karayolu ve deniz ulaşımı, hastaneler, enerji yapıları, askeri savunma sistemi ve kentlerin birer beton yığınına çevrilmesi gibi.

Kullanışsız altyapı

İnsanlar, toplumsal değişimler, kültür, siyaset gibi üstyapıyı oluşturan bileşenler, altyapı tarafından belirlenir ve ortaya ülkenin kendisi çıkar. Kullanışsız, her yönüyle aksayan bir altyapı var. Geri dönüşsüz bir şekilde yaşadığımız çevreyi değiştirdiler. Yorgun, mutsuz, ayrışmış, ekonomik sorunlara boğulmuş bir ülkede yaşıyoruz. Her iktidarın zaafiyeti bunu görememesidir. AKP iktidarı zirve noktasını aştı ve şu an inişe geçmiş durumda. Artık sonrasını tahayyül etmenin vakti geldi. AKP iktidarı son bulduğunda, geriye kalan altyapı, toplumsal gelişmeler, kültür, demokrasi ve özgürlükler gibi üstyapıyı güçlü bir şekilde etkileyecek. Ekonomistler yap-işlet-devret modeli ile kullanıcı garantili yapılan mega projelerin verimsizliği nedeniyle 2050 yılına kadar borçlarının ödeneceğini söylüyor. Yani ülkenin maddi varlığı yurttaşlara ait değil. Üzerlerinde hiçbir tasarruf hakkı yok. Türkiye’nin altyapısı, herhangi bir savaş olmadan teslim edilmiş durumda.

Böyle devam mı edilecek?

Yanlış yere yapılan, tehlikeli ve kullanışsız devasa havalimanını ne yapacağız? Yıksan yıkılmaz, yenisini yapsan zaten bir yandan yolcu garanti parasını ödüyorsun. Aynısı geçiş garantili köprüler için de geçerli. Kentin içindeki hastanelerin arsalarına konutlar, ofisler, AVM’ler yapıldı. Elimizde kalan şehir hastaneleri ne olacak? 60 yıl kullanımı Rusya’da kalacak Akkuyu Nükleer Santrali’nin hayata geçirildiğini düşünmek bile istemiyorum. Bütün bu mega projeler, bir dönemin mirası olarak üstümüze kalacaklar. Ülkenin ancak vasatı tutturabilen maddi varlığı içinde tekrar insanı düşünen bir üstyapı nasıl kurulacak, özgürlükler yeniden nasıl inşa edilecek, toplumsal ayrışma yok edilecek ve demokrasi gelişecek?


Dekan kendisine güzellik yaptı!

Dekan, kimse başvurmasın diye Almanca şartı koyup tek kişilik kadroya kendisi yerleşti.

Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Vahap Engin Gülal, Jeodezi Anabilim Dalı kadrosundayken Ölçme Tekniği Anabilim Dalı’nda tek kişilik kadro ilanı verdirterek Almanca şartı koydurttu. Cumhuriyet’ten Zehra Özdilek’in haberine göre; doktorasını Almanya’da Hannover Üniversitesi’nde yapan ve tek Almanca bilen profesör şartını sağlayan kişi olan Gülal, açtırdığı tek kişilik kadroya kendisi yerleşti. İnşaat Fakültesi Harita Mühendisliği Bölümü Ölçme Tekniği Anabilim Dalı, Almanca ders dinleyebilecek ya da ders açılabilecek bir bölüm de değil.

Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) Mart ayında öğretim elemanı alım ilanı vererek başvuru şartlarını açıkladı. İnşaat Fakültesi Harita Mühendisliği Bölümü Ölçme Tekniği Anabilim Dalı’nda bir kişilik kadro açılarak “Almanca ders veriyor olabilme” şartı konuldu. Bugüne kadar Almanca eğitimi verilmeyen YTÜ’nün ilanının içine böyle bir şartın neden konulduğu sonradan ortaya çıktı. Kadro ilanından 3 ay sonra İnşaat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Vahap Engin Gülal’in kurum bilgilerinde Anabilim Dalı kısmında Ölçme Tekniği yazdığı görüldü.

Neden dönmek isteyelim?

YTÜ’de iki yıl araştırma görevlisi olarak çalıştıktan sonra ABD’de The Ohio State Üniversite’sinde araştırmacı olarak görev yapan akademisyen Müge Albayrak, bu duruma isyan ederek, “1949’da kurulan YTÜ’de Almanca eğitim hiç verilmedi. Kendisinden başka kimsenin bu kadroya başvurmaması için kendisinin dahi Almanca bilimsel yayın yapmadığı bir bölümde, öğrencilere Almanca ders verilmeyecek olmasına rağmen böyle bir şart koymuş. Fakülteler, bölümler kimlerin ellerine kaldı. Kadroların bu şekilde kullanıldığı bir ülkede, biz yurt dışında bulunan akademisyenler ülkemize neden dönmek isteyelim?” diye konuştu. Albayrak, Gülal’ın kendi özel işi için araştırma görevlilerini kullandığını ve karşı çıkanları tehdit ettiğini de söyledi. 

İSTANBUL

Yazarın diğer yazıları

    None Found