İcazetli ‘izole katil’

“Birileri Türk devletinin kafasına çuval geçirecek!”

Bu sözü, Berlin’de yürüyüşteki bir Kürt kadınından borç alıyorum.

Savaşı başlatan Türk devleti (AKP+CHP+MHP+İyi Parti)’dir.

Rojava, eşsiz bir sempatiye sahip, bir yerde özgür bireylerin toplulukların kendilerini temsilen destekledikleri proje!

Dünya politik piyasasında söz sahibi olan devletler, Türk devletinin saldırısına dur demediler.

Ama tarih tekerrür etmedi; çünkü, kamuoyu ve dünyadaki insan topluluklarının, vicdan ve hümanizma üzerine inşa ettikleri tepkisi, politikaya yön verecek kadar ağırlığını koyacak gibi.

“Rojava’yı herkes seviyor;

ve herkes Erdoğan’dan nefret ediyor.”

Sözleri başka bir yürüyüşçüye ait.

Paradoksal açıklamalarla hava sahasını hala Türkiye yasaklı kılmayanlar, ABD ve batılı müttefikler!

Dünyadaki egemen emperyal güçlerin tümüne yakınının sahne aldığı Suriye ve Rojava!

Direnen Rojava halkları.

Savaş ve mücadeleyi/direnişi birbirinden ayırmak gerekiyor:

Bir tarafta savaş var!

Diğer tarafta, savaşa karşı duran mücadele/direniş!

Bu tablo eşliğinde geçen Cumartesi Almanya’da yüzbinlerce Kürdistanlı ve başta Almanlar olmak üzere, dünyanın birçok ülkesinden de dostları protesto alanlarındaydı.

Berlin’de binlerce dayanışmacının katıldığı dayanışma yürüyüşünde, parola “Rojava”ydı.

Bu kez Rojava’yla ilgili sözü yürüyüşçülere bıraktım.

Çoğunlukla Kürdistanlılar olmak üzere, Bağdat Parlamentosu’nun eski bir milletvekilinden, Alman sendika temsilcileri, gazeteciler ve Öcalan’ın kitaplarını Almancaya çeviren Alman yazarına kadar birçok şahsiyete sadece bir soru sordum: “Bir haftaya kadar neler olacak?”

Derledim, yazıyorum.

İlk cümleyi, kırk yıldan beri Berlin’de aktif kitle çalışmalarına katılan, tüm yürüyüşlerin müdavimi tecrübeli ve “Emekçiler Konseyi Başkanlığına” layık saygın dostumdan alıyorum:

“Bir haftaya kadar silahlar geri tepecek ve rüzgar bizden taraf esecek.”

Radikal ve mutlak çözümü yakın gören başka bir ses: “Bir haftaya kalmaz, Kürdistan devleti ilan edilir” dedi.

Tüm Kürdistanlı partileri tek bir direniş hattında Türk işgaline karşı durmasını dileyenler çoğunluktaydı.

“Süddeutsche Zeitung’un” yürüyüşün yapıldığı gün, savaşın Türkiye’ye ulaştığını ve Erdoğan’ın uluslararası alanda “izole” kaldığını hatırlattığım bir yürüyüşçü: olabilir ama müsadeli “izole katil!” dedi.

Entelektüel bir Kürt kadını, Kürdistanlıların kaderinin protesto yürüyüşlerine endeksli olduğunu belirtti. Yanındaki başka bir Kürt kadını, daha da realist olmak gerektiğini vurguladı ve Rojava’yı yeşeren bir çiçeğe ve Erdoğan’ı bir Drakula’ya benzetti.

Kazanacak olanlar Rojava halkı ve dostları olacak görüşü ağırlıktaydı.

Savaş uçaklarının etkili olduğu savaşa rağmen, yürüyüşçülerin zafer kazanmışça takındıkları pozu anlamaya çalıştım.

Bunu da sordum. Dünya halkları ve Türkiye’de ekonomik yatırımı olan, Türkiye’ye silah satan ülkelerin vatandaşları, Rojava’yı ve Kürt halkını destekliyor yanıtı en belirgin olanıydı.Suriye rejimiyle görüşmelerinin devam ettiğini bilen Rojavalı yürüyüşçüler, Türkiye’nin agresif saldırılarını durduracak bir güç birliğini umut ettiklerinin altını çizdiler.

Yaşları 16-19 arası, On’a yakın, çoğunluğu genç kız bir grup üç saat boyunca tek bir slogan attılar:  Onlar bilmeden, ya da bilerek “alle Besatzer raus aus Rojava!” (tüm işgalciler Rojava’dan defolun!) sloganı yerine, “alle Besitzer raus aus Rojava” (tüm mülk sahipleri Rojava’dan defolun!) diyorlardı.   Ve bu benim için, tarihi Rojava toplumsal projesini özetleyen önemli bir çığlık gibiydi.

Yazarın diğer yazıları