İdlib: Bir son ve bir başlangıç

İdlib’den sonra sıra kaçınılmaz olarak Efrîn ve Cerablus-Bab hattına gelecek. Bu durumda gündeme girecek olan Türk devletinin Suriye üzerindeki işgali olacaktır. Bu yolda yürünürken Suriye rejimi ile Kuzey Suriye’nin muhtemel anlaşması işgalin sonunu getirebilir.

HALİT ERMİŞ

Suriye krizi karşılıklı hamlelerle her geçen gün daha fazla çıkmaza giriyor. Dikkatler Kuzey Suriye-Türkiye sınırı üzerine yoğunlaşmışken, İdlib’deki savaş şiddetini arttırmaya başladı. Türk devleti Suriye rejimi ve Rusya’ya karşı elini güçlü tutmak ve işgal ettiği bölgelerde kalıcı olmak için bir yandan da Efrîn, Til Rıfat gibi yerlere dönük çeteleriyle birlikte aralıksız bir saldırıyı devreye koydu.

Savaş daha da kızışacak

Xan Şeyxun’da (Han Şeyhun/Khan Shykhun) yaşanan şiddetli çatışmalara paralel şekilde bölgeye Türk ordusunun yaptığı sevkiyata rejim güçlerinin saldırı gerçekleştirmesi durumun giderek daha da kızışacağının işareti niteliğinde.

Suriye sahası yeniden ve daha şiddetli devletler savaşına mı açılıyor? Sahada hesaplaşmalar yaşanırken, siyasi dengeler nasıl şekillenecek? İdlib üzerinden şiddetlenen savaşın Efrîn ve Türk devlet işgali altındaki diğer yerlere yansıması ne olacak? Son günlerde Til Rıfat ve Şehba alanı üzerinde yoğunlaşan Türk devleti çetelerinin topçu saldırıları ne amaçlıyor, hesap ne?

Sahadaki durumdan yola çıkarak daha fazla soru sıralamak son derece muhtemel.

Zira iç içe geçen ilişki ve çelişkilerin müttefik görünen güçleri bir anda şiddetli bir savaşa sürüklemesi hiç de şaşırtıcı olmayacak.

Türkiye’nden acil takviye

Dikkat edilirse, Türkiye ve ABD arasında kuzey Suriye’ye dönük yapılan görüşmelere Suriye rejimi ilk elden tepki gösterdi. Benzer tonda tepki sonrasında İran’dan da geldi. Ancak çelişki ve tepkilerin sadece açıklamalarla sınırlı kalmayacağı İdlib’de şiddetlenen çatışmalarla rengini belli etti. Türk devletinin himayesindeki küresel terör örgütü Nusra ile rejim ve Rus güçler arasında son günlerde çok şiddetli çatışmalar yaşanmaya başlandı.

Rejim Xan Şeyxun bölgesini doğu-batı yönlü yaptığı saldırılarla İdlib’den koparmaya çalışırken, durumun kontrolden çıktığını gören Türk devleti acilen bölgeye yeni askeri sevkiyatlar yaptı.

Efrîn ve Cerablus’tan çete takviyesi

Bölgeden gelen bilgiler işgal altındaki Cerablus, Efrîn gibi yerlerde bulunan çete güçlerinin de İdlib’e sevk edildiği bu şekilde Rusya ve rejim güçlerine karşı cephenin güçlendirilmeye çalışıldığı yönünde. Rejim ve Rus güçlerinin ilerlemesi karşısında Türk devleti daha çok sessiz kalmayı tercih ederken, Türkiye himayesindeki Suriye Ulusal Cephesi’ne bağlı çeteler ağır silahlarla birlikte Efrîn ve Cerablus’tan, İdlib bölgesini işgali altında bulunduran Heyet Tahrir El Şam’a (HTŞ) desteğe gitti.

Türk devleti neden bunu gerekli gördü peki?

Xan Şeyxun’un yoğunlaştırılan saldırılarla çetelerden alınması an meselesi. Türk devleti durumun farkında. Ancak Xan Şeyxun’un alınması kendisiyle sınırlı kalmayacak. Bu şekilde M4-M5 karayollarının rejim güçlerinin denetimine girmesi artık daha kolay olacak. Daha batıda Cisirşuxul’un bu hatla birlikte Rejim ve Rusya’nın denetimine girmesi, Türk devleti ve çetelerini İdlib merkeze sıkıştıracak.

İran devreye giriyor

Burada etkili faktör olarak İran devreye giriyor. Bir süre önce ABD ile Rusya anlaşmasıyla güçlerini bölgeden kısmen çeken İran, Türkiye ile yapılan Kuzey Suriye pazarlıklarının tutmamasına karşı yeniden sahaya güç gönderdi. Bu, İdlib’i işgalinde bulunduran Türk devletini ve Nusra çetelerini zorlayacak önemli bir faktör.

Ancak sorun Türk devleti açısından sadece İdlib ile de sınırlı kalmayacak. İdlib’den sonra sıra kaçınılmaz olarak Efrîn ve Cerablus-Bab hattına gelecek. Bu durumda gündeme girecek olan Türk devletinin Suriye üzerindeki işgali olacaktır. Bu yolda yürünürken Suriye rejimi ile Kuzey Suriye’nin muhtemel anlaşması işgalin sonunu getirebilir.

Kürtler işgale karşı daha aktif sürece girebilir

Ya da bu taraflar arasında bir anlaşma sağlanmazsa dahi, Kürtler Şehba ve Efrîn’de Türk devleti ve çetelerinin işgaline karşı daha aktif bir sürece girebilir. Bu durum Türk devleti açısından en fazla korktuğu şeyin başına gelmesi olur.  Onun için dikkat edilirse son günlerde Şehba ve Til Rıfat yoğun bir saldırı altına alınmış durumda. Neredeyse günlük olarak vurulmayan tek bir kasaba ve köy yok.

Ancak sahadaki durum bu olasılıklara karşın İdlib’de ve giderek aslında tüm Suriye’de durumu daha da karmaşık hale getirecek olan başını ABD’nin çektiği Uluslararası Koalisyon’un tutumu olacak.

Hatırlanırsa Soçi Anlaşması, Tahran’da Rusya, Türkiye ve İran’ın anlaşmazlığına alternatif olarak geliştirilen bir ara formül niteliğindeydi. Yani, Türkiye, Soçi’de ABD’yi temsilen Rusya ile masaya oturdu. Anlaşma bu güçler arasında gerçekleşmişti. Ancak bu anlaşma şimdiye kadar uygulanmadı. Rusya, Türk devletini batı blokundan koparmak ve Kuzey Suriye’ye dönük planlarını gerçekleştirmek için Soçi mutabakatının ağırdan alınmasına (zaman zaman uyarı düzeyinde açıklamalar yapsa da) göz yumdu.

Fakat gelinen aşama bu toleranslı sürecin artık sona erdiğini gösteriyor. Dolayısıyla İdlib’de yaşananlar, Soçi’yi de facto olarak boşa düşürmüş durumda. Başka deyişle Soçi’nin sonuçsuz kalmasıyla birlikte artık İdlib’de yeni bir durum yaşanıyor. Tabii buna yukarıda saydığımız diğer tüm gelişme ve etmenleri de eklemek gerekir.

Özcesi durum son derece karışık ve belirsiz. Suriye sahasında taraflar arasında yeni pazarlıklar sonuç almazsa, vekalet savaşından artık resmi olarak devletler savaşına geçiş yaşanabilir.

Yazarın diğer yazıları

    None Found