İdlib’de olanlar Astana’nın sonuçları

Demokratik Ulusal Koalisyon Genel Koordinatörü ve MSD Genel İlişkiler Bürosu Üyesi Ferhat Hemo,  İdlib’de meydana gelen çatışmaları Türkiye, İran ve Rusya’nın bir araya geldiği Astana’nın bir sonucu olduğunu söyledi.

Türk devletine bağlı çetelerin işgali altında bulunan İdlib ve Hama’nın bir bölümünde son yaşanan gelişmelerin Türkiye, Rusya ve İran arasında yapılan Astana-12 toplantısının sonuçları olduğunu söyleyen Demokratik Ulusal Koalisyon Genel Koordinatörü ve MSD Genel İlişkiler Bürosu Üyesi Ferhat Hemo, Suriye krizinin ikili anlaşmalarla çözülemeyeceğine dikkat çekti. Hemo, Suriye rejim güçlerinin Rusya desteği ile düzenlediği operasyonların ise sınırlı olacağını belirtti.

Türk Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan’ın her Astana veya Soçi’ye gittiğinde AKP medyası Türkiye’nin ne kadar başarılı olduğunu yazıp çiziyordu. AKP medyası Erdoğan’ın, Astana ve Soçi’nin diğer muhatapları olan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani üzerinde etkili olduğunu ileri sürüyordu. Ancak, 25 ve 26 Nisan’da Kazakistan’ın başkenti Astana yeni adıyla Nur Sultan’da yapılan 12.toplantısının sonuçları ise Türk basının eskisi gibi yoğun bir şekilde işlenmedi.

Çok sayıda köy rejimin denetimine geçti

Ardından ise Rusya ve Suriye rejimine ait savaş uçakları Mayıs başından itibaren İdlib ve Hama’nın kırsalını vurdu.  Paralel bir gelişme olarak da kara operasyonu başladı. 12’nci Astana görüşmeleri sonrası İdlib ve Hama’da, Rusya’nın destek verdiği Suriye rejim güçleri ile çete grupları arasındaki çatışmalar yoğunlaştı. Çatışmaların arttığı 1 Mayıs’tan bu yana çok sayıda köy ve belde rejim güçlerinin kontrolüne geçti.  İdlib’deki son operasyon bölgede yeni denklemleri ve farklı gelişmeleri de beraberinde getiriyor.

Son gelişmelere ilişkin ANHA’ya konuşan Demokratik Ulusal Koalisyon Genel Koordinatörü ve MSD Genel İlişkiler Bürosu Üyesi Ferhat Hemo “İdlib ve Hama’da yaşananlar Astana-12’nin sonuçlarıdır” dedi.

Türkiye sözünü tutmadı

İran, Türkiye ve Rusya’nın daha önce ‘Gerginliği azaltma bölgesi’ adı altında anlaştığını hatırlatan Hemo, bahsi geçen bölgede 20 kilometrelik bir alan ile Halep-Lazkiye ve Halep-Şam yollarının paylaşımı konusunda Türkiye ile Rusya arasında özel bir anlaşmanın olduğuna dikkat çekti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve AKP’li Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 17 Eylül 2018’de Rusya’nın Soçi kentinde bir araya gelmiş, Erdoğan İdlib’in çevresinde 15-20 kilometre derinliğinde bir alandan çetelerin Türkiye tarafından çekilmesi konusunda taahütte bulunmuştu. Anlaşma, Türk devletinin çetelerin hamisi olduğunu bir kez daha ispatlarken, Türkiye’ye 14 Ekim 2018’e kadar bu sözünü yerine getirme görevini de yüklemişti. Ancak, Türkiye verdiği sözleri yerine getireceğine sürekli Rusya, Suriye rejimi ve İran’ı oyalamıştı.

İsrail’in Suriye’deki İran üslerine yaptığı hava saldırıları, Erdoğan himayesinde, İdlib’deki hakim güç Heyet Tahrir el Şam’ın (HTŞ -El Kaide’nin Suriye versiyonu) uluslararası terör listesinde olmasına rağmen ABD ve AB’nin İdlib’e dönük kapsamlı bir operasyona karşı çıkması da Türk devletinin elini güçlendirmişti.

Türk devleti, Suriye’de Rusya, İran ile Astana formatıyla geliştirdiği ilişkiler ve Rusya’dan S-400 füze anlaşması ile bir yandan da ABD ve NATO karşısında da pazarlık gücünü arttırmak ve Suriye’deki işgalini kalıcı hale getirmek istedi.

Türk devletinin Eylül 2018’inden sonraki pratiği, Soçi’de taahütte bulunduğu görevlerini yerine getirmesinden ziyade çetelere destek vermek ve korumak olmuştu.

Hemo ise Türkiye ile ilgili şunları belirtti: “Türkiye, bu bölgelerden silahlı gruplar ve teröristleri çekmesi için görevlendirilmişti. Çünkü bu gruplar birinci derecede Türkiye’ye bağlıydı. Ancak görünen o ki Türk devleti görevini yerine getiremedi ve Rusya, anlaşmanın gereklerini kendi yerine getirmek istedi. Bölgede gerilimin tırmanmasındaki sebep bu.”

Operasyon kent merkezine kadar uzamaz

Rejim güçlerinin Rusya desteği ile gerçekleştirdiği operasyonların ülkenin kuzeybatısıyla sınırlı kalacağını, İdlib kent merkezine kadar devam etmeyeceğini düşündüğünü belirten Hemo, “Operasyonun, sürekli saldırılara maruz kalan Rus Hmeymim Üssü’nün korunması ve Halep-Lazkiye yolunun paylaşılması amacıyla gerçekleştiğini düşünüyorum” dedi.

Hemo operasyonun İran da dahil ABD ve Suriye’ye müdahil diğer ülkelerle herhangi bir anlaşma olmadan gerçekleştiğini belirterek, “Bu güçler doğrudan veya dolaylı Suriye’nin kuzeybatısıyla alakadar ülkeler. Bu durum göz önüne alındığında operasyonların süre ve alan bakımından sınırlı olacağını düşünüyorum” diye konuştu.

Ferhat Hemo, rejim güçleri ile çete grupları arasında çatışmaların yoğunlaşmasının mevcut krizin siyasi çözümüne etkisini ise “Suriye’deki her askeri gerilimde başlıca kurbanlar siviller oluyor ve sonuç, insani kriz. İnsanlık değerleri siyasi alanda hep kullanılıyor” diyerek değerlendirdi.

Rus – Türk pazarlığı sorunları çözmez

Rusya ve Türkiye arasındaki anlaşma ve pazarlıkların Suriye krizine hiçbir çözümü getirmeyeceğini kaydeden Hemo, siyasi çözümde başlıca kaynağın Suriye halklarının kararları olduğunu dile getirdi.

Ferhat Hemo, konuşmasının sonunda şunları dile getirdi: “Siyasi çözüm, hegemonya alanlarını genişletmekle, Kuzey ve Doğu Suriyeli halk temsilcilerine yapıldığı gibi Suriye’nin aktif tarafları siyasi çözüm arayışlarında uzak tutmakla değil, özgür bir irade ile olur.”

Çatışmalar Halep’e sıçradı

Öte yandan çetelerle Suriye rejimi arasındaki çatışmalar Halep’e sıçradı. Suriye rejim güçleriyle, Türkiye destekli Heyet Tahrir el Şam çete grubu arasında İdlib’in güneyinde devam eden çatışmalar, Helep’in kuzey batısına yayıldı. Halep’in Şeyhan kavşağı yakınlarındaki Mesakin El-Sebil mahallesinde çete grupları ile Suriye rejim güçleri arasında çatışma çıktı.

Çeteler, Halep kent merkezindeki sivil yerleşim alanlarına top atışları yapıyor. Çete grupları önceki gün roketlerle, Halep kentinin Şeyhan kavşağı yakınlarındaki Mesakin El-Sebil mahallesinde konumlanan rejim güçlerini hedef aldı. Saldırılarda maddi zararın meydana geldiği belirtildi.  Bölgede çatışmaların yayılmasıyla birlikte Suriye rejim güçleri de Kefir Hemra kentine top atışları yaptı. Halep’in kuzey batısındaki Leyremun kavşağı ve Kastelo Mahallesi ile çevresinde çatışmalar yaşandı. Yaşanan çatışmalarda Suriye rejim güçleri ve destekçileri uçaklar ve topçu birlikleri kullanırken, can kaybının olup olmadığı hakkında bilgi alınamadı.

Ahrar çeteleri HTŞ’ye yardıma koştu

ANHA’nın yerel kaynaklardan aldığı bilgiye göre, Ahrar El Şam grubuna bağlı bir çete grubunun HTŞ’e yardım amaçlı Halep ile Şam arasında bulunan M5 yolundan, Hama’nın kuzeyine doğru ilerledi. Hama’nın kuzeyine doğru ilerleyen çete grubuna Rus savaş uçaklarının bombardımanı sonucu çok sayıda çetenin öldüğü iddia edildi. Burada bir hatırlatma da bulunmak gerekiyor:  Ocak ayında kendisi de bir El Kaide yapımı  ve Türkiye ile sıkı ilişkileri bulunan Ahrar u Şam çete örgütü ve diğer gruplar HTŞ ile çatışmış bu çatışmanın ardından Efrîn’e çekilmişti.

Bu arada aynı kaynaklar, Rus savaş uçaklarının İdlib’in Xan Şexûn’e ilçesine bağlı Hibêt köyünü bombaladığını aktardı.

HABER MERKEZİ

Yazarın diğer yazıları

    None Found