İhbar kültürü…

Geçtiğimiz günlerde bir haber okudum. Habere göre NRW eyaletinde küçük bir şehirde ikamet eden Kırşehirli biri, Türkiye’de bir hafta kalmak için gittiği sırada gözaltına alınarak tutuklanıyor ve 14 ay cezaevinde kalıyor. Tutuklanma gerekçesi ise kendi komşusu tarafından yapılan ihbar. İhbarda tutuklanan kişi hakkında sosyal medya hesabından PKK propagandası yapan paylaşımlar yaptığı ifade ediliyor.

İhbarın kendi komşundan gelmesi ayrı bir trajedi, sosyal medya paylaşımlarının suç kabul edilmesi ayrı bir trajedi, ihbar ağı yaratarak vatandaşa muhbir muamelesi yapmak ayrı bir trajedi.

AKP döneminde eğrisi yükselen bir alan da ihbarcılık. Bu konuda her geçen gün mesafe kateden AKP, yeni teknik ve yöntemlerle de bu alanı geliştirmeye devam ediyor.

Nitekim Türkiye’nin ihbarcılıkta devrim (!) yaptığı bir uygulama olan EGM Mobil uygulamasıyla Almanya’dan da insanlar ihbar edilebiliyor. Bu uygulamayla fotoğraflar ya da belgeler de yüklenebiliyor. Uygulamanın Almanya sınırları içerisinde kullanılması tartışma yaratsa da önlem için yeterli adımlar atılmış değil.

Bu uygulama ile kaç kişinin gözaltına alındığı ise bilinmiyor.

Yine geçtiğimiz günlerde çok benzer olmasa da AABK Onursal Başkanı Turgut Öker de bir ihbar mektubu üzerine gözaltına alınmış, hakkında çıkış yasağı verilerek serbest bırakılmıştı.

Sonradan edinilen bilgilere göre Öker’i Almanya’dan bir vatandaş ihbar ediyor. Düzgün bir el yazısıyla yazılmış mektupta (mektup gerçekten özenle yazılmış) “Sayın Cumhuriyet Başsavcım, Turgut Öker’in kandildeki teröristlerden hiçbir farkı yoktur. Sizden istemim bu azılı düşmanın dokunulmazlığını kaldırıp yargılanmasıdır“ ifadeleri yer alıyor.  Duyarlı (!) bir vatandaş görev aşkıyla tehdit (!) oluşturan bir siyasetçiyi ihbar ediyor ve her ne hikmetse bu işleme konuluyor. (Ankara Gar katliamı davası yakın bir zamanda gerçekleşti. Bombacıya eskortluk yapan Yakup Şahin’in gübre almaya çalıştığı için ihbar edildiği, fakat işlem yapılmadığı ortaya çıktı. Buradan hatırlatalım sadece.)

İhbarcılık kültürünü topluma enjekte ederek, kendinden olmayanı suçlu ilan eden bir sistem yaratan AKP, her türlü kirli yöntemle sindirme politikalarına devam ediyor.

Polemiklerle kendisini yaşatan bakan Soylu’nun şu sözlerini de tekrar hatırlatalım: “Avrupa’da, Almanya’da öyle terör örgütünün toplantılarına katılıp da ondan sonra gelip Antalya’da, Bodrum’da, Muğla’da tatil yapanlar var ya, onlar için de tedbir aldık şimdi. Hadi gelsinler bakalım havalimanlarından içerisi girsinler. Gözaltına alıp yallah, öyle kolay değil.“

Geçtiğimiz haftalarda Sol Parti Milletvekilleri Sevim Dağdelen ve Gökay Akbulut Dışişleri Bakanlığına sundukları soru önergesine verilen yanıtta Türkiye’de cezaevinde bulunan Almanların sayısının son altı ayda 47’den 62’ye yükseldiği belirtildi. Hakkında Türkiye’den çıkış yasağı bulunan 38 Alman vatandaşının da ülkeyi terk etmediği kaydedildi.

Yine Alman Dışişleri Bakanlığı’ndan geçtiğimiz haftalarda yapılan seyahat uyarısında, Türkiye’nin herhangi bir gerekçe öne sürmeden kimi Almanya vatandaşlarının ülkeye girişini engellediğini, Türkiye’ye girişi reddedilenlerin büyük bir kısmının, Kürt ve Türk Alevi aile geçmişi olanların oluşturduğunu belirtmişti.

Bu durum ile karşı karşı kalanların beyanında ortak söylemler bilinmeyen birileri tarafından ihbar edildikleri ve yaptıları sosyal medya paylaşımları. İnsanların yaşamlarına müdahale edildiği yetmiyormuş gibi, eften püften gerekçelerle özgürlük hakkı da kısıtlanıyor. Bu mağduriyetler nedeniyle yaşanmış bir trajediyi de paylaşmak isterim:

2017 yılında Fransa’da doğup büyüyen 24 yaşındaki Kürt Alevi Dilan Mercan sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek gözaltına alındı. Denetimli serbestlik yasasıyla serbest bırakılan Mercan’ın Fransa’ya dönüşü yasaklanmıştı. Mercan Antep’ten Maraş’a dönerken geçirdiği trafik kazasında geçtiğimiz yıl hayatını kaybetti.

Elbette gencecik yaştaki Dilan’ın ölüm nedeni yalnızca bir trafik kazası olarak gösterilemez. Dilan’ı asıl öldüren bu faşist iktidar ve yarattığı sonuçlardır.

AKP bir ihbarcılık kültürü yarattı. Aynı evde yaşayanların, evli çiftlerin bile birbirini ihbar ettiği bir atmosfer ve buna tamamen müsait bir toplum yaratıldı. Bu kültürü de maalesef her türlü araçla yaymaya devam ediyor.

Yazarın diğer yazıları