İktidar sistemini taklit etmek kadınların özsavunması olamaz

Geliştirilmeye çalışılan ‘hayvan kafası yiyen Kürt kadın imajı’ Kürt kadın özgürlük hareketinin diplomasideki güçlenmesine karşı yapılan bir saldırıdır.

DR. DILAR DİRİK

Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) kadın peşmergelerinin askeri eğitim sırasında tavşan ve yılan kafalarını dişlerinin arasına geçirerek kopardıkları resimleri birkaç gün önce basına yansıdı.

İngiltere’nin sağ eğilimli Daily Mail gazetesi yayınladığı bu haberinde Kürt kadınlarının savaştaki kahramanlığından bahsederek Kobanê direnişini de örnek veriyor. Bu konuda iki sorunun birlikte sorulması önem arz ediyor: Kürt kadınları neden böyle bir yöntemi kullanıyor? Basın neden bu tür haberlere ağırlık veriyor?

Kürt kadınlarıın savaşçılığı yeni bir durum değil. Kürdistan’ın her dört parçasından kadınlar özgürlük direnişine katıldılar. Ancak sadece katılmak, kadınların durumunun değiştirilmesi için yeterli değil.

PKK’nin öncülüğünde yürütülen 40 yıllık mücadele, Kürt kadınları için birçok değer, yeni konseptler, özgün özsavunma yarattı. İşgalciler karşısında Kürt kadınların başarısı, özellikle örgütlü ve özgün bir mücadelenin parçasıdır ve bu başarı öz savunma felsefeleriyle alakalıdır. Kürt kadın özgürlük hareketi, kadının özgünlüğü ve erkeğin dönüştürülmesi, kadının özgürlüğünün garantisi olarak görülüyor.

Kürt partilerinin ‘güçlü kadın imajı’

Son yıllarda YPJ, YJÊ ve YJA Star’ın dünya basınında öne çıkmasıyla beraber ataerkil karakterleriyle bilinen Kürt partileri de Kürt kadın savaşçıların imajını daha çok öne çıkarmaya başladı.

Kobanê direnişi döneminde kadınlar KDP ordusunda yer almadı. YNK’li kadın peşmergeler, 1996 yılından beri özgün bir tabur olarak kendilerini örgütlüyorlar ama genelde savaşa dahil olmadılar. Katılmamaları onların suçu değil; bu partiler genel olarak kadınların savaşa yaklaşmalarını ve öncü rol oynamalarını engelliyor. Bu, partilerin siyasetinin renginde de kendini belli ettiriyor. Yine, suç kadınlarda değil.

Avrupa basını bilinçli yöneliyor

Kahraman Kürt kadınları üzerine Avrupa basınının Kürt parti ve hareketlerini birbiriyle karıştırması bilinçli bir yaklaşımdır,  Avrupa devletlerinin Kürt özgürlük hareketlerini kriminalize etmeye dönük konseptinin parçasıdır. Örneğin, Alman devleti KDP’ye silah sevkiyatı yaptığı 2014-2015 yılları arasında birçok Alman kanalı, peşmerge kadınlar üzerine birçok program yaptı. Bugün YJA Star ve YPJ bayrağını yasaklayan Alman devleti DAİŞ’e karşı hangi kadınların savaştığını çok iyi biliyor.

Devrimci kadın imajını silmeye yönelik

Son yıllarda yapılan birçok film ve kitapta da aynı karışıklık tekrarlanıyor. Kürt kadın savaşçıların imajı yükseltiliyor, buna karşılık bilinçli bir şekilde devrimci kadın ideolojisi ve felsefesi siliniyor. Şöyle bir algı oluşuyor: Kürt kadınları genel anlamda güçlü savaşçı kişiliklerdir. Bu algı, gerçekten savaşan ve şehit düşen kadınları yok sayıyor, kadınların savaşmasına izin vermeyen, ancak ‘güçlü kadın konseptini’ kendi imajları için kullanan ataerkil zihniyetli partilerin gerçek yüzlerini gizliyor. Bu, aynı zamanda kadın peşmergeler için de engel teşkil ediyor.

Öte yandan söz konusu resim, ulus tartışmalarının ötesinde, ataerkil zihniyetin anti-ekolojik renginin anlaşılması açısından da iyi bir örnektir. Bugün, her zaman olduğundan daha fazla birçok toplumsal sorunun kaynağının aslında ekolojik sorunlar olduğu görülüyor. Doğaya bu denli ağır saldırılarla devletlerin vahşeti tekrarlanıyor.

Saddam ve Esad’ın eğitme yöntemi

Hayvanların başının ısırılarak koparılması Saddam Hüseyin tarafından bir eğitim olarak kullanılmıştı. Yine Hafız Esad da kadın askerleri aynı yöntemle eğittiği için insan, “diğer ordular da bu yöntemi kullanıyor” diyebilir. ABD’nin Irak’ı işgal ettiği ilk dönemlerde Ebu Ghraib zindanında korkunç resimler çekildi. ABD kadın askerleri Arab erkeklere işkence ediyordu. Ben bu iki şeyi birbiriyle kıyaslamıyorum ama Ebu Ghraib fotoğrafları yayınlandığında dünya çapında kadın ve iktidar konusunda önemli tartışmalar yaşandı. O dönemde de kadınlar sormuştu: Kadın özgürlüğü, kötü şeyler yapma hakkı elde etmek midir? Erkek zihniyetiyle mi hareket edeceğiz yoksa başka bir ahlaki duruşta mı ısrar edeceğiz? Erkek iktidar orduların tarzı toplumdaki kadınlari savunabilen bir tarz olabilir mi Kadınlar, bu tuhaf yöntemlerle vahşi erkek şiddetine karşı kadınları koruyabilir mi?

Erkek sisteminin hizmetkarı mı olacağız?

Ataerkil sistemdeki eşitlik, doğru bir eşitlik anlamına gelmiyor.  Kadın, hayatın bütün alanlarını devlet ve erkek iktidar zihniyetinden uzak, kendi ahlak ve estetik değerleriyle ele almalı. Askeri, siyasi, çalışma hayatı, ekonomik, kültürel farketmez, hayatın her alanında kadınlar eğer özgürlükleri için özgün tanımlara ulaşamazlarsa, her zaman erkek egemen sistemin zihniyetini, tarz ve yöntemini tekrarlamaya, hatta bu sistemin hizmetkarı durumuna düşmeye mahkumdur.

Kürdistan tarihinde kahraman olarak tanınan birçok kadının olduğu doğrudur, ancak alternatif özsavunma gücü; özgün örgütlülük, mücadeleci bir ideoloji ve elbette bütün kadınları kapsayan bir toplumsal devrim inşa etmek demektir. Kürt kadınlar, kendi yol ve yöntemleriyle yeniden kadın ve özsavunma konularını dünya kadınlarının gündemine koydu. Önemli bir aşamaya varan bu tartışmalar birçok feminist hareketi etkiliyor. Anlaşılan, geliştirilmeye çalışılan ‘hayvan kafası yiyen Kürt kadın imajı’ Kürt kadın özgürlük hareketinin diplomasideki güçlenmesine karşı yapılan bir saldırıdır.

Yazarın diğer yazıları

    None Found