İktidarınızı durdurun!

HDK, DTK, HDP ve DBP, Türkiye halklarını, Kuzey-Doğu Suriye’yi işgal edip soykırım yapmak isteyen Türk iktidarını durdurmaya çağırdı.

Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Türkiye’nin Kuzey-Doğu Suriye’yi işgal saldırısı öncesi HDP Genel Merkezi’nde ortak basın toplantısı düzenledi.

Ortak basın metnini okuyan HDK Eşsözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, işgal ve savaş siyasetini dayatan, Kürt halkının ve kazanımlarının inkârını ve imhasını sürdürmeye çalışan bir iktidar aklı olduğunu belirterek, iktidarın meşruluğunu yitirdiğini söyledi. Koçyiğit, “Herhangi bir meşruiyeti olmayan bu işgal girişimine ülke içinde meşruiyet sağlamak için Meclis’e savaş tezkeresi getirilmiştir. Bu tezkereye evet diyen bütün partiler bilmelidir ki; Türkiye halkları bu savaşa rıza göstermiyor, bu savaş ve işgal girişimini onaylamıyor. Bir kez daha Türkiye halklarının çıkarları bu partiler tarafından iktidar blokunun ve müesses nizamın çıkarlarına tercih edilmiştir” şeklinde konuştu.

DAİŞ’in yapamadığına talip

 Koçyiğit, şunları söyledi: “Ayrıca iktidarın tüm bu meşrulaştırma çabalarına rağmen, böylesi bir girişimin uluslararası toplum nazarında da kabul görmediği bütün açıklığıyla ortadadır. Selefi, cihadçı çeteleri kullanarak bugüne kadar barış içinde yaşayan kadın, çocuk bütün Suriye halklarına saldıracak olan iktidar bloğu, DAİŞ barbarlığının başaramadığını başarmaya soyunmaktadır. Kürt inkârı ve soykırımının 21. yüzyılda sürdürülmesi manasına gelen bu yaklaşım halkların direnişi ve barış içinde yaşama iradesi karşısında dün olduğu gibi bugün de kaybedecektir.

Türkiye halklarının sorumluluğu

 Bütün Kuzey-Doğu Suriye ile Rojava’dan bugüne kadar Türkiye’ye tehdit değil, barış ve kardeşlik mesajları gelmiştir. Kuzey-Doğu Suriye halkları Türkiye’de yaşayan halkların akrabası, dostu, kardeşidir. Yapılması düşünülen, vicdani ve ahlaki olarak kabul edilemez olan bu saldırı bölgesel istikrarsızlığı tetikleyecek, DAİŞ, El Kaide gibi barbar çetelere alan açacak ve halklar arasında sonu gelmeyen nefret bariyerleri örecektir. İktidara ‘dur’ demek bütün Türkiye halklarının sorumluluğudur.

Bu anlamda Türkiye’deki bütün yaşam savunucularına, demokratik kitle örgütlerine, sendikalara, emekçilere, kadın örgütlerine, sivil topluma çağrımızdır; ‘Bu savaşı durduralım, ölüm iradesine karşı yaşamı savunalım.’ Uluslararası kurum ve kuruluşları, insan hakları ve barış savunucularını, insanlık düşmanı barbar DAİŞ’i yenen Rojava halklarına ve kazanımlarına sahip çıkmaya, halklar arasındaki dostluk ve dayanışmayı güçlendirmeye davet ediyoruz.”

ANKARA


Federe Kürdistan da karşı

Federe Kürdistan Hükümeti, Türkiye’den tek taraflı adımlardan uzak durmasını istedi.

Hükümet tarafından yapılan yazılı açıklamada, ”Hükümet olarak ABD’nin askeri güçlerini Kuzey-Doğu Suriye’deki huzurlu bölgelerden çekme kararına ve Türkiye’nin tek taraflı operasyonlarından bahseden haberlerden derin endişe duyuyoruz” denildi. Açıklamada “Kürdistan Bölgesi Hükümeti olarak, terör karşıtı mücadele Uluslararası Koalisyon’un bir parçası olan Türkiye’den, DAİŞ’e karşı savaşı olumsuz etkileyecek ve tutuklu teröristlerin kontrolden çıkmasını sağlayacak tek taraflı adımlardan uzak durmasını istiyoruz” diye devam edildi.

Bölgede yaşayan tüm kargaşa ve askeri müdahalelerin sonuçları Suriye’nin ötesini de etkileyecek, DAİŞ’in yeniden geri dönmesine ve çok sayıda insanın göç etmesine zemin sunacağının vurgulandığı açıklamada şunları kaydedildi: “Bu yüzden, Kürt güçleri de dahil, tüm taraflar sorunu diyalog ve müzakere ile çözmeyi seçmelidir. Kürdistan Bölgesi Hükümeti olarak sorunun, Kürtler de dahil tüm Suriye vatandaşlarının haklarının gözetilmesi temelinde çözüme kavuşturulması için siyasi yolların denenmesi gerektiğini tekrar vurguluyoruz. Hükümet olarak durumu yakından takip ediyor ve birçok kanaldan konu üzerinde çalışıyoruz.”

Barzani’den Trump’a yanıt

Bu arada KDN Genel Başkanı Mesud Barzani, Uluslararası Koalisyon Güçleri’nin Kuzey-Doğu Suriye’den çekilme kararıyla Türkiye’nin operasyonuna yeşil ışık yakan ABD Başkanı Donald Trump’ın “Onlara silah ve para verdik” minvalindeki sözlerine tepki gösterdi. Sosyal medya hesabından açıklama yapan Barzani, “Sayın Başkan Donald Trump. Lütfen bilin ki her zaman meşru haklarını savunmuştur. Peşmerge, DAİŞ’i mağlup etti ve Kürtler terörle mücadelede koalisyonun önemli bir parçası oldu. Kürtlerin kanı silah ve paradan çok daha değerlidir. Teşekkür ederim” mesajı paylaştı.


Daha derin krizdir

HDP İstanbul İl Örgütü, Türkiye’nin böylesi bir saldırısının Türkiye toplumu için “daha çok baskı, daha çok zam, daha çok yoksulluk, daha derin kriz, daha yaygın hukuksuzluk ve demokrasisizlik demek olacağını” vurgulandı.

HDP İstanbul İl binasında düzenlenen basın toplantısına HDP Milletvekili Züleyha Gülüm, Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Sosyalist Yeniden Kurtuluş Partisi (SYKP) Devrimci Parti, Kaldıraç, Mücadele Birliği ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) yöneticileri de katıldı.

HDP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Mahmut Çavlı, Türkiye’nin 30 kilometre derinliğindeki bölgeyi, Kürt yerleşimlerinden boşaltmak istediğini hatırlattı. Çavlı, “Kürt yerleşimlerinin yerine Türkiye’ye göç ettirilmiş olanların iskan edileceği açıktır. Bu girişim, en çok sivil halkın tehdit altına girmesi anlamına gelir. Özellikle Rusya, üçlü zirveden bu yana Türkiye’yi Kuzey-Doğu Suriye’ye saldırtmaya ve bu yönde cesaretlendirmeye çalışıyor” dedi.

 Çavlı, şöyle devam etti: “Sadece Kürtler değil, bölgede yaşayan Araplar, Türkmenler, Süryaniler, Ermeniler ve Êzîdîler de büyük tehdit altındadır. Bir kez daha ısrarla altını çizerek söylemek isteriz ki, Suriye’nin kuzeyinde Türkiye’ye tehdit oluşturan herhangi bir şey yoktur. Suriyeli Kürtler, Türkiye’nin düşmanı değil, kardeşidir. Türkiye, Suriyeli Kürtlere husumet beslemek yerine, oradaki ortak yaşam anlayışını, demokratik yönetim biçimini örnek alarak, Kürt sorunu dahil yaşanan sorunları çözümüne katkı sunabilir. Kuzey Suriye modeli, sorunların eşit haklar temelinde kurulacak ortak yaşam modelleriyle aşılabileceğinin iyi bir örneğidir. Coğrafyamızda; halkların çatışmasız, barış içinde yaşamasının koşulu savaşla olamaz. Aksine barışı kurmakla olanaklıdır.”

 Daha çok yoksulluk

 Suriye’de iç savaşı sona erdirecek ve tüm tarafları kapsayacak demokratik bir diyalog ve müzakere sürecinin başlamasının en acil ihtiyaç olduğunun altını çizen Çavlı, en büyük tehdidin ise yeni bir askeri saldırı olduğunu vurguladı.

Türkiye’nin işgal saldırısının son derece tehlikeli ve yanlış olduğunu kaydeden Çavlı, “Türkiye barış ve demokrasi güçlerini, AKP-MHP ittifakının sarsılmış olan iktidarlarını sağlamlaştırmak için attıkları bu adıma karşı etkili ve kararlı bir duruş sergilemeye çağırıyoruz. Böyle bir askeri müdahalenin anlamı, Türkiye toplumu için daha çok baskı, daha çok zam, daha çok yoksulluk, daha derin kriz, daha yaygın hukuksuzluk ve demokrasisizlik demek olacaktır. Türkiye bu adımla sınırı belirsiz tehlikeli bir maceraya ve dibi olmayan derin bir tuzağa sürüklenmek istenmektedir. Bunu hep birlikte durdurabiliriz” diye konuştu.

İSTANBUL


Savaşa karşı çıkın

Adana Emek ve Demokrasi Güçleri de işgal saldırısına karşı İHD Adana Şubesi’nde basın toplantısı düzenledi.

İHD Adana Şube Başkanı Avukat İlhan Öngör, savaş tezkeresinin HDP’nin itirazına rağmen Meclis’ten geçtiğini; Türkiye’nin içinde bulunduğu sosyo-ekonomik krizi çözmesi gereken iktidarın var olan durumu örtbas etmeye çalıştığını hatırlatarak, şunları söyledi: ”Savaş öldürür; savaş sakat bırakır; savaş göç ettirir; savaş çocukları, kadınları, öncelikle etkiler; işkence başta olmak üzere ağır insan hakları ihlallerinin kaynağıdır; savaş, toplumların ruhsal dünyalarında gelecek nesillere de aktarılan derin örselenmelere yol açar; savaş ekolojik yıkımdır; savaş ekonomik kaynakları yok eder. Türkiye’nin, Suriye’de güvenli bölge oluşturmak amacıyla askeri operasyon yapmak için makul, toplumsal meşruiyeti  olan gerekçeleri bulunmamaktadır. Türkiye toplumunun büyük bir çoğunluğu bu savaşa karşıdır. İktidar yanlısı medya ve trollerinin savaş çığırtkanlığı ülkemizi büyük bir felakete götürmektedir. Buradan bir kez daha hatırlatıyoruz. Savaş çığırtkanlığı yapmak TCK’nin 306’ncı maddesine göre suç olduğu gibi aynı zamanda bir insanlık suçudur” dedi.

”Savaşa karşı barışı savunan, emek ve demokrasi mücadelesi veren bu ülkenin vicdanı olanlar olarak; savaş tezkeresine evet diyenleri asla unutmayacağız” diyen Öngör, eşit adil ve barışçıl bir yaşam kurulmasının yegane yolunun sorunların müzakere ile çözülmesiyle mümkün olduğuna dikkat çekti.

Öngör konuşmasını şu çağrı ile tamamladı: ”Türkiye ve dünya kamuoyunu bilhassa da bu ülkenin vicdanı olan emek ve demokrasi güçlerini, aydınlarını, barışa inanan herkesi, başlatılan bu savaşın büyümeden sona erdirilmesi ve sorunları diyalog ve müzakereyle çözme konusunda inisiyatif almaya ve harekete geçmeye davet ediyoruz.”


Savaşa değil emekçiye bütçe

Ankara Ulus Meydanı’nda bir araya gelen STÖ temsilcileri,  “Savaşa değil, emekçiye bütçe” ayrılmasını istedi.

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK ) Ankara Bölge Temsilciliği, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK ) Ankara Şubeler Platformu, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Ankara İl Koordinasyon Kurulu (İKK) , Ankara Tabip Odası (ATO), Ankara Serbest Muhasebeci Ve Mali Müşavirler Odası (ASMMMO) tarafından zamlara ilişkin Ulus Atatürk Heykeli önünde basın açıklaması yapıldı.

ATO Başkanı Dr. Vedat Bulut, “Siyasi iktidar, savaşçı politikalar nedeniyle artan savaş harcamalarını finanse edebilmek için bütçe içi ve dışı kaynakları zorlamaktadı. AKP-MHP iktidarının ciddi bir mali kriz içine sürüklendiği açıktır. Bu yılın ilk altı ayında, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın resmi verilerine göre, bütçe açığı 79 milyar Türk Lirası’dır. Hükümetin yarattığı ve hazineye yüklediği borçların faizleri bile ödenemez hale gelmiştir. Tüketim maddelerine bindirilen vergiler ve zamlar emekçiyi, işçiyi ezmiştir. Emekçilere, işçilere bütçe açığı bahane olarak gösterilmektedir” diye konuştu.

Kamu emekçilerinin ücretlerine 2019 yılında yüzde 12, 2020 yılı için ise yüzde 8 zam yapmayı reva görenlere seslendiklerini vurgulayan Bulut, “Sizin açıkladığınız enflasyon rakamları sahtedir ve bunu kendi ödeneklerinize, maaşlarınıza yaptığınız zamlardan anlamak kolaydır. Kendi gelirlerine, ödeneklerine, örtülü ödeneklerine yüzde 50 üzerinde zam yapanlar halka açlığı, yoksulluğu dayatmaktadır. Kendileri israf içinde olup yetim hakkı yiyenler, bütçeyi hortumlayanlar yüzde 99’luk halk kitlelerine şükretmeyi tavsiye etmektedir” diye belitti.

Yazarın diğer yazıları

    None Found