İlk Newroz ateşini kim yaktı?

Her yılın 21 Mart’ı, yani Newroz günü, Kürtler için yeni yıl ve ulusal bayram olurken, Farslar için sembolik ulusal bir bayram, diğer Aryan halkları ile Kürdistan’a komşu halklar için de sadece bir bahar bayramı şeklinde kutlanır. Kürtlerin Newroz kutlamaları ile diğer halkların kutlamaları farklılık arzeder. Kürtler; daha canlı, coşkulu ve içten kutlarken diğer halkların kutlama biçimi semboliktir. Bu nedenledir ki Newroz denilince ilk Kürtler akla gelir ve Kürtler ile içselleşmiş bir bayramdır.

Newroz’un Kürtçe ve diğer Aryan dillerindeki Türkçe karşılığı yeni gündür. 21 Mart’ta, Kürdistan’da ve Kürtlerin bulunduğu her alan ile Kürdistan’a komşu olan halklar tarafından neşe ile kutlanır. Uzun bir dönem Türkiye’de devlet tarafından yasaklamasına rağmen, son yıllardaki Kürt direnişi Türk devletine gerçeği kabul ettirmeye mecbur bıraktı. Ama halklara olan saygıyı bir kenara bırakarak, kelime oyunları ile ‘Nevruz Bayramı’ adı ile ve ‘Bir Türk Bayramı’ olarak resmileştirdi. Bu nedenle kendisini zorunlu bir yükün altına koyarak her yıl resmi kutlamlar düzenlenir. Koca göbekli ve kıravatlı devlet ekranı birer fıçı gibi iki yanan çöpün üzerinden atlayarak ve yumurta tokuşturarak ‘bahar bayramı’ çerçevesine koymaya çalışır. Çok gülünç bir tablo oluşturduklarını da ilave etmek gerekir. Böylece sadece devlet erkanının kutladığı yapmacık, komik bir bayram kutlamasından öteye gitmez iken Türk halkı arasında hala fazla kabul görmeyen ve sevilmeyen bir bayramdır.

Kürtlerin verdiği direniş, ağır bedeller ve kırılmayan direngenlikleri başta egemen devletleri kabule zorlarken, dünyada da artık kabul edilen resmi bir bayram haline dönüştü. Nihayet 2010 yılında BM, 21 Mart’ı resmi Newroz günü olarak ilan etti. Bu anlamda, öncelikle bu ortamı yaratan Newroz şehitlerini ve emeği geçenleri saygı ile anmak ve onlara borçlu olduğumuzu hatırlatmak isterim. Bununla birlikte, Newroz’a ulusal ruh, direniş, birlik ve ulusal kurtuluş ruhunu daha fazla yüklemek için de fazladan bazı özel çabalar üzerinde çalışmak gerekmektedir.

Newroz’un kutlanış, tarihçesi, anlamı, ruhu ve biçimi üzerinde çeşitli görüşler vardır. Bu hem komşu halklar ile Kürtler, hem de biz Kürtler arasında bazı farklılıklar ile anlamlandırılır.

1984 öncesi ve sonrası kutlamaları

Kürt yakın tarihinde 1980 öncesi Newroz kutlama ve anlamları ile sonrası farklılık gösterir. 1984 öncesi sadece bir bahar şenliği veya ana cevheri tam olarak bilince çıkarılmadan kutlanılan bir şenlikti.

Newroz sabahı herkes en iyi ve en güzel elbiselerini giyer, meydanlarda halay çeker, şarkı söyler, ateşin etrafında oynar ve neşe içinde geçirirdi. Bu tür kutlamada daha çok İran etkisinin hakim olduğunu düşünüyorum. Oysa 1984 kalkışı sonrası veya Kuzey Kürdistan orjinli Özgürlük Hareketi’nin özgürlük meşalesini yakması, Newroz’u gerçek tarihsel ruhu ile buluşturarak egemenlerin korkulu rüyasına dönüştürdü. Bu süreç Kürt tarihinde bir dönemeçtir. Çünkü Özgürlük Hareketi Newroz ile Kürtlere yeni bir özgürlük aşısı enjekte etmiş ve Kürtlere direngenlik ruhunu aşılamıştır.

Bilinen Newroz efsanesine göre; Kürt ulusal kahramanı Kawa, ülkesini işgal etmiş Dehaq zulmüne karşı başkaldırmış, onu öldürerek halkına tarihsel bir özgürlük armağan etmiştir. 2631 yıl önce Newroz’u doğuran şartlar ile bugün Kürtlerin içinde olduğu şartlar hemen hemen aynı. Çağdaş Kawa rolü ile ortaya çıkan Özgürlük Hareketi yeni bir Newroz ruhu yaratma şiarı ile mücadeleye girişmişti. Bu potansiyeli gören TC devleti ise bütün gücü ile yasaklamaya gitti. Yasağı delen Kürtler üzerinde zaman zaman sivil katliamlar gerçekleştirdi. Bu devlet baskısına karşı verilen Kürt direnişi Newroz gerçeğini dosta da düşmana da kabul ettirdi.

Yeni Newroz ruhu diğer parçalara da yayılarak yavaş yavaş bir ulusal başkaldırı bayramına büründü. Bundan sonra da bu ruhun daha da şahlanacağını ve zafere götüreceğinin işaretleri fazlası ile mevcut. Yani Kürtler arasında Newroz artık bir isyan, özgürlük, kölelikten kurtuluş simgesi ve Kürtlerin hedef manifestosu haline gelmiştir.

Peki, Newroz’un gerçek tarihsel ruhunun kaynağı ne veya Newroz’un ortaya çıkışının tarihi ne zamandan başlar?

Newroz benzeri bayramlar

Purulli: Aran/Hati halkı arasında ‘Purulli’ adında bir bahar bayramı kutlanırdı. Bu bayram kışa karşı mücadele veren gök tanrısı ‘Teşup’ ile ‘İlluyanka’ adlı yılanı simgelerdi. Tanrı yılanı öldürür, bolluk ve bereket olurdu.(1) Bu gelenekte yılan soğuğun ve yokluğun temsilini yapardı. Tabii ki geçmişteki imkansızlıklar, soğuktan korunma çabaları ile havaların ısınması ve kış çilesinden kurtulmanın verdiği coşkuyu bir bayram şeklinde kutlamayı anlamak mümkün. Bu bayramda da bir mücadelenin olması önemli ve bugünkü Newroz ile bir bağlantısı kurulabilinir. Ama daha derin araştırılması gereken bir bayram olduğu açık.

Sinsin: Sürgün Kürtleri (özellikle Reşiler arasında) ile Fırat kenarında yaşayan Kürtler (Malatya) arasında, ki iki bölge arasında tarihi ortak bir geçmiş var, ‘Singsing/ Sinsin/ Sinsinko’ adında bir bayram kutlanırdı. Ben bizzat 50 yıl önce böyle bir bayramın içinde bulundum. Tıpkı Newroz’da olduğu gibi, yüksek yerlere ateşler yakılır, insanlar en iyi ve temiz elbiselerini giyer, ateşin etrafında halay çekerek neşe içinde kutlardı. Tabii bazı bölgelerde bu zamanla değişimlere uğramış, bir kesim ateşten atladıktan sonra birbirini kovalarken, bir kesim güreşmiş ve bir kesim de karşındakine yumrukla vurmuştur. Bu bayramın tarihçesini, dini yanı var mı yok mu, anlamı nedir bilmiyoruz. İsim üzerinde eğer bir değerlendirme yapılırsa ‘sing’ Kürtçe de göğüs anlamındadır. Göğüs göğüse gelmek veya güreşmek anlamı çıkabilir. Bu Kürtlerin Newroz’u dillendirmemeleri de ilginç…

Sede: İran milli yazarı olan Firdusi bu bayramı anlatır. Şahnemesinde: ”İran kralı Hüşeng (Kürt olma ihtimali de çok fazla) dağdaki canavara taşı fırlatır. Taş, kayaya çarparak parçalanır ve içindeki ateş çıkar. Bu nedenle ateş keşfedilir. Büyük ateşler yakarak etrafında halaylar çeker ve ateşi kendisine kıble yapar; ona inanır. Bu andan itibaren bu bayrama “Sede” ismi verilir.“(2) diye yazar. Bu olayda bazı soruları sormamak elde değil. Neden Hüşeng bayramı kendi ismi ile adlandırmadı ve ismini Sede koydu? Aryen halklarının güneşe ve ateşe inanması bu olaydan sonramı yaşandı? Son olarak da Sinsing ile olan isim benzerliğinden ve ateşten yola çıkarak aynı bayram mıdır? Bir manipülasyon ihtimali de var.

Her üç bayramında başlangıçta bir bahar bayramı, soğuktan kurtulma mücadelesi ve baharla birlikte uyanan doğanın insanlara verdiği has ve coşku ile başladığı anlaşılır. Daha sonra buna ateşin kutsallığının eklendiğini görüyoruz. Son biçimi ve anlamını alması ise başka değişim ve koşulların oluşması ile alakalıdır. Bunun için de farklı görüşler mevcut.

Kutlanış biçimleri

Bu konuda Kürtler ile diğer halklar arasında iki farklı görüşün olduğunu söylemek mümkün: Diğer halklar, Newroz’un tarihsel ruhunun: “Baharın gelişi” olduğunu ileri sürerken, Kürtler: “Hem baharın uyanışı hemde esaret ve zulümden kurtulma günü” olarak görür:

Kürdistan’a komşu yaşayan Aryan ve diğer halklar genelde Newroz’u bir bahar eğlencesi olarak görür. Bunlar; gece ile gündüzün eşitlenmesi, dünyanın ısınması, kara kışın kalkması, baharın başlangıcı ve yeni sebzelerin ortaya çıkması nedeni ile kutlar. Esasında bu görüşün;

a. Kaynağında da doğanın zor şartlarına karşı verilen direnişin bir kutlaması veya bir mücadele sonrası gelen üstün gelme duygusunun coşkusu vardır. Ama bu halklar esaret altında kurtuluş mücadelesi vermediği, bedel vermediği için bunun sahibi olan halktan etkilenmiş ve sembolik bir şekilde kutlamaktadır.

b. Acem Bakışı: İran da bugün kutlanılan Newroz biçiminde tam bir karışıklık var; dinsel, ulusal, toplumsal olduğu anlaşılmaz. Ateş veya mum yakılır ama Kur’an okunur! Daha eskilere gidilirse Hafız ve Firdusi’nin şiirleri okunurdu. Zerdüştlükten gelen bir gelenek ile, bir tabak üzerine konulan ve ‘S’ harfi ile başlayan nebatların (Sir=Sarımsak, Sev=Elma, Smak, Sirke, Sebze vs ) yenilmesi ve ziyaretler şeklinde baharın gelişini kutlamak amacı ile meydana gelir. Bu anlamı ile Newroz kutlamalarının sağlam bir karekteri bulunmaz.

c. Dinsel Bakış: Newroz kutlamalarında ateşin yakılması, etrafında halay çekilmesi nedeni ile Zerdüşt, Êzîdî, Kakai, Qızılbaş inançlarında ateşin kutsal olması, bu inanç sahiplerince Newroz’un dinsel yönünü daha fazla öne çıkarır ve önemlileştirir. Bunun Kürt, Fars ve diğer Aran halklarının tarihinde de tarihsel bir geçmişi var:

d. Kürt Bakışı: Kürt bakışını da iki şekilde okumak mümkün. Birinci inanışa göre, Kürt yurdunu işgal eden zalim Dehaq adındaki kralın omuzlarından çıkan iki yılana (tümör) ilaç olarak her gün iki gencin beynini yedirmek gerekmektedir. Sonradan bir keçi ve bir genç beyni olarak bu değiştirilir ve serbest kalan gençler dağa gider. Bu durumdan ve oğullarının elinden alınmasından bıkan Demirci Kawa, Dehaq’ı öldürür ve isyan bayrağını kaldırarak zulme son verir. Halk o günü Newroz olarak kutlar. Bu hikayeyi anlatan Firdewsi’dir. Bu anlatımın önemli noktası şudur: Diğer Kürt bakışında olduğu gibi Ninova’nın alınması yoktur. O tarihten çok öncelerine de takabül edecek şekilde Kürtlerin vatanı işgalci bir güç tarafından işgal edilmiştir. Büyük bir ihtimal ile bu Asurilerdir. Zulüm (hikayede bu Dahaq şeklinde tarif ediliyor) ve vergilerin ağırlığından Kürtler dağlara çekilmiştir.  Kurmanc isminin de bununla bağlantılı olduğunu düşünüyorum.

‘Kur’, Kürtçede baş veya dağın başı; -‘man’ ise kalmak anlamındadır; sonundaki -c ekinin de ‘cih’ yani yer anlamının kısaltılmışı olduğunu düşünüyorum. Yoksa Firdewsi’nin dediği şekli ile Kürt ulusu oluşmadı. Kürtler tarihin en eski halklarındandır ve tarihleri en az onikibin (12) yılı bulur. Bu hikayede asıl olan, ülkelerinin işgalci güçler tarafından işgal edildiği, Kürtlerin dağlara sığındığı ve tekrar örgütlenerek işgalcileri ülkelerinden attıklarını ve bu kurtulma gününe Newroz adını verdikleridir. Burada belli bir tarih yok, MÖ 612 yılı veya ondan çok önceleri de meydana gelmiş olabilir.

İkinci görüş de birincisine yakındır ve buna göre Kürtler ülkelerini işgal eden Asurlulara karşı MÖ 612 yılında başkentleri olan Ninova’ya saldırır ve Asur egemenliğine son verir. Bu esaretten kurtuluş gününe Newroz adı verilir ve yeniden tarih sahnesine çıkış günü olarak kutlanır. Yani 2691 yıl öncesi kazanılan bir zafer sonrası gelen özgürlüğün kutlanmasıdır.

Newroz Üzerine Görüşler:

Firdewsi: “İran kralı Cemşid tahta çıktığında üzerindeki cevher ve yakutların parlaması nedeni ile yeni gün manasında Newroz ilan edilir”(3) diye yazar ama o devirde mücevheri olmayan padişah sanırım yoktu. Eğer bu doğru olmuş olsa idi her kralın tahta çıkış günü bir Newroz olarak kutlanırdı ve binlerce bayram ortaya çıkardı. Bu görüş fazla inandırıcı gelmiyor, Zerdüştün doğum günü olduğunu ileri süren görüş daha mantıklı geliyor.

Firdewsi: “Cemşid tahta gelince önceleri halka çok hizmet yapar. Sonradan kendisinin tanrı olduğunu iddia ederek halka zulüm etmeye başlar. Bu nedenle, orduları dağılır ve halk onu terk ederek çöl kıralı olan Merdes’e sığınır. Arapların büyüğü Merdes, oğlu Dehaq (on bin atı olduğu için Pehlevce Biyaresb olarak çağrılır) tarafından kuyuya düşürülerek öldürüldükten sonra krallığı alır. Dehaq’ın omuzlarından çıkan yılanların azmaması için her gün iki insan beyninin yedirilmesi gerekir. Daha sonra Ermayıl ve Kermyıl adlı iki aşçı, gelen çocuklardan birisinin beyni yerine bir keçi beyni koyarak diğerini özgür bırakır.

Özgür genç dağlara giderek Kürt ulusunu meydana getirir. Dehaq bir gün rüyasında Feridun’u görür, anasından daha doğmamıştır ama kral olacaktır. Korkuya kapılır. Bu arada halktan biri olan Gave’nin 18 oğlundan 17 tanesi Dahaq’a kurban verilir ve bir tane kalmıştır. Bunlardan biri olan Kawa, kralı öldürür ve yeni günün başlangıcı olan Newroz’u başlatır.”(4)

H.C.Rawlinson: “Xorasan’daki dağ silsilesi veya Elburz dağlarında oturan Medlere ‘Yılan Irkı’ denildiğini belirtikten sonra, Azi Dahaka (Ajis/zalim Dahaka) adının Aryanlar tarafından Med ülkesindeki Sakalara verildiğini”(5) söyler. Burada Dehaq’ın veya I. Dayauku’nun bir Medli veya Sakalı olduğunu ve niçin İran tarihçilerinin onu yılan olarak nitelemiş olduklarını anlıyoruz.(6)

Bu nedenle birçok tarihçi Dehaq’ı bir Med kralı olarak kabul eder. Efsanevi Dehaq çok zalimdir, yılan başlıdır ve babasının katilidir ve bu kaynaklara göre (Taberi, İsfehani) o aslen Babili veya Yemenli bir Arap’tır. ‘Taberi onu bir Nemrud olarak görür. Oradan gelip İranlıların efsanevi Pişdad krallığının sonuncusu olan Cem/Cemşid (Yıma)’i devirip bin yıl krallık yapmıştır. Feridun (Thraetona) onu yenip Damavend dağındaki bir mağaraya hapsetmiş ve öldürmüştür. Bu rivayete göre Dehaq’ın öldürülmesi gününü Newroz’dur.

Ferhat B. Odabaşı: “Diyako adındaki Medli akıl ve dürüstlüğü nedeni ile halk tarafından kral seçilir. Paraya çok düşkün olan bir liderdir. Matilla adında bir veziri vardır. Bir gün rüyasında iki tahta kılıç ve bir de ucunda ateş yanan bir demir kılıç görür. Üç oğlu olur, bunlar: Ferhat (Pıra Xort), Serhat, Arhat’tır. Yorumcular ve Magalar rüyanın yorumunda iki tahta kılıçtan sana hayır gelmeyeceğini ama demir kılıç olan oğlan seni kurtaracak derler. Kral tahtı ve hazinesi için telaşlanır. Halktan uzaklaşır. Veziri yaptıklarının yanlış olduğunu söyleyince onu da kapı dışarı eder ve Aza adında yalaka bir vezir bulur. Med orduları ve insanları dağılır. Asur Tiglitpalasar (1116-1077) Medya’ya saldırır. Aza onunla işbirliği yapar, Diyako tutuklanır, iki oğlu öldürülür ama Pıra Xort yakalanmaz ve Piani ülkesi kralı Serdur’iye sığınır.

Onun yardımı ile Yekbetene yi kuşatarak Aza’yı öldürür ve bunu ateş yakarak haber verir. O günden bu güne kadar ateşler yakılarak ve günahlarından arındırılmak için üzerinden atlar ve bu günü neşe içinde kutlamaya başladılar.”(7) diye yazar. Bu hesaba göre Newroz en az üç bin yıl önce Newroz gerçekleşmiştir. Bana doğru gelen tarih de budur.

Sonuç olarak, Newroz bir mit, efsane veya tarihsel bir olaydır. Ortadoğu’daki bütün efsanelerde olduğu gibi bir dualizm -iyi ile kötü- vardır. Yine bir mit olması nedeniyle gerçekler ile abartıların da olması doğaldır ama kesin olan Kürtlerin etrafında gelişmiş olması, ateşin ve esaretten kurtuluşun olmasıdır. Günümüzde de Kürtlerin Newroz’u günceleştirme çaba ve mücadelesi vardır; bunun yaydan çıkmış ok olduğunu da herkes bilmelidir!…

KAYNAKÇA:

(1) Arya Uygarlıklarından Kürtlere, Selahaddin Mihotuli, Koral-1992

(2) Şahname, Firdewsi, MEB yayınları(3) Şahname, Firdevsi, Mf.V. sf:42(4) Şahname, sf: 46-60

(5) Notes on the Early Hıstory of Babylonia

(6) Medler ve Türkler, Prof M. Bayraktar, sf: 325

(7) Med Kralı Pıra Xort ve Newroz Efsanaesi

Yazarın diğer yazıları