İmralı kapılarını açlık grevleri açtı

YASİN KOBULAN / MA / İSTANBUL

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın avukatları 8 yıl sonra ilk defa müvekkilleriyle görüştü. Açlık grevlerinin İmralı kapılarını açtığını ifade eden Öcalan’ın avukatı Raziye Turgut, bu görüşmeyle tecridin kalktığını söylemenin doğru olmadığını söyledi.   Öcalan’ın avukatlarından Raziye Turgut, Öcalan’ın üzerindeki tecridin 1999 yılından bu yana kademe kademe arttırıldığını ifade etti. Turgut, bu tecridin “mutlak tecrit” haline dönmesinin temelinde ise 8 yıllık avukat yasağının olduğunu söyledi.

2 Mayıs’tan bu yana yaptıkları görüşme başvurularına da olumlu ya da olumsuz bir cevap verilmediğinin altını çizen Turgut, aile görüşü için yaptıkları başvuruların ise İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü Disiplin Kurulunca, 22 Nisan’da verilen karar ile engellendiğini söyledi. Engellenme bilgisinin kendilerine 10 Mayıs’ta tebliğ edildiğini aktaran Turgut, 13 Mayıs’ta buna itiraz ettiklerini ifade etti.

Tecrit sürüyor

Yapılan avukat görüşmesi ile İmralı tecridinin sonlanmadığını vurgulayan Turgut, “Şu aşamada tecridin kalktığını söylemek doğru değil. Zaten kaynağı komplo olan ve müvekkillerimizi toplumdan tümden uzaklaştırmayı amaçlayan bir cezaevi sistemi var. Nitekim daha sonra cezaevine gelen mahpuslar burayı normal F tipi hapishanelerinin 5-6 katı daha ağır olarak tanımladı. Giderek ağırlaşan bir tecrit sistemi söz konusu. Sadece aile ve avukatların gidememesinden kaynaklı bir tecritten söz etmiyoruz. Bu tecrit durumu iletişim ve haberleşmenin yasaklanmasını da kapsıyor. Her türlü iletişim kısıtlılığı söz konusu; bazı gazete ve kitaplar verilmiyor. Telefon hakları bulunmasına rağmen bu hakları hiçbir şekilde kullandırılmıyor” diye belirtti.

Etkisini azaltmak istediler 

8 yıl sonra avukat görüşünün gerçekleşmesinde ise açlık grevlerinin etkisinin çok büyük olduğunu dile getiren Turgut, “Sayın Öcalan da avukat görüşünde bunu dile getiriyor. Açlık grevlerinin etkisi İmralı kapılarını açtı diyebiliriz” dedi.

Öcalan ve diğer 3 tutuklunun imzası ile kamuoyuna açıklanan metnin kendilerine geç verilmesine ilişkin ise Turgut, “Mesajının etkisini önlemeye dönük bir tutum olduğunu düşünüyorum. Nitekim 2013 Newroz’unda da Sayın Öcalan’ın mektubu okunacağı vakit, gerek iktidar partisi gerek MHP’nin parti programlarını mektubun okunacağı güne kaydırdığını; bununla mektubun etkisini azaltmayı amaçladıklarını, bu durumun da farklı bir durum olmadığını gördük”  diye ifade etti.

Bir çağrı metni 

Açıklanan metnin çağrı niteliğinde olduğunu dile getiren Turgut, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Sayın Öcalan 99’dan bu yana demokratik barış ve müzakere açısından büyük bir çaba sarf ediyor. Aslında bu çaba 90’dan beri söz konusu. Yaptığı çağrı özü itibari ile önceki çağrılarından çok farklı değil. Sayın Öcalan devletin bir çözüm iradesi gösterdiği zaman kendisinin politik özne konumunda olmasının farkındalığıyla hazır olduğunu söylüyor.”  Yasal olarak İmralı’da avukat görüşü yapılmasının önünde hiçbir engel olmadığını ifade eden Turgut, “Açlık grevinde olanlar taleplerini çok net bir şekilde ortaya koydu. Yasal düzenlemeler bu görüşmelerin yapılmasını söylüyor. Dolayısıyla siyasi bir engel söz konusu. Yine açlık grevinde olanlar Adalet Bakanı’nın görüşmenin devam edeceğinin garantisini vermesi gerektiğini söylüyor. Bu talepte yerinde bir taleptir. O açıdan kamuoyu önünde bağlayıcı bir açıklamanın yapılması önemlidir” dedi.  İmralı’da görüşmelerin bundan sonra yapılıp yapılmayacağının belirsizliğini koruduğunu kaydeden Turgut, “Biz yine her hafta yaptığımız başvuruları devam ettireceğiz. Ulusal ve uluslararası tüm mekanizmaları işletmeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

Yazarın diğer yazıları

    None Found