İmralı’dan dünyanın en ücra köşesine uzandı

Kürt halkının ‘kara gün’ olarak nitelendirdiği 15 Şubat Uluslararası komplosunun 21. yılındayız. Bu 21 yılda ne Kürt halkı Öcalan’a özgürlük demekten kendini alı koydu, ne egemenler Öcalan üzerindeki komployu bir başka aşamaya taşımaktan.

Kuşkusuz ki, Öcalan İmralı zindanında ortaya koyduğu direnişle 21 yılda çok şeyi değiştirdi. Öcalan’ın esaretiyle birlikte bir halkın özgürlük mücadelesini bitireceğini düşünenlerin politikaları birer birer çökerken, Öcalan ve kendisinin öncülük ettiği Özgürlük Hareketi Kürt halkının özgürlük mücadelesini gün geçtikçe daha da büyüttü.

Tarihte eşine çok az rastlanır bir direniş yöntemiyle kaldığı birkaç metrekarelik hücreden Türkiye ve Ortadoğu siyasetine yön verecek konuma gelen Öcalan, ortaya koyduğu temel tez ve politikalarla kendisine yapılan komplonun birçok ayağını boşa çıkardı.

Fiziki olarak esaret altında tutulsa da düşünsel anlamda dünyanın en ücra köşesine kadar uzanmayı başaran Öcalan’ın ortaya koyduğu temel tezler, bugün birçok kesim tarafından benimseniyor ve pratiğe geçiriliyor. Rojava devrimi ile birlikte daha çok görünür olmaya başlayan Öcalan’ın temel düşünceleri bugün artık Latin Amerika’dan Avrupa’ya, Avrupa’dan Ortadoğu’nun en ücra köşesine kadar tartışılır bir hale geldi.

Halkına önderlik etmenin ötesinde, dünya halklarına ulaşan Öcalan, bugün bir liderden öte bir filozof olarak değerlendiriliyor ve kitapları birçok üniversite ders kitapları olarak okutuluyor. Tüm bunları yaparken, bir taraftan egemenlerin hedefinde olmaktan hiç kurtulamaya Öcalan, diğer taraftan yarattıkları ile kapitalist cendereden sıkılan milyonların yeni umudu haline dönüştü.

İşin özü, Öcalan’ı esaretle yok edeceğini düşünenler, öyle bir yanıldı ki, Öcalan’ın kazanımları karşısında tamamen bir yenilgiye düştü. İşte tam da bu noktada, 15 Şubat Uluslararası Komplosu boşa çıkarıldı.

Fiziki olarak hala esareti sürmüş olabilir ama bugün dini, dili, kimliği farklı milyonlarca insan sokaklarda Öcalan’a özgürlük talep ediyor ve onun felsefesini savunuyorsa kaybedenlerin kimler olduğu çok açık ve net.

Evet, ‘kara gün’ olarak nitelendirilen 15 Şubat Uluslararası Komplonun 21. yılındayız ve bir kez daha on binlerce insan sokaklarda aynı sloganı haykırıyor: Öcalan’a özgürlük… Komployu lanetlemek ve Öcalan’ın özgürlüğü için Avrupa’nın birçok kentinde günlerdir uzun yürüyüşler düzenleyen halklar, artık fiziki esarete de son verilmesi gerektiğini söylüyor.

Ne egemenlerden ne de komplocu güçlerden hiçbir şey talep etmeyen binlerce insan, ortaya koydukları görkemli direnişle Öcalan’ı bir gün fiziki olarak da özgürleştireceklerini çok iyi biliyor.

Bu inanç ve kararlılıkla günlerden beridir Avrupa’nın kentlerini Öcalan’a özgürlük sloganı ile inletenler, aynı zamanda komploya ve bugün Öcalan’a uygulanan ağırlaştırılmış tecride karşı ortak olanlara da mesaj veriyor.

Başta CPT, Avrupa Konseyi ve Birleşmiş Milletler gibi önemli kuruluşların Öcalan üzerindeki tecride ortak olmalarına öfke duyan binler, bu yanlıştan geri durulması gerektiğini vurguluyorlar.

Dini, dili, kimliği farklı milyonlar dünyanın dört bir köşesinde Öcalan’a özgürlük istiyorsa, şimdi bir kez yine sormak gerek, asıl tutsak olan kim?

Yazarın diğer yazıları