İran ‘diyalog’ diliyle Fransa’yı uyardı!

İran Cumhurbaşkanlığı yazılı bir açıklama yaparak Macron ve İran Cumhurbaşkanı Ruhani ile  telefonla görüştüğünü açıkladı. Görüşmenin temel başlıkları olarak Basra Körfezi ve ABD’nin yaptırımları. İran, söz konusu gerilimden herkesin zarar göreceğini ifade ederken, Macron’un ‘diyalogdan yanayız ve bu anlamda üstümüze düşeni yapacağız’ dediği ifade ediliyor. Görüşmenin ana merkezinde Basra Körfezi üzerinde yaşanan dalaş olduğu gözüküyordu. Ve İran özellikle bu konuda AB’nin yeni pozisyonu nedeniyle aynı zamanda AB’yi Macron üzerinden uyarıyor!

Geçtiğimiz hafta sonu Britanya Savunma Bakanlığı, HMS Duncan adlı ikinci bir Britanya destroyerinin Basra Körfezi’ne varmış olduğunu duyururken, diyalogdan yana olduğunu her fırsatta yenileyen Fransa başta olmak üzere AB  ülkeleri, Basra Körfezi’ne küçük bir Avrupa deniz kuvvetleri filosu konuşlandırma yönünde çağrı yapmıştı.

Avrupa ülkelerinden gelen bu tehdit, petrol denince akla gelen Basra Körfezi’nde Washington tarafından tırmandırılan kriz üzerinden açıklanırken, Avrupa Birliği (AB) devletleri, krizi fırsata çevirmeye çalışırken, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, 23 Temmuz’da Ulusal Meclis’te yaptığı konuşmada, “Basra Körfezi’ndeki deniz yetki alanını daha iyi korumalıyız. Bu yüzden, şimdi Britanyalılar ile Almanlar olarak bir Avrupa görevi başlatıyoruz; böylece Basra Körfezi’ndeki denizcilik güvenliğini gözlemleyip koruyacak bir görevimiz olacak.” ifadelerini kullanırken Fransa’nın niyetini ortaya koyuyordu. Aynı şekilde  Alman Sanayi Federasyonu Başkanı Dieter Kempf, Basra Körfezi’ne yönelik bir AB müdahalesine Almanya’nın askeri olarak katılmasına desteğini açıklamıştı: “Bir ihracat ülkesi ve sanayi gücü olan Almanya açısından, denizcilik özgürlüğü kritik önem taşımaktadır. Dünyanın petrol talebinin en az beşte biri bu nakliye rotası üzerinden taşınıyor!”

İran’ı hedef alan bir AB deniz kuvvetleri görevine öncülük eden  Berlin ile Paris’e baktığımızda ABD savaş siyaseti dışında kalmadan, savaş planları ile iç içe geçmiş askeri operasyonlara hazırlanıyor. Diğer taraftan Trump yönetimi, bir yandan AB savaş gemilerini savaş planlarına dahil etmeye uğraşırken, diğer yandan Macron şahsında Fransız şarabı üzerinden  milyarlarca dolarlık ticaret savaşı kapsamında gümrük vergileriyle tehdit ediyor ve bağımsız bir AB ordusu planlarından vazgeçilmesini talep ediyor.

Göreve yeni başlayan Britanya Dışişleri Bakanı Dominique Raab, Londra’da yayınlanan Times’a, “Sanırım biz Avrupa önderliğinde bir yaklaşım görmek istiyoruz ama bu bana Amerika’nın da desteği olmadan uygulanabilir görünmüyor,”  açıklamasında bulunurken, Daily Telegraph gazetesi, Raab’ın açıklamasının, “muhtemelen Almanya ile Fransa’yı rahatsız edeceğini” şeklinde yorumladı. Açıklamalar birbirini izlerken  Fransa Savunma Bakanı Florence Parly ise, L’Est Républicain’e yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Kendimizi yalnızca Avrupalılar arasında organize etmeye çalışıyoruz ama bir şey net: mevcut gerilimleri yatıştırma ve çıkarlarımızı savunma biçiminde tek bir hedefimiz olmalı.

Biz, gerginliği arttırıcı olarak algılanabilecek bir güce katkıda bulunmayız.” derken, Basra Körfezi’nde gerilimi tırmandırmak için somut adımlar Fransa tarafından çoktan atılmıştı.

Paris ve Berlin, kendileri ile ABD’nin İran’a karşı savaş planları arasında fark olduğunu ifade ediyor. Macron ve ekibi her fırsatta “diyalog” derken, İran’a azami baskı uygulamak amacıyla dünyanın askeri ve ticari açıdan en istikrarsız patlama noktalarından birine savaş gemileri gönderme tehdidinde bulunarak krizi körüklüyorlar. İran Macron ile yaptığı son telefon görüşmesinde söz konusu durum karşısında Fransa’yı diplomatik bir dille uyarıyor ve işin özü “bu gemi batarsa hepimiz batarız” diyor!

Yazarın diğer yazıları