İran halkı ayakta

5 Kasım 2019’dan itibaren ABD’nin İran’a uyguladığı ambargonun dozajı biraz daha yükseltilmişti. Amerika bölge politikalarını hakim kılmak için İran iktidarını çembere almaya çalışıyor. İran’ın ihracat ve ithalat yapmasının önünde çok ciddi engeller oluşturuldu. ABD politikalarından kaynaklı İran halkı ciddi ekonomik sorunlar yaşıyor. Tabii İran halkının ekonomik sorunlar başta olmak üzere farklı toplumsal sorunlar yaşamasına neden olan, asıl İran rejiminin kendisidir.

15 Kasım’da İran parlamentosu benzin fiyatlarında çok ciddi bir artışa gitti. Benzinin litresi 1000 tümenden 3000 tümene çıkarıldı. Zaten gıda, ulaşım, elektrik, giyim, barınma, ihtiyaçlarının tümü oldukça pahalıyken benzin fiyatlarının da yüzde 300 arttırılması halkı daha büyük bir buhranın içine itmişti.

Halk 15 Kasım’dan itibaren sokaklara dökülmüş, benzinlikleri, birçok  bankayı, polis ve asayiş noktalarını ve orduya ait kimi binaları yakmıştı.

İsfahan, Geçsoran, Buşahar, Kereç, Kum, Qazwin, Meşhed, Çabihar, Kiş, Keşm, Gurgan, Gilan, Raşd, Mazenderan, Kırman, Xuzistan, Ehwaz, Loristan, Meşhed, Tebriz, Kirmaşan, Sine, Meriwan, Ciwanro, Ruwanser, Saqız, Bokan, Urmiye ve daha birçok şehirde eylemler oldu. Rejim silah kullanmasına rağmen sokaklar boşalmadı. Kadınlar eylemlerin öncülüğünü yapıyorlar. Ekonomik sorunlar başta olmak üzere yaşanan tüm toplumsal sorunlardan en çok kadınlar etkileniyor. Tam rakamlara ulaşamasak da eylemlerde 170 kişinin yaşamını yitirdiğini, 4000 bin kişinin gözaltına alındığını, İran ve Rojhilat Kürdistan’a dair insan hakları ihlallerini yayınlayan Hengaw Organization sitesi yayınladı.

18 Kasım’da Mazendaran eyaletine bağlı Kelardeşti şehrinde gözaltına alınan Kürt araştırmacı yazar Müjgan Kavusi’den günlerdir haber alınamıyor.

İran’daki hastahanelerde bazı eylemcilerin cenazeleri var. Bu cenazelerin alınabilmesi için ailelerden herhangi bir şekilde devletten davacı olmayacaklarına dair belge imzalatıldığı gibi cenazelerini alabilmek için ailelerden elli bin tümen para cezası alınıyor. Gözaltındakilerin başlarına ne geleceği bilinmiyor.

Devam eden eylemlere karşı rejim güçleri gerçek mermiler kullandı. Eylemcilerin yaşamını yitirmesine gerçek mermiler, tazyikli su ve göz yaşartıcı bombalar sebep oldu.

İran dini lideri Ali Hamaney eylemler başlar başlamaz eylemcileri idam etmekle tehdit etmişti. Çıta bu kadar yüksekten belirlenince kolluk güçleri de her canlı hedefi yok etmek üzerine programlanmış olarak saldırılarına devam ettiler. Güvenlik güçleri eylemleri durdurmak için her türlü tedbiri geliştirmesine rağmen sokaklar durulmuyor.

Ali Hamaney, ‘ABD-Suudi destekli bozguncular’ diye nitelediği eylemcileri Şah yanlıları, PJAK destekçileri,  Halkın Mücahitleri örgütünün destekçileri, DAİŞ’çiler olmakla suçladı. Ancak Kuzey İran’ın Babur şehrinde yer alan Zankoy Noşirwani Üniversitesinde okuyan kadın öğrenciler “Bizi bozgunculukla suçluyorsunuz, sizin yönetim tarzınız bizi yaşatmıyor, bir tarz söyleyin ona göre eylem yapalım” diye mütevazi bir öneride bulunmuşlar. Tabii bu öneriye bir karşılık verilmedi. Üzerine ülkenin 31 şehrinden 21’inde internet bağlantısı yok. Telefonlar üzerinden internet bağlantısı yapılamıyor. Ülkenin kuzeyinde yer alan bazı şehirlerde Wi-Fi’ler üzeri internet bağlantısı yapılabilir ancak o da oldukça sınırlı. Gazeteciler haber yapamıyor, haberlere sürekli müdahale ediliyor.

İran ve Rojhilat’daki eylemlerin genel bir fotoğrafını çekecek olursak bunları söyleyebiliriz. Ancak işin aslı sadece benzine yapılan zamlar değil. Esas olan İran yönetiminin yaşadığı tıkanmanın bir türlü aşılamaması. Halkın alım gücü düşmüş, Tümen’in pazardaki karşılığı giderek azalıyor. Temel ihtiyaçları karşılayacak kazanç sağlanamıyor. Fakirlik giderek artarken sosyal haklar her gün daha fazla kısıtlanıyor. Kadınlar erkek karşısında eğer sisteme hizmet edecekse var oluyor. Sisteme hizmet etmeyecekse yok hükmünde sayılıyor. Besic sistemi ile halkın büyük bir bölümü istihbarat, asayiş-ahlak polisi karışımı bir sisteme dahil ediliyor. Şimdi ise yeni bir istihbari sistem kurulmak isteniyor. Razaviyon denilen yeni istihbarat sistemi ile toplumu tümden denetim altına alınmak isteniyor.

İran Yemen’de, Irak’ta, Suriye’de ve birçok körfez ülkesinde varlığını korurken halk rejimin daha çok iç sorunlarına yoğunlaşmasını istiyor. Dışarıya harcanan yönetim enerjisinin içeride verilmesi isteniyor. Burada şu vurguyu yapmak gerekiyor. İran halkı Rıza Pehlewi’nin sürdüremediği şah sistemini de iyi bildiği için ABD benzeri dış güçlerin desteğini istemiyor. Amerikalı yetkililer eylemleri desteklediklerini açıklasalar da bölge halkı bizden uzak durun, kendi sorunlarımızı kendimiz çözeriz diyor. Bu bölge halkı için önemli bir tutum. Sorun iç dinamiklerle çözülebilecek bir sorun. İran halkı Şah rejimini yerle bir ederken başka bir rejim halkın emeklerinin üzerine oturdu. Bu duruma neden olan devrimin emekçilerinin devrime sahip çıkamamasıydı. Şimdi aslolan emeklere sahip çıkacak, halkın kendi savunmasını sağlayacak, güçlü örgütlenmeleri oluşturmasıdır.

Yazarın diğer yazıları