İran ve İsrail

Eskiden insanlar bir durumun önemini anlatmak için “Ne yaparsan yap, bütün yollar Roma’ya çıkar!” deyimini kullanırlardı. Gerçekten de insanlık tarihinin önemli bir kesitinde Roma İmparatorluğunun merkezi olan Roma şehri geri kalan uygar dünyasının merkeziydi ve bütün önemli kararlar Roma’da alınırdı.

Günümüz dünyasında Tahran’ın öyle bir rolünden bahsedilemez; fakat Ortadoğu’ya dair bütün tartışmalar en sonunda dönüp dolaşır ve İran’a gelir. İran belki tek başına oyun kurucu bir ülke değildir; ama mevcut İran’a rağmen Ortadoğu’da hiç bir proje uzun vadeli hayata geçirilemez. İran Ortadoğu’da ABD de dahil, dünyanın bütün büyük güçlerinin kurduğu oyunları zora sokabilir, hatta bozabilir.

İran sadece İran’da yaşayan İranlıların devleti değildir; İran mevcut haliyle neredeyse dünyanın geri kalanında yaşayan bütün Şiilerin devleti gibi davranmakta ve bunu organize etmektedir. Bu yönüyle İran’ı İsrail’e benzetebiliriz.

İsrail’de sadece İsrail’de yaşayan Yahudilerin devleti değildir; İsrail dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın, bütün Yahudilerin devletidir. Bu insanların ceplerinde İsrail pasaportu taşımalarına da gerek yoktur, İsrail devletinin korumasında olmak için sadece Yahudi olmak yeterlidir.

İran da tıpkı İsrail gibi davranıyor; hangi kökenden gelirse gelsin; bütün Şiilerin devleti gibi kendisini organize ediyor ve bu topluluklara dayanarak kendi ülkesi dışında yaşanan çatışmalara şii nüfusu gerekçe göstererek müdahil oluyor.

Dolayısıyla İran ve İsrail arasında bu anlamda büyük bir benzerlik var; her iki ülke de kendi coğrafi sınırlarına sığmak istemeyen ülkeler ve bu yönleriyle bir birleri için büyük birer tehdit potansiyelidirler; nitekim her iki ülkenin liderleri diğerini en büyük düşman olarak ilan etmektedirler.

Gerçekten de mevcut rejimleri ile iki ülkenin bir arada uzun vadede çatışmadan yaşaması neredeyse imkansız gibi gözükmektedir. “İsrail’e ölüm, Dünya müslümanları birleşin!” gibi sloganlarla iktidara gelmiş bir rejim işbaşındayken bir İsrail/İran barışından bahs edilemez.

İran İslam devriminden sonra Filistin Kurtuluş Örgütünü destekleyen İran; bu örgütün İran/Irak savaşında Irak yönetimini desteklemesinden sonra bu örgüte karşı mesafeli davranmış ve Filistin’de daha radikal grupları desteklemeye başlamıştır.

Hatta İsrail karşıtı örgütlere verdiği desteği bununla da sınırlı tutmamış; Lübnan’da başta Hizbullah olmak üzere İsrail karşıtı örgütlere olan desteğini artırmıştır. Buna karşılık İsrail de ABD’deki etkin lobisini kullanarak bu ülkeyi İran aleyhine tutum almaya ve İran’ı bir ABD ambargosu ile kuşatma altına almaya çalışmıştır.

İran rejimi ise buna karşılık uzun bir süre körfez ülkeleri ile ilişkilerini normalleştirme çalışarak bu durumun kendi aleyhine oluşturduğu negatif etkiyi azaltmaya çalışmıştır. Kimi zaman Arap kamuoyunda oluşan anti İsrail dalgayı arkasına alan İsrail geri kalan Körfez ülkeleri ile ilişkilerini geliştirmeyi başarmıştır.

Fakat İran’ın Şii kimliği ve ilişkilere faydacı yaklaşımı bölge ülkelerinde kimi zaman ortaya çıkan olumlu atmosferi hızla tersine çevirmiş çoğu zaman birçok sünni Arap ülkesi yeniden İran karşıtı bir pozisyon almışlardır.

Bir dönem İslam dünyasının liderliğine oynayan İran, bunu bölgenin barış ve istikrarına katkı sunarak yapmak yerine sürekli İsrail ve Yahudi karşıtlığı yaparak İslam dünyasının liderliğine oynamaya çalışmaktadır.

Bütün politik yaşamı boyunca İran’a olan hayranlığını gizlemeyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da aynı yoldan gitmekte ve İsrail düşmanlığını tırmandırarak hem içerde hem de dışarıda toplumsal tabanını genişletmeye çalışmaktadır. Halbuki Türkiye bölgede daha yapıcı bir rol üstlenebilir, bölge barışının gelişmesine çok önemli katkılarda bulunabilirdi.

İsrail’in bölgede insan haklarını ihlal eden bir çok suç işlediği inkar edilemez; fakat Yahudi halkının tamamının buna taraf olduğunu kimse iddia edemez.

İsrail eleştirsine evet; fakat Yahudi düşmanlığına sonuna kadar hayır!

Bu kadar düşmanlığın ortasında bir barış ve demokrasi umudu olarak ortaya çıkan Rojava işte bu yüzden çok önemli olmaktadır; umudumuza sahip çıkalım, yalnız bırakmayalım, koruyalım!

Yazarın diğer yazıları