Irkçı söylemler saldırıların zemini oluyor!

Fransa’nın gündemi Bayonne kentindeki cami önünde düzenlenen silahlı saldırıda 2 kişi ağır yaralanması. Saldırı sonrası gözaltına alınan 84 yaşındaki Claude Sinke isimli saldırgan ifadesinde saldırıyı üstlenirken, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron saldırıyla ilgili açıklamasında, “Cumhuriyet nefreti asla tolere etmeyecek. Failleri cezalandırmak ve Müslüman vatandaşlarımızı korumak için her şey yapılacak” ifadelerini kullandı.

Fransa’nın Bayonne kentinde Claude Sinle isimli saldırgan caminin önündeki bir aracı da ateşe vermesi ve iki kişiye ateş açarak yaralası sürecine nasıl gelindi ? Söz konusu kişi daha önceki yerel seçimlerde aşırı sağ Le Pen’in partisinden yerel yönetimler için adaydı. Le Pen’in son yıllarda hız kesmeyen faşizan söylemlerinin radikalleştirdiği tıpkı Sinle gibi binlerce Fransız bulunuyor. Bugün hem hükümet hem de Le Pen yapılan saldırıyı kınayıp, söz konusu kişinin akli dengesi konusunda çeşitli açıklamalarda bulunuyor. Oysa günlerdir yaşanan tartışmalar bu noktaya gelinmesini örgütledi.

Özellikle Fransa’da son bir hafta içinde gerek iktidar gerekse muhalefet partilerinin bazı üyelerinin başörtüsü, laiklik, göçmenler ve güvenlik ilgili açıklamaları kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Öyle ki çeşitli siyasi isimlerden okullarda, belediye binalarında Müslüman kadınlara yönelik sözlü saldırılar gerçekleşti. Bu saldırıların ardından ülkede 90 akademisyen, sanatçı, film yönetmeni, aktör ve gazeteci, aşırı sağcı milletvekili Julien Odoul’un başörtülü Müslüman kadına yaptığı sözlü saldırının hükümet tarafından kınanması gerektiği yönde çağrı yaptı. Söz konusu çağrılar tartışmaların önüne geçmedi. Aksine, okullara çocuklarını getiren annelerin başörtüleriyle bulunmaları meclis gündemi oldu. Macron özellikle bu tartışmaların dışında dururken, kamu alanında başörtüsü sorunun kendisinin sorunu olmadığını ifade etti. Fransa’da; başörtüsü, laiklik, radikalleşme ve entegrasyon tartışmaları giderek büyürken, Müslüman ve göçmen karşıtı söylemlerin zemini büyüyor. Yıl sonunda göçmenlere ilişkin yeni uygulamaya sokulacak yasa ve yönetmeliklerle bir yeni etaba geçecek olan hükümetin politikası, yıldırarak gönderme şeklinde özetlenebilir. İltica bürosu, ilgili valilikler, göçmen kabül büroları son bir yıldır özellikle yeni gelen göçmenleri, Fransa dışına itmek için bir politika izliyor. Oturum için başvurular telefon rdv sistemiyle gerçekleşiyor. Bu telefondan randevu almak neredeyse iki ayı buluyor. İlgili iltica başvuru kurumu ise kişileri sorgularken akıl dışı sorular ve yöntemlere başvuruyor. Örneğin Türkiye’den PKK ya da herhangi radikal sol örgüt nedeniyle ceza almış bireylerden söz konusu örgütlere üye olduklarına dair kart dahi talep edilebilecek düzeyde bir yıldırma politikası izleniyor. Göçmenlere dönük başvurularda psikolojik işkence işlerken, daha önce oturumu olan göçmenlerin yeni kimlik alımı ve işlemleri sırasında uyguladığı akıl dışı yöntemler ise bu yıldırma politikasının bir parçası olarak uygulanıyor.

Yeni dönemin bir diğer uygulama alanı ise okullar. İlk okuldan üniversiteye okullar, yeni fişlenme alanları olmaya başladı. Devletin talebi üzerine okullarda Müslüman kökenli öğrencilerde radikalleşme eğilimi okul yönetimleri tarafından kayıt altına alınması ve ilgili yerel emniyet birimlerine iletmesi isteniyor. Daha öncede başarılı olmalarına rağmen özellikle göçmen semtlerinde yaşayan gençlerin çeşitli üniversitelere kabul edilmemesi, yürürlüğe fiili olarak girmişti. Krizle debelenen Fransa’da önümüzdeki dönem söz konusu tartışmaların daha vahim sonuçlar yaratması kaçınılmaz. Macron’un geçtiğimiz hafta göçmenler konusunda söylediği “Fransa’nın artık göç için cazip bir ülke olmadığını anlatabilmeliyiz” sözü bütün bu süreci özetliyor. Özetle, yeni gelenlere “gelmeyin”, var olan göçmenlere de “hayat sizin için artık hiç kolay olmayacak” deniliyor!

Yazarın diğer yazıları