İşgal alanlarına göçmenler dönmedi

İşgalci Türk devletinin saldırıları nedeniyle 300 bin sivilin göç ettiğini, 86 bin öğrencinin eğitim hakkından mahrum kaldığını açıklayan Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetimi, Türk devleti ve çeteleri tarafından işgal edilen bölgelere geri dönüşler olduğu iddialarını yalanladı.

Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetimi, Qamişlo’daki Dış İlişkiler Dairesi binasında Sosyal Hizmetler Bürosu Eşbaşkanı ve Heyva Sor a Kurd temsilcilerinin katılımıyla basın toplantısı düzenlendi.

Sosyal Hizmetler Bürosu Eşbaşkanı Abdulqadir Miwehed, “Türk devletinin Kuzey-Doğu Suriye bölgelerine yönelik saldırılarının başlamasıyla beraber kent ve köylerden büyük bir göç dalgası başlamıştır. Göç edenlerin sayısı 300 bini aşmıştır. Bununla birlikte 86 bin öğrenci saldırılar nedeniyle eğitim hakkından mahrum kalmıştır” dedi. Miwehed, açıklamasında göçmenlere ilişkin hazırlanan uluslararası raporlardaki rakamların net olmadığını, Türk devleti ve çetelerinin işgal ettiği bölgelere göçmenlerin geri döndüğü iddialarının da gerçeği yansıtmadığını belirtti.

Yerleşim alanlarına saldırı sürüyor

Demokratik Suriye Güçleri (QSD) de işgalci Türk ordusu ve çetelerinin bölgeye yönelik ağır silah ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarına aralıksız bir şekilde devam ettiğini açıkladı. QSD Basın Bürosu’nun verdiği bilgiler şöyle:

Til Temir: İHA’ların da desteğiyle Til Werd köyüne saldırı girişiminde bulunuldu.

Eyn Îsa: İşgalci ordu ağır silah, tank ve toplarla Ebu Sira’daki bölgesini hedef aldı. Cirn ve Xirbet Faris köylerinde işgal alanlarını genişletme girişiminde bulundu. Eyn İsa ilçesine bağlı El Arîdîa köyü QSD savaşçıları tarafından kurtarıldı.

Girê Spi’nin batısına düşen Qizeli köyü ve çevresine obüs ve havan atışları yaparak akşam saat 23.00 sularına kadar bombardımanına devam etti. QSD güçleri meşru savunma temelinde saldırılara karşılık vererek 8 Türk savaş elemanını öldürdü.

ANHA/QAMIŞLO


Çeteleri yerleştirmek istiyor

İşgalci Türk devletinin saldırıları nedeniyle Serêkaniyê’nin Zirgan ilçesinden göç etmek zorunda kalan Xelîl El Xemîsî, Erdoğan’ın Serêkaniyê’ye yerleştirmek istediği kişilerin DAİŞ ve El Nusra elemanları olduğunu söyledi.

Qamişlo’nun Qidûrbeg Mahalle Meclisi’ne Serêkaniyê’nin Zirgan ilçesinden göç eden üç aile yerleştirildi. Bu üç aileden biri de Mihemed Xelîl El Xemîsî ve ailesi. Evini terk etmemek için son ana kadar direndiğini belirten Xelîl, “Köyümüzü ve toprağımızı korumak için sürekli mücadele içerisindeydik. Türk devletinin vahşi saldırıları ve savaş uçaklarından yağdırılan bombalar nedeniyle evimizden çıkmak zorunda kaldık” dedi.

Türk devleti ve çetelerinin sivilleri hedef aldığını dile getiren Xelîl, “Zirgan’dan çıktıktan sonra Goliya köyüne doğru harekete geçtik. 3 gün sonra Zirgan’a geri döndük. Bombardımanların yoğunlaşması üzerine bir kez daha ilçeden çıkmak zorunda kaldık. Bu defa Zirgan’ın 5 km doğusunda bulunan Şorî köyüne geçtik. Oradan Zîdiyê köyüne geçtik. İşgalci Türk devleti burayı da bombalamaya başlayınca Til Temir’e göç ettik. Bir hafta sonra da Qamişlo’ya geldik” şeklinde konuştu.

Her yolu denediler

Gittikleri her yerde işgalci Türk ordusunun hedefi olduklarını kaydeden Xelîl, şöyle devam etti: “Amaçları bizi evimizden, topraklarımızdan çıkarmaktı. Bunu yapmak için her yolu denediler. Erdoğan, işgal ettiği yerlere oraların gerçek sahiplerini yerleştireceğini iddia ediyor. Erdoğan’ın bahsettiği kişiler oranın sahipleri değil, DAİŞ ve El Nusra elemanlarıdır. Efrîn’de yaptıklarını burada da yapmak istiyor. Efrîn’de neler yaşandığını bugün herkes görüyor. Her gün ölüm, kaçırma ve talan suçları işleniyor.”

Talan ve cinayetler

İşgalci Türk ordusunun işgal ettiği yerlerde her şeyi talan ettiğini dile getiren Xelîl, “Bütün kanunları ayaklar altına aldılar. Aşbe köyünde köylüleri haraca bağladılar. Birçok ailenin isimlerini kaydediyorlar. Götürdükleri hiç kimse geri gelmiyor. Metba köyünü işgal ettiklerinde köylülerin buğday ve pamuğunu talan ettiler. Talanı kabul etmeyen bütün köylüleri öldürdüler. Talan edilen her şeyi Türkiye’ye götürdüler” dedi.


DAİŞ’in zulmünün tekrarı

DAİŞ’in yaşattıklarını işgalci Türk devleti ve çetelerinin saldırılarıyla bir kez daha yaşayan 80 yaşındaki iki şehit babası Mustafa Derwêş’in tek isteği zorla çıkartıldığı evine tekrar geri dönebilmek.

Girê Spî’nin Til Findêr köyünde yaşayan 80 yaşındaki Mustafa Derwêş’in iki oğlu DAİŞ çetesine karşı savaşırken şehadete ulaştı. DAİŞ saldırıları nedeniyle göç etmek zorunda kalan Mustafa’nın yaşadıkları, Türk devletinin işgal saldırıları ile tekrarlanıyor. Mustafa Derwêş, “Türk devletinin saldırıları nedeniyle köyümden göç etmek zorunda kaldım. Türk devleti bize karşı her türlü ağır silahı kullandı. Bu bizim ilk göçümüz değil. 2014’te de Türk devleti tarafından desteklenen DAİŞ’in saldırıları nedeniyle Kobanê’ye göç etmiştik” diye konuştu.

Köylerinin, 2015’te YPG ve YPJ tarafından özgürleştirilmesinin ardından tekra döndüğünü belirten Mustafa Derwêş, “Bir yıllık göçmenliğin ardından köyümüze geri dönmüştük. Şehitlerin büyük emekleri sayesinde 4 yıldır huzur ve güven içerisinde yaşıyorduk. Fakat Türk devleti bunu hazmedemedi ve DAİŞ gibi bize saldırdı. Bizi bir kez daha göçertti” dedi.

Halkı buradan sürmek istiyor

Erdoğan’ın saldırılar ile bölgenin demografik yapısını değiştirmeyi hedeflediğini belirten Derwêş, şunları ifade etti: “Erdoğan, DAİŞ’i yeniden canlandırmak istiyor. Türk devleti sivilleri hedef alıyor. Amaçları burada yaşayan halkları buradan çıkartarak yerlerine DAİŞ çetelerini yerleştirmek.”

Şehit Merwan ve Ednan’ın babası olan ve ilerleyen yaşına rağmen güçlü iradesinden taviz vermeyen Derwêş, şunların altını çizdi: “İki defa işgalcilerin saldırılarından göç etmek zorunda kaldık. Topraklarımızı korumak için ağır bedeller ödedik. Daha ağır bedeller ödemeye de hazırız.”


Suriye elçisi: Türkleştirme politikasıdır­

Suriye’nin Moskova Büyükelçisi Riyad Haddad, Türkiye’nin Kuzey-Doğu Suriye’de işgal ettiği bölgelerde Türkleştirme politikası yürüttüğünü söyledi.

Rusya parlamentosunun üst kanadı Federasyon Konseyi Devlet Egemenliğini Koruma Komisyonu’nun toplantısında konuşan Haddad, şunları söyledi: “Türkiye, işgal ettiği topraklar üzerinde bayrağı göndere çekmekle yetinmedi. Türk hükümet kurumlarını açtı, Türkleştirme politikasını yürütüyor, eğitim programını değiştirdi. Sanki tüm dünyaya, ‘Dünyayı vahim savaşlardan kurtarmak için geliştirilen uluslararası hukuku görmezden gelerek başka bir bağımsız ülkenin topraklarının bir kısmını kolayca elinden alınabildiği ortaçağa döndük’ diyor.”

Uluslararası güçlerin Suriye’ye saldıran çetelere destek verdiğini söyleyen Haddad, “Bu tür uygulamanın uluslararası hukuk tarafından yasaklandığını unutan ülkeler bu gruplara askeri, politik ve finansal destek sağlıyor” dedi.


Pentagon: Saldırı DAİŞ’e yaradı

ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) raporuna göre DAİŞ, ABD’nin Kuzey-Doğu Suriye’den çekilmesi ve Türkiye’nin işgal saldırısını fırsat bilerek yeniden örgütlenmeye başladı.

AFP’nin haberine göre Pentagon Genel Müfettişi’nin düzenli aralıklarla hazırladığı ve DAİŞ’e karşı mücadele edilen operasyonda gelinen noktanın değerlendirildiği raporların en sonuncusu yayınlandı. 116 sayfalık raporda, “DAİŞ, Türkiye’nin operasyonu ve sonrasında ABD askerlerinin azaltılmasını Suriye içindeki kapasitesini ve kaynaklarını yeniden toparlamak ve yurt dışında saldırı planlama kapasitesini güçlendirmek amacıyla istifade etti” ifadesi kullanıldı.

Raporda DAİŞ çetesinin başı Ebu Bekir El Bağdadi’nin ölümünün DAİŞ’e vurulan önemli bir darbe olduğu, ancak ölümünün DAİŞ tehdidine son vermeyeceği değerlendirmesine yer verildi.

Pentagon raporunu kaleme alan Genel Müfettiş Glenn Fine, çetenin, Batı ülkelerini hedef almak için gereken alan ve zamana sahip olacağı ve uzun vadede Suriye’de bazı bölgelerde kontrolu yeniden ele geçirmeyi amaçlayacağı; küresel anlamda etkisini arttırmaya çalışacağı konusunda uyarıda bulundu.

Raporda, DAİŞ elemanlarının Suriye’de QSD kontrolundaki gözaltı merkezlerinde tutulan mahkumların firar etmesini sağlama teşebbüsünde bulunmasının muhtemel olduğuna dikkat çekildi.

ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye’nin işgal saldırısına yeşil ışık yaktığı eleştirilerinin ardından Kongre’den gelen tepki sonrası, Suriye’den çekime planını yumuşatmış, ABD askerlerinin bölgede petrol sahalarının korunması için kalacağını belirtmişti. Pentagon kaynakları da Suriye’den kısmi çekilme tamamlandığında Suriye’de yaklaşık 600 ABD askerinin kalacağı açıklamasını yapmıştı.


Lavrov: Türkiye, güvence verdi

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Türkiye’nin Rusya’ya Kuzey-Doğu Suriye’ye yeniden saldırma iyetinde olmadığı konusunda güvence verdiğini ileri sürdü.

Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Rusya ve ABD’nin QSD’nin çekilmesi için gereken her şeyi yapmadığı iddiasını değerlendiren Lavrov, şu ifadeleri kullandı: ”Türk hükümet temsilcileri ile Rusya Büyükelçisi arasında temas kuruldu. Türk tarafı, Rusya’nın yaptığı iş hakkında Ankara’da hiç kimsenin şüphesi olmadığı ve mevkidaşım ve dostum Mevlüt Çavuşoğlu ile Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın Barış Pınarı Harekatı’nın yeniden başlayacağına dair bir şey söylemediği konusunda güvence verdi.”

Basın toplantısında konuşan Lavrov, Türk tarafının ortada bir yanlış anlama olduğunu belirttiğini vurguladı. Rusya Dışişleri Bakanı, QSD’nin Suriye-Türkiye sınırından çekilmesinin neredeyse tamamlandığını söyleyerek, ”Bazı bölgelerde çalışmaların sonuna kadar götürülmesi gerekiyor. Burada en önemli husus, QSD içindeki Kürt muhataplarımızın tutarlı olması” ifadelerini kullandı.

Türk Dışişleri Bakanı, Pazartesi günü Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yaptığı konuşmada ”Burada şu anda bu mutabakatın gereğini yaptılar mı tamamen? Hayır yapmadılar, yapılması lazım” diyerek Türkiye’nin yeni bir saldırı başlatabileceğini söylemişti. Çavuşoğlu şöyle konuşmuştu: ”Biz mutabakat gereği üzerimize düşeni yaptık ama tacizler olduğu zaman da gereğini yaptık ama buradan bir netice alamazsak tıpkı Amerika ile denedikten sonra harekatı başlattığımız gibi yine gereğini yapacağız. Bunun başka çaresi yok. Yanı başımızdaki terör tehdidini bizim mutlaka temizlememiz lazım.”

Rusya Savunma Bakanlığı Sözcüsü İgor Konaşenkov de önceki Çavuşoğlu’nun açıklamalarını yorumlamış ve ”Türkiye Dışişleri Bakanı’nın Rusya’yı ‘sözlerini tutmamakla’ suçlaması ve Kuzey Suriye’de yeni bir operasyon düzenleme tehdidine çok şaşırdık. Açıklama kafa karıştırıcı” demişti.

Yazarın diğer yazıları

    None Found