İşgal saldırılarına karşı ‘öldüren sessizlik’…

Kandil dağlarının kahramanlık hikayelerini dinleyenlerimiz çok. Birçok devrimci Kürt hareketine mesken olan Kandil dağları, zulmün, ihanetin en beterine de direnişin en büyüğüne de tanıklık etmiş. O yüce dağların etrafına yerleşen halk, tıpkı o dağlarda zulme karşı savaşan evlatları gibi bu çağın en devrimci, en direngen ve en bilge halkı. Hem Irak Baas rejimi hem İran hem de Türk rejimi tarafından sürekli bombalandı bu dağlar. Kandil’in boşaltılması ve o halkın yurtsuzlaştırılması, köksüzleştirilmesi için denenmedik vahşi saldırı yöntemi kalmadı. Evlerine, bağ ve bahçelerine, seyir halindeki araçlarına isabet eden tonlarca ağırlıktaki bombalara, havan toplarına ve bu saldırıların aldığı körpe canlara rağmen halk Kandil’de yaşamını sürdürmeyi seçti.

Ağır bedeller ödedi, acısı asla unutulmayacak yaralar açıldı şüphesiz bağrında. Bir yarasını saramadan, o yara kabuk bağlamadan başka yaraları iyileştirmek için uğraştı. 21 Ağustos 2011 yılında Solin bebek ile birlikte aynı aileden 7 kişi Türk savaş uçaklarının bombardımanı sonucu katledilmişti. Katledildikleri yerde Solin bebek ve ailesinin unutulmaması, katliama sebep olanlardan hesap sorulması adına bir anıt yapıldı. Başur Kürdistan bölge hükümetine saldırıyı kınamaları ve Kürdistan topraklarının, yine halkının Türk devletinin saldırılarına bir daha maruz kalmaması için tavır alması talep edilse de, bu çağrı ve talep hiçbir zaman yetkililer tarafından dikkate alınmadı. Kandil dağları ve halkı Türk savaş uçakları tarafından bombalanmaya devam edildi.

1 Ağustos 2015 tarihinde Türk devleti Kandil’in Zergelê Köyünü savaş uçaklarıyla bir kez daha bombaladı. Hedefte yine siviller vardı. Aralarında kadın ve çocukların da olduğu 8 kişi yaşamını yitirdi, 8 kişi de yaralandı. Zergelê Köyü sakinleri için bu saldırıdan sonra hayat hiçbir zaman eskisi gibi devam etmedi. Türk devletinin yoğunlaşan hava saldırıları, 8 bin sivil insanın yaşamını her gün daha fazla tehdit etmeye başladı. Kandil halkının en çok da yakındığı şey, bu saldırılar karşısında onları koruyan ve savunan bir hükümetin olmadığı gerçeği. Onları en çok da katleden tam da bu sessizlik…

27 Haziran günü gerçekleşen; 3 sivilin yaşamını yitirdiği ve 5 kişinin yaralandığı son saldırının adresi de Kandil’in Kortek mıntıkasıydı. Solin bebeğin ailesiyle birlikte katledildiği güzergah…

Kandil halkı ve Başur Kürdistan’ın birçok kentinden bu saldırıya dönük tepkiler Türk devletini kınama ve topraklarını işgal etme girişimi olarak gelişirken, yine susan ve Türk devletinin saldırılarını PKK’nin bölgedeki varlığını gerekçe göstererek meşrulaştıran bir bölge hükümeti gerçeğiyle karşılaştık.     

Son saldırının yarattığı şok atlatılmadan, acısı dinmeden ve Başur Kürdistan halkı hala saldırıyı gerçekleştiren Türk devletinden hesap sorulmasını talep edip beklerken, Kürdistan bölge hükümeti başkanı ve şürekası Başur Kürdistan’ın başkenti Hewlêr’in en lüks oteli olan Sharaton’da Türk devleti ile –kendi deyimleriyle- ‘en kapsamlı ekonomik zirve’deydiler. Zirve kapsamında Türkiye ve Başur Kürdistan bölgesi kurumları arasında işbirliği protoküllü dahil olmak üzere ticaret, gümrük, eğitim, inşaat, yatırım ve tarımda işbirliği konuları görüşüldü, karşılıklı imzalar atıldı.

Halkını katleden, her gün topraklarına bombalar yağdıran bir işgal gücüne, bir hükümetin neden sessiz kaldığını birilerinin özellikle kurcalamasına gerek yok. Çünkü zaten ekonomik ve askeri anlaşmalar Başur Kürdistan halkının gözleri önünde açık bir şekilde yapılıyor.   

Son saldırıdan sonra halkın te­levizyon kanallarına ve ajanslara verdiği demeçlerde en çok dikkat çektikleri ve rahatsız oldukları hususun bu olduğunu okuyabiliyoruz.

Dolayısıyla halkın gözünde asıl suçlu Kürdistan bölge hükümeti. Halkını savunamayacak kadar bir işbirliği içerisinde olduğunu biliyor ki, kendi öz savunma gücünü kendisi oluşturmaya başladı.

Siyasi parti ve hükümet yetkililerinden umudunu kesen halk, öyle anlaşılıyor ki önümüzdeki günlerde Türk devletinin işgal ve soykırım saldırılarına karşı PKK gerilla güçleriyle birlikte daha geniş ve örgütlü bir biçimde saf tutmaya başlayacak.

Yazarın diğer yazıları