İşgal savaşından Türkler korkmalı

Kurdifobya Türkiye’yi devletiyle, toplumuyla korkunç bir noktaya getirdi. Korkunç derken kastım kirlilik düzeyini tanımlamak içindir.

2002 yılından itibaren iktidara gelen AKP hükümetiyle birlikte, devlet yapısında totoliterleşen bir yapıya doğru hızla ilerleyiş başladı. 2011 yılı ile birlikte Ortadoğulu topluluklar kendi yöneticilerinden rahatsızlıklarını yüksek sesle dile getirirken, bölgede demokrasiye ve özgürlüğe çok yakın olduğu düşünüldü. Tabii merkezi hegemonya toplulukların özgürlük eğilimini neoliberal politikalarla kapmaya çalışırken bunda en büyük payı Tayyip Erdoğan ve ekibi aldı. Merkezi hegemonyanın bölgede oluşturacağı çevre tahribatının aktörlüğü Erdoğan’a verilmişti. ‘Eğit-donat projeleri’yle birlikte Suriye’ye müdahale ederken aslında bölgedeki tüm devrilen lidelerin sahalarına giriş hazırlığını yapıyordu. Bunun için silahlar ve lojistik materyaller merkezi hegemonyadan, insan kaynakları AKP’den sağlandı. Kötülüğün sıradanlığının oluşmasından diye ekliyorum. Bu yıkımdan sadece DAİŞ sorumlu değildir, Erdoğan ve merkezi hegemonyanın da hakkını vermeliyiz. Oradan aldığı güçle AKP-MHP ile daha fazla yakınlaşmış Kurdifobya üzerinden bölgeyi daha fazla kana bulamak istediğini günlerce Türkiye toplumuna yedirip, içirmiş, çalıştırmış, işsiz bırakmış ve aç bırakmış, tecavüz ettirmiş, çaldırmış.

Bu yeni süreçle birlikte AKP-MHP iktidarı Kurdifobyasıyla Türkiye toplumunun dokusunu hiç olmadığı kadar bozuma uğratmıştır. Türkiye toplumu, yaşadığı bu büyük kirlenmeyi göremeyecek kadar kör olabilir mi ya da kendi felaketini bu kadar mı arzular diye düşünmeden edemiyor insan.

İşgal ve savaş durumlarında işgal edilen sadece topraklar olmayacaktır. Bedenler de işgal edilir, ama bahse konu olan bedenler düşman saflarında yer alan bedenler olmayacaktır. Başkalarının topraklarını işgal eden bir efendi varsa, bireylerin de bedenlerini işgal etmek kolaylaşır. Modelin oluşturduğu gerçeğe bakarak var oluşunu sağlayan yapılar bozuma uğrar. Şimdi bu bozumun en büyüğünü Türkiye yaşıyor.

Türkiye toplumunda işgal, talan, çetecilikle birlikte farklılaşan bir toplumsal hafıza oluşuyor. Bundan ise Kürt değil Türk daha fazla korkmalı.

Kürtlerin evleri yıkılırken, ocakları sönerken, başları kesilirken Türk’ün yüceleceği düşünülüyorsa büyük yanılırlar. Hiç değilse Kürtler işgali, yok etmeyi kabul etmediklerini söylüyor ve direniyorlar. Bu bir toplum için güçlü bir hafızadır.

Peki ya Türkiye halkı? Bundan sonra hangi düşünsel değeri inşa edebilecek? Kuzey Suriye topraklarını işgal için hazırladığınız şarkıyı bile Kürtlerden çalarak yapmışsınız.

Kürtler faşizmi kan, acı ve göz yaşı ile tadarken, Türkler bin yılları kapsayacak kültürel bir bozumu yaşıyorlar. Kurdifobya ile koşullanan Türkiye halkının dokusunda bozulma yaşanıyor.

AKP-MHP iktidarı faşizmi halklaştırmak için büyük bir çaba harcadı, DAİŞ’lileri öfkeli gençler olarak gösterdi. Çeteleri sınır boylarına ve Suriye’nin içine konumlandırmakla kalmadı, Türkiye’nin tüm şehirlerine dağılmalarını sağladı. ÖSO adı altındaki çeteleri milli ordu diyerek silahlandırıp sınır bölgelerinde konumlandırıp yeni bir yaşam modeline doğru sürdü. Artık insani kirlilik Türkiye toplumunun içine girdi. Yaşanan kirlilik için tek kelime edildiğinde cezasını, adına toplum denilen, ama toplumdan uzaklaşmış “yığın” veriyor.

Ürettiği halde, kazanamayan insan yığınları, çocuğunu bile tecavüzden koruyamayan aileler, aç kalan hane halkları, gayri safi milli hasılanın yüzünü görmeyenler bunca fazlayken, AKP-MHP yandaşları pastadan devasa paylar alıyor. Ama buna tek kelime edene, ‘Kürtler geliyor!’ diyerek algı çarpıtıyorlar.

Türkiye halkı artık düşünmüyor, düşünemiyor. Kürtler katledilirken, İhvan yanlısı Ortadoğu zenginleri ülkenin en verimli topraklarına yerleştiriliyor. Kızlar okullarda okutulmuyor, ihaleler yandaşa veriliyor. Sanatçılar iktidara yamanmak için her türlü şaklabanlığa girişip topluma hakaret ediyor. Zaten Türkiyeli entelektüeller uzun bir süre önce topraklarını terk etti. Ardda kalanlar ise kaçmanın yolunu arıyor. Ortada bilim adına yozlaşmış ne olduğu anlaşılmayan doktorlar, profesörler kalmış.

Evet, hoş geldin yeni Türkiye! Binlerce DAİŞ, El Nusra, HTŞ üyesi kucağınıza düştü. Onların ideolojik çoğalımını yapacak ailelerini Kurdifobyanız yüzünden kucakladınız.

Bunca çeteyle demokrasinin inşa edilmesi Türkiye halkları için artık çok uzak bir ihtimal. Bu kirlenmeden en fazla da CHP sorumlu. Koskoca ormanı görmeyip de ağacın yapraklarıyla uğraşan, toplum mühendisi misali Haydarpaşa Garı’nın ihalesinin peşine düşen CHP.

Yazarın diğer yazıları