İşgale fırsat vermeyiz

QSD Genel Komutanı Mazlum Ebdî, Türk Cumhurbaşkanı’nın işlemekte olan ‘güvenlik mekanizması’yla ilgisi olmayan ‘Güvenli Bölge’ adı altında işgal ve sonrası koloni inşası planına tepki gösterdi. Ebdî, Koalisyon’un da bu planı kabul etmeyeceğini vurguladı.

QSD Genel Komutanı Mazlum Ebdî, QSD’nin de katıldığı güvenlik mekanizmasının işlediğini ama buna rağmen Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, BM görüşmelerinde işgal planını pazarladığını söyledi.

Medya Haber TV’den Barış Boyraz’ın sunduğu Alternatif Gündem programına konuk olan QSD Genel Komutanı Mazlum Ebdî, ABD-Türkiye ve ABD-QSD arasındaki ‘Sınır Güvenliği Mekanizması’, Erdoğan’ın pazarladığı ama Batı’yı ikna edemediği işgal planı ve Kürtlerle birlikte Suriye’nin üçte birinin dışlandığı Suriye Anayasa Komitesi hakkındaki soruları yanıtladı.

AKP Genel Başkanı ve Türk Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmayla Kuzey-Doğu Suriye’yi işgal planının hazır olduğunu tüm dünyaya açıkça deklare ettiğine dikkat çeken QSD Genel Komutanı Ebdî, şöyle devam etti: “Nüfus yapısının değişmesini (Kürtsüzleştirme) içeren bir işgal planı olduğu nettir. Pratikleşmesi mümkün değil. Ne biz, ne Suriye halkları ne de uluslararası bir güç bu planı kabul edebilir. Kuzey-Doğu Suriye halkı, bu plana fırsat vermez. Şu anda Türkiye’de bulunan Suriye halkları da böyle bir planın parçası olmayı kabul etmez. Kuzey-Doğu Suriye toprakları boş ve sahipsiz değil. Başkalarını bu bölgelere getirip onlara şehirler, köyler inşa etmek, tarım arazileri dağıtmak falan, tamamen hayaldir. Pratikte karşılık bulması hiçbir zaman mümkün değil.

Herkes evine dönebilir

Bizim ve herkesin de kabul ettiği şudur; tüm göçmenler, ister Türkiye’de ister başka yerde osun kendi toprağına, evine dönebilir. Kuzey-Doğu Suriye için ‘Sınır Güvenliği Mekanizması’ kapsamında kabul ettiğimiz budur. Bu bölgelerden zorunlu olarak göç edip başka yerlerde yaşayanlar, kendi yerlerine dönebilir ve yaşayabilirler. Bunların dönüşü desteklenecek. Bu noktada tek şart var; halka karşı suç işleyenler varsa adalet işleyecek. Kimsenin önünde engel yok.”

Mekanizma işliyor

‘Sınır Güvenliği Mekanizması’nın bir uzlaşı/mutabakat olduğunun altını çizen QSD Genel Komutanı Ebdî, bu uzlaşının ABD ile Türkiye ve ABD ile QSD arasında yapıldığını vurguladı. Genel Komutan Ebdî, şöyle konuştu: “Mekanizmanın üç aşamada gerçekleşmesi gerekiyor. Şimdiye kadar herhangi bir sorun olmadan devam etti. QSD olarak da şimdiye kadar bize düşen tüm sorumlulukları yerine getirdik. Hatta diyebiliriz ki; bu uzlaşı için belirlenen yol haritası, yani üzerinde uzlaşılan takvim iyi ilerliyor. Bazı adımların atılmasının bu ayın sonuna kadar tamamlanması gerekiyordu. Bunlar gerçekleşti; hala devam eden aşamalar var. Görünen bir sorun yok. Belirlenen çerçeve pratikte işliyor ve devam edecek. Tümünün tamamlanması zaman alır.”

Anayasa Komitesi’nde hata

Ankara’da yapılan üçlü zirvede Türkiye, İran ve Rusya’nın üzerinde anlaştığı ve dikte ettiği şekliyle BM Genel Sekreteri’nin de duyurduğu Suriye Anayasa Komitesi’nin mevcut kapsamı ve şekliyle büyük hata olduğunu söyleyen Mazlum Ebdî, sadece Kürtler değil, Araplar, Türkmenler, Süryaniler, yani Kuzey-Doğu Suriye’de yaşayan tüm halkların dışarıda bırakıldığını belirtti. Suriye halklarının üçte birinin ve temsilcilerinin katılmadığını kaydeden QSD Genel Komutanı Mazlum Ebdî, şunları açık ve net ifade etti: “Kuzey-Doğu Suriye halklarının temsilcilerinin katılmadığı, yani Suriye halklarının üçte birinin temsil edilmediği hiçbir çalışma başarılı olamaz. Türk devletinin baskıları nedeniyle böyle olduğuna inanıyoruz. Komitenin oluşumunu destekleyenler de buna razı olmuş. Bu da büyük bir hatadır.

Katılmazsak reddederiz

Bu bölgenin bileşenleri, temsilcileri çözüm sürecine dahil olmazlarsa ortaya çıkacak sonuçları kabul etmeyiz. Çıkacak her sonucu reddedeceğiz. Dolayısıyla Suriye’nin üçte biri reddedecek ve bu çalışma sonuçsuz bırakılacaktır. Çözüm isteniyorsa bu bölgenin temsilcilerinin katılımı şarttır. Yapılacak anayasaya, bu bölgede yaşayan halkların onayı da şarttır.” 

 QAMIŞLO


Haksızlığa halk tepkisi

Kuzey-Doğu Suriye halkları, hem Türk devletinin işgal tehditlerini hem de Türkiye’nin BM’ye dikte ettiği Anayasa Komitesi’nin mevcut halini protesto etti.

Qamişlo’daki 12 Mart Stadı önünde bir araya gelen binlerce kişi, Birleşmiş Milletler (BM) Temsilciliği’ne kadar yürüdü. Yürüyüşte, DAİŞ savaşında şehit düşenlerin fotoğrafları ve “Özerk Yönetimin Olmadığı Anayasaya Hayır”, “İçinde Olmadığımız Anayasa Bizi Temsil Edemez”, “DAİŞ ve El Nusra çetelerinin temsilcileri var, Barış ve Özgürlük Savaşçılarının Temsilcileri Nerede?”, “Yeni Lozan Antlaşması’nı kabul etmiyoruz” ve “Anayasamız, şehitlerimizin kanı ile yazılmış olan Toplumsal Sözleşmedir” yazılı pankartlar taşındı.

Cizîr Bölgesi Özerk Yönetim Meclisi Eşbaşkanı Nezira Kewriye, “Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin içinde olmadığı bir anayasa, Suriye’deki kaosun devam etmesine neden olur ve çözüm getirmez” dedi.

Kitlenin içinden Kürt, Arap, Süryani ve din alimlerinden oluşan 6 kişilik bir heyet, taleplerinin yazılı olduğu dilekçeyi BM Temsilciliği’ne sundu.

Koalisyon üssüne yürüdüler

Kuzey-Doğu Suriye’nin kentlerinden binlerce kişi, Kobanê’nin güneyindeki Xirab Eşkê köyünde de bir araya gelerek, Uluslararası Koalisyon Üssü’ne yürüdü. Minbic, Tebqa, Reqa, Dêrazor ve Girê Spi bölgelerinden katılımın olduğu yürüyüşte, “Şehitlerimizin emeklerine anlam vermeyen anayasa bizim temsilciliğimizi yapamaz” yazılı pankart ile DAİŞ’e karşı mücadelede şehit düşen özgürlük savaşçılarının posterleri taşındı.

Eylemde konuşan Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetimi Yürütme Meclisi Eşbaşkanı Bêrîvan Xalid, Suriye halklarının hakkını tanımayan ve iradesini temsil etmeyen hiçbir kararı kabul etmeyeceklerini vurguladı.

Demokratik Suriye Meclisi (MSD) Eşbaşkanı Emîna Umer, halkın bu haksızlığı kabul etmediğinin altını çizdi.

Bölgedeki aşiretler adına konuşma yapan Şeyh Hamid Abdulrehman El Ferec, komplolara karşı duracaklarını söyledi.

Konuşmaların ardından eylemciler arasından bir heyet Uluslararası Koalisyon Üssü’ne girerek yetkililere bir dosya verdi.


Türkiye’ninki ontolojik güvensizlik

Dr. Cengiz Güneş: “Türkiye’nin tehdit olarak gördüğü gelişme, Kürtlerin Irak’ta olduğu gibi Suriye’de de resmi statü kazanması. Türkiye’ninki fiziki güvensizlikten değil de ontolojik güvensizlikten kaynaklı bir tepki.”

İngiltere Open Üniversitesi Siyaset Bilimi Öğretim Görevlisi Dr. Cengiz Güneş, Suriye’nin geleceğine dair oluşturulan Anayasa Komisyonu için “Kürtleri ve Suriye toplumunun önemli bir kesimini temsil eden Özerk Yönetim’in dahil edilmediği bir komisyonun başarılı olma şansı yok” dedi.

Rusya, İran ve Türkiye arasında Ankara’da yapılan üçlü zirve üzerinde duran Dr. Güneş, görüşmeye İdlib’de devam eden çatışmalar ile Türkiye-ABD arasındaki ‘Sınır Güvenliği Mekanizması’ görüşmelerinin yol açtığını hatırlattı. Zirvenin yaşanan son gelişmeler ışığında yeni bir strateji belirlemek üzere yapıldığını ifade eden Dr. Güneş, “Güvenlik mekanizması görüşmeleri, Rusya ve İran’ı tedirgin ediyor, çünkü orta vadede Kuzey-Doğu Suriye Özerk Bölgesi’nin tanınırlığını ve güvenliğini sağlayacak bir adım olarak okunuyor. Bu bölgenin ABD ve Koalisyon’un savunma alanına dönüşmesi, Suriye rejiminin orayı baskı ve zor kullanarak denetimi altına alma olasılığını zayıflatıyor. Rusya ve Suriye rejimi, ABD’nin askerlerini Suriye’den geri çekmesi durumunda Özerk Yönetim’in Türkiye’nin devam eden tehditlerini sonlandırmak ve olası işgalini engellemek için Suriye rejimi ile anlaşmaya mecbur kalacağı olasılığı üzerine duruyordu” dedi.

Hesapları nedir?

 Türkiye’nin Kuzey-Doğu Suriye’yi işgal etmek için elinden geleni yapmaya devam ettiğine dikkat çeken Dr. Güneş, bölgede yer alan güçler ve hesaplarına dair şu değerlendirmelerde bulundu: “Türkiye, Rusya ve İran ile ortak hareket ederek, ABD’den daha fazla taviz koparmak istiyor. Rusya ve İran ise ABD’nin QSD’ye verdiği desteği sonlandırmak, Kürtleri ve Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ni baskı altında tutmak, marjinalize etmek ve zayıflatmak için Türkiye’yi kullanmaya çalışıyor.  Ortak hareket ediyor gibi görünseler de Türkiye ve Rusya birbirine zıt politikalar izlemeye devam ediyor. Rusya, Türkiye’nin Kuzey-Doğu Suriye’ye karşı tehditlerini ABD’nin askerlerini Suriye’den çekmesi için etkili bir araç olacağını düşünüyor. Türkiye ise kendi kontrolünde ve sınır boyu 30-40 km derinliğinde bir bölge oluşturup, oraya kendisine yakın Suriyeli Sünnileri yerleştirmek istiyor. Bundaki amaç, Özerk Yönetim’i tümden bitirmek ya da çok zayıflatmak, bu bölgede Kürt nüfusu oranını azaltmak ve kendisini sahada güçlendirmek. Suriyeli mültecileri olası askeri müdahalesini meşrulaştırmak ve uluslararası destek toplamak için kullanıyor.”

 Türkiye’nin, ABD’ye rağmen işgal saldırısının kolay olmayacağını söyleyen Dr. Güneş, “Türkiye’nin planının en önemli hedefi, ABD’ninQSD ile çalışmasını ve Özerk Yönetim’i korumasını sonlandırmaktır. Şimdiye kadar bunu başaramadı” dedi.

Başarılı olma şansı yok

 Dr. Güneş, üçlü zirvede dile getirilip hemen sonrasında BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in de kurulduğunu duyurduğu Suriye Anayasa Komitesi için de şunları söyledi: ”Kürtleri ve Suriye toplumunun önemli bir kesimini temsil eden Özerk Yönetim’in dahil edilmediği bir komitenin başarılı olma şansı yok. Bütün Suriye toplumunun hakkını savunan bir düzen oluşturabileceği konusunda mevcut şüpheleri artırıyor. Kürtleri ve Özerk Yönetim’in dışlaması, uluslararası güçler nezdinde kabul görmesi olasılığını da azaltıyor.”

Şam Türkiye’yi teşvik ediyor

 Dr. Güneş, Türkiye’de yapılan üçlü zirve öncesinde Şam rejiminin BM’ye yolladığı mektupla QSD’yi “terörist” grup olarak ilan etmesinin ise Türkiye’nin Kürt karşıtlığını cesaretlendiren bir adım olduğunu ifade etti. Güneş, Şam rejiminin planına dair şunları ifade etti: “Türkiye’yi Özerk Yönetim’e karşı daha saldırgan bir pozisyon almaya teşvik eden bir açıklamadır. QSD ve Özerk Yönetim’i tasfiye etmenin koşullarını oluşturmak istiyor. Türkiye ile iç savaş öncesi statükoyu tekrar oluşturmaya dayalı ortak hareket edebileceğinin sinyalini veriyor. Aynı zamanda bu açıklama, Suriye rejiminin Kürtlerin meşru taleplerine cevap vermekten çaok uzak olduğunu ve halen güç kullanarak Kürtleri kontrol edebileceğini düşündüğünü gösteriyor.”

Kürtleri tehdit görüyor

 ABD ile Kürt işbirliğinin Türkiye için önemli bir sorun haline geldiğini söyleyen Dr. Güneş, Türkiye’nin bu bağları koparmak için çok çaba sarf ettiğini ifade etti. Dr. Güneş, “Türkiye’nin tehdit olarak gördüğü gelişme, Kürtlerin Irak’ta olduğu gibi Suriye’de de resmi olarak statü kazanması; bölgesel ve uluslararası arenada kabul edilen bir aktör olması. Türkiye’nin yaşadığı güvensizlik, Ortadoğu’da Kürtlerin dışlanması üzerine kurulmuş olan düzenin değişmesinin Kürtler lehine yaratabileceği olumlu gelişmelerden kaynaklanıyor. Yani, fiziki güvensizlikten değil de ontolojik güvensizlikten kaynaklı bir tepki ve Türkiye’nin Kürtlere yaklaşımında kapsamlı bir değişiklik olmadığı sürece bu siyaset devam edecek gibi görünüyor” şeklinde konuştu.

Yazarın diğer yazıları

    None Found