‘İslam düşmanlığı’ dedikleri

Yeni Zelandaki cami saldırısı, Batı düşmanlığı gıdasıyla beslenen Recep Erdoğan için anında seçim malzemesi olarak sahaya iniyordu. Erdoğan, olayın duyulmasından hemen sonra katıldığı bir cenaze töreninde Batıyı suçlayan ilk atışını yapıyor ve şöyle diyordu:

“Dünyada yükselişi seyredilen ve teşvik edilen İslam düşmanlığı, toplu katliam boyutuna ulaşmıştır.“

İslam düşmanlığını teşvik edenin kim olduğunu söylemiyor, ama söyledikleri külliyen yalandı. Alışkanlığı üzere gerçeğe takla attırıyor, El Kaide ve İhvan yolundan giderek insani zemine yeni düşmanlık tohumları ekiyordu.

İslam düşmanlığı Hıristiyanlıktan geliyorsa eğer, bu dünyanın en büyük kurumu ve onun başı Papa’nın düşmanlık adına tek bir kelimesini, tavrı, edasını gösteremezdi. Onu bırakalım; herhangi bir ülkenin devlet ya da hükümet başkanının tavrı da sözkonusu değildi.

Tersine, hakikatin nehri hoşgörü istikametinde akıyor. Recep Erdoğan’ın başında bulunduğu devlet, herhangi farklı bir inancın tapınak inşaatı için çivi çakılmasına bile izin vermiyor ama Avrupa şehirleri, minarelisi, minaresizleriyle camilerle doludur.

Bu camiler faal olduğu, açığa çıktığı üzere Türk ajanlar üssüdür. Buna rağmen karışanı, görüşeni, dokunanı yok.

Ama Batı, yeryüzünün bütün insanları, İslami teröre de karşıdır. Erdoğan’ın Avrupa’da gösteriler düzenlemesine, bir başka deyişle Müslüman Kardeşler İslamını ihraç etmesine bu yüzden izin verlmedi geçmişte. İslam karşıtlığından değildir.

Tam tersine Batı, çıkarları gereği İslam dünyasıyla içli dışlıdır. İki dünya ekonomik, siyasal ve sosyal bağlarla, birbiriyle ilmiklidir. Petrol zengini İslam ülkelerinin dolarları, Batı bankalarında yatmaktadır. Petro-dolar yatırımları batıya akmaktadır.

Tek başına çıkarlar ağı, Batı’nın İslam düşmanlığına engeldir. Hem İslam düşmanlığı, hem de Basra Körfezi, Arabistan çöllerinde büyük kazanç peşinde koşmayı sağlamıyor en azından. Batı, çıkar ustalığıyla yeryüzü ünlüsü ve kulağı kesik eski sömürge ana yurdudur.

Ama batı, İslami teröre karşı ve onunla savaşım halindedir. Çünkü Batı için Erdoğan’ın eski Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun dediği gibi, İslami terör “öfkeli çocukların galeyanı“değildir. Erdoğanın dediği gibi “masum suçlular„ yani zalimin muhalifleri de değildirler.

Olay, Afganistan deneyinden sonra uluslararası haydutları ağı haline gelmiştir. Haydutların yaşama biçimi, geçinme yoluna dönüşmüştür. Suriye’de, kendileriyle aynı inançtan olmayan insanların gırtlağını kesen caniler, daha önce Libya’da, Afganistan, Çeçenistan’da iş gören Kafkasların gezgin haydutlarıydı. İşsiz, mesleksiz, umutsuz Kırgızlar, Çin’in Uygur bölgesinin lumpenleri…

Haykırdıkları sloganlar, onları Müslüman kılmıyor. Ona bakarsanız Türk devletini soyan, Kürtleri kıran, ortalığı cehenneme çeviren çeteler baş müslümandır. Çünkü cami avluları, onların dinsel gösteri alanlarıdır.

Dün IŞİD üniforması giyen teröristlerin bir kısmı, bugün Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) adıyla, Türk devletinin paralı askerleridir. Yani kazanç neredeyse, oradadır bunlar.

Adları da İslamcı (İslam satan, pazarlayan) terörist, gezgin caniler çetesidir. Batı bunlara karşı diye İslam karşıtı gösterilemez. Bunlar zaten İslamı paralayanlardır.

Bunlar yüzünden sayısız insan dinini değiştirip Müslümanlıktan bile çıktı.

Erdoğan ve rejiminin giderek Avrupa’dan dışlanması, bağların koparılmaya başlanması da İslamiyet karşıtlığı hatta Erdoğan tipi Müslümanlıkla ilgili, ilintili değildir.

Olay, kısaca hukuk devleti meselesidir. Batı’nın koyduğu hukuk devleti ilkelerini yok ederek, insan hak ve özgürlükler kıyım kıyım kıyarak, ülkeyi üstü açık zindana, zindanları işkencehaneye çevirerek Batı’nın gölgesinde barınamaz, ortaklık sürdürülemez.

Avrupa, diktatoryal sapma, Kürtlere karşı sistematik ırkçı uygulamalar yüzünden ilişkilerini askıya almaktadır. Olay bu. Gerisi Erdoğan tipi kara propagandadır.

Erdoğan’ın geçmişte Avrupa kapılarında yasaklanması, Almanya Başbakanı Merkel’e Nazi, terörist ve dinsiz diye saldırması, Avusturya ve Hollanda yöneticiler için de benzer hakaretler sıralaması hatta Astana toplantılarına çetelerin temsilcisi olarak katılması yüzünden değildir. Onun kendi İslamını (Müslüman Kardeşler-İhvan) ihraç etme hamlelerine engeldir olay…

Demem o ki, Erdoğan’ın Batı’yı İslam karşıtlığını teşvik ettiği uydurmadır. Kürtlerin öldürüldüğü, hapsedildiği, hak ve özgürlüklerinin gasp edildiği bir ülke liderinin batıyı ırkçılıkla suçlaması ise Erdoğan tipi hayalet taşlamadır.

Adama, İsrail Başbakanı Netanyahu’nun yaptığı gibi “önce aynaya bak” derler…

Yazarın diğer yazıları