İstanbul seçimi, G-20 zirvesi

İstanbul’da “yenilenen” seçim sonrası Türkiye temel sorunlarıyla baş başa artık. İç ve dış gelişmeler, ağırlığını ve yakıcılığını en kısa sürede gösterecek ve ülkenin “kriz hali”, beraberinde çözüm ve çıkış yolu arayışlarını da açığa çıkaracaktır. Baş aşağı giden ekonomi, dibe vuran dış politika ve çözümsüz bırakılan onlarca sorunla yüzleşme zamanı. Zorlama bir yöntemle “yenilenen” İstanbul seçimi, Türkiye’de demokratik muhalefetin “Üçüncü Yol” stratejisinin başarısıyla, yeni olanaklar ve çıkış yolları göstermesi bakımından, “tarihi” bir sonuç ortaya çıkarmış oldu.

Gerilim ve krizlerin eksik olmadığı bölgemizde İstanbul seçimi demokratik muhalefetin ve özellikle HDP’nin “Üçüncü Yol” çizgisindeki kararlılığı ve duruşu ve özverili çabaları ile gelecek için umut veren bir sonuç ortaya çıkardı. Muktedirlerin telaşı ve kaybetme kaygısı umut veren bir gerçekliğe dönüştü. Dünyanın da “dikkatle” izlediği İstanbul seçimi, içeride ve dışarıda, kimi politik/diplomatik gelişmelerin de önünü açacaktır.

31 Mart ve 23 Haziran İstanbul seçimlerinde büyük “kayıplar” yaşayan iktidar bloğu, İstanbul’da “yenilenen” zoraki seçimle ciddi bir “kayıp” daha yaşamış oldular. “Zayıflayan ve geriletilen” iktidar bloğu için geri dönülmez bir süreç başlamış durumda. İç ve dış sorunların çözümü konusunda içine düştükleri bu “metal yorgunluğu” ile deva bulamazlar. İç hesaplaşma ve kimi kopuşlar bu bloğu daha da zayıflatacaktır. Türkiye’de demokrasi, hukukun üstünlüğü, barışı ve sorunlara çözüm arayışları için yeni olanaklar ortaya çıkacaktır.

Baştan itibaren seçim stratejisini AKP-MHP blokunun “geriletilmesi” ve “Türkiye’nin demokratikleştirilmesi”, üzerine kuran HDP çözümünde yolunu göstermiş oldu: Demokratik anayasa. HDP’nin “demokrasi ittifakı” çağrısı ve “yeni demokratik bir anayasa” önerisi, Türkiye için, somut ve gerçekçi bir çıkış yolu olarak, önümüzdeki dönemin en önemli gündemlerinden birini oluşturacaktır. Önümüzdeki süreç açısından, demokratikleşme ve çözüm arayışları, elbette sadece “içe” dönük önerilerden oluşmayacaktır. Aynı yol göstericilik ve çözüm önerileri dış politikada da gerçekçi alternatifleri gündeme taşıyacaktır. Bu nedenle, 17 yıllık AKP iktidarı döneminde “reform” aldatmacası ile rafa kaldırılan AB üyeliği ve AB ile ilişkiler konusunda demokratik muhalefetin önerilerinin gündeme geleceği bir sürece tanıklık edebiliriz. Demokratik muhalefetin gündem belirleme konusunda daha fazla inisiyatif alacağı bir süreç, gündemdeki temel sorunların çözümünde de yeni alternatiflerin ortaya çıkmasını sağlayacaktır.

İçeride umutları yeşerten İstanbul seçimi ve alınan sonuç, dışarıda da benzeri bir iyimserlik yaratmış durumda. Gelen kutlama mesajları ortaya çıkan iyimserliğin ifadesi olarak kabul etmek gerek. En büyük övgüyü de İstanbul seçmeninin “demokratik olgunluğu” ve “Katılımcı demokrasinin etkileyici bir örneği” olarak ifade edilen mesajlar, İstanbul seçimini dışarıdan izleyenlerde “memnuniyet” yaratmış durumda.

23 Haziran İstanbul seçimi nedeni ile arka plana bırakılan kimi dış politika gündemleri yeniden tüm yakıcılığı ile yerlerini alacaklar. Avrupa Birliği’ne tam üyelik perspektifini yitiren ve AB-Türkiye Katılım Ortaklığı için yürütülen “müzakereleri” fiilen durduran ve ABD ile S-400 krizi yaşayan

Ankara, batıyla olan ilişkileri pamuk ipliğine bağlamış durumda. S-400 alımı nedeni ile ABD ile kriz yaşayan Ankara, “bağımsızlık ve egemenlik hakları” söylemi üzerinden bu krizi atlatacağını düşünüyor. Ankara büyük bir yanılgı içinde. Aldığını ilan ettiği S-400’lerin nasıl bir “bağımlılık” ilişkisi yaratacağını bilen Ankara, hangi “egemenlik haklarından” söz etmektedir?

ABD-İran arasındaki gerilimin her an bir “sıcak” çatışmaya dönme riski, bölgeyi uzun yıllar boyunca etkileyecek “savaşlara” sürükleme kaygısı, bölge halkları açısından yeni felaketlere yol açacağı gerçeği en yakıcı gündemlerden biri. Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim olabileceklerin işareti. Benzeri bir felaket yanı başımızda, Suriye’de 8 yıldır devam ediyor. Neden olduğu yıkımın ve insani krizin boyutları biliniyor.  Tüm bunlar çözüm bekleyen krizler.

28 Haziran’da Japonya’da yapılacak olan G-20 zirvesi bu temel gündemlerle toplanacak. Trump-Erdoğan görüşmesi bu sıcak ve gerilimli gündemler üzerinden gerçekleşecek.

Yazarın diğer yazıları