İstatistikler ve Hayatlar

Türkiye’nin işsiz nüfusu, 4 milyon 145 kişi; yani dünyadaki 114 ülkenin nüfusundan fazla. Geçen senenin aynı dönemine kıyasla da bir milyon kişi artmış. Türkiye’de çalışabilir yaşta kişi sayısı 61 milyonu biraz aşıyor. Toplam işgücü ise 32 milyon 426 bin. Yani Türkiye’nin çalışabilir yaştaki nüfusunun sadece yüzde 52,9’u çalışmak arzusunda olduğunu belirtmiş ve iş aramak için çabalamış. Bu insanlardan 28 milyonu iş bulmuş, 4 milyonu iş arıyor. Basitleştirecek olursak, her 100 kişiden 13’ü işsiz Türkiye’de. Almanya’da yayınlanan işsizlik oranı ise her 100 kişiden 3,5’inin işsiz olduğunu ortaya koyuyor.

Bu rakamların biraz daha içinde gezelim. Genç işsizliği oranı, kadınlarda yüzde 27 olmak üzere yüzde 17’de yüzde 23,3’e yükselmiş olması örneğin oldukça önemli. Ne eğitimde ne istihdamda olan genç nüfus ise yüzde 24. En yüksek işsizlik oranı lise mezunu olanlarda. Her 100 lise mezunundan 16’sı iş arıyor. Kadınlardan lise ve meslek lisesi mezunları arasında işsiz kalma oranı yüzde 20’nin epey üzerinde ve yüksek eğitim (Meslek Yüksek Okulu ve Üniversite) mezunu her 100 kadının 16’sı işsiz iken erkeklerde lise ve meslek lisesi mezunu olanlar arasında işsiz kalma oranı yüzde 19 ve yüksek eğitim mezunları arasında işsiz kalma oranı yüzde 15’e yakın. Eğitim arttıkça işgücüne katılım konusunda kadın ve erkeklerin oranı yükselip cinsiyetten doğan farklar bir nebze kapanıyorsa da konu çalışma hayatına kabul edilmeye dayanınca, bu farkların kim tarafından yaratıldığı açığa da kavuşuyor. Sermayedarlar, belirli iş-grupları dışında erkeklerle çalışmayı tercih edebiliyor.

İşsiz kalanların daha önceki işlerine bakarak hangi sektörlerin krizin maliyetini işçinin sırtına yıktığını da görebiliriz. Tarımda erkekler arasında işsizlik biraz artmış ama kadınlarda azalmış. Sanayide işsiz kalan kadınların oranındaki yükselme dikkat çekici. En fazla erkek işgücünün işsizlik yaşadığı alan ise 280 bin inşaat olmuş.

Ekonomik krizin kadınlar üzerindeki pek çok etkisinin yanı sıra çalışma hayatından koparan yanı, kadınların şiddet ve baskı karşısında ayakta durma gücünü de zayıflatıyor ne yazık ki. Zira yazının tüm verilerinin kaynağı olan Mayıs 2019 İşgücü İstatistikleri içinde kadınların erkeklere göre yüksek miktarda bulunduğu tek kategori işgücüne dahil olmayanlar kategorisi. İlgili tabloyu inceldiğinizde ise işgücüne dahil olmayan, yani iş aramayan veya ücretli bir işte çalışmayan 100 kadından 55’i evdeki karşılığı olmayan temizlik, bakım ve üretim işlerini gerçekleştirmeye tüm vaktini ayırmış. Çocuk, hasta veya yaşlıların bakımının kadınların tüm dönemlerinde döngüsel olarak kadınları, mesleki hayatlarından kopardığı bir gerçek. Ortalama olarak bir kadın 20’li yaşlarında çocuk bakmak, 40’lı yaşlarında da hasta ve yaşlı bakımı için gününün önemli bir zamanını evde geçirmek zorunda kalabiliyor. Pek çok kadın evdeki işleri, evde yaşayan diğer kişileri tatmin edecek kadar yaptıktan sonra, ev dışında bir çalışma faaliyetine zaman ayırabiliyor. Ayrıca evde yapılan işlerin neredeyse tamamı, hane halkının ortak sorumluluğu olmasına rağmen, evdeki diğer fertlerin zamanlarını karşılığı olan işlerde geçirmesi için kadının zamanı karşılığı olmayan işlere harcanıyor. Ev-içi sorumluluklar nedeniyle, kamusal alanda bir yerden bir başka yere ulaşma, fatura ödeme, gelir elde etme, ev bulma, banka hesabı açma, hukuki haklarının peşine düşme gibi temel bilgilerden yoksunlaştıkça daha çok bağımlı hale gelebiliyor. Kadın cinayetlerinin bu derece yükseldiği bir şiddet ortamında kadınlar için ev, sokak ve işyeri cehennemden farksız.

Başlarken işsizlik sayısının Türkiye’de pek çok ülkenin nüfusunu aştığını söylemiştim. Ne yazık ki en yakınları tarafından öldürülen kadınların, iş cinayetlerinde öldürülen işçilerin ve işsizlik-borçlanma nedeniyle intihar eden insanların miktarı da dünyadaki pek çok ülkenin nüfusundan fazladır. Ülke ekonomisinin insan canını yok eden sonuçlarının sürekli hale geldiği bir ülkede bir sendikacının refah ve sosyal adalet yerine S-400’lerin konuşulduğu bir ülkede, istatistikler bile artık hakikatleri gizleyemez hale gelir.

Yazarın diğer yazıları