IŞİD-Türkiye bağlantısında bir ifşa daha…

Almanya Gündemi

Almanya oldukça hareketli bir hafta sonunu geride bıraktı: Jaber Al-Bakr adlı IŞİD’linin yakalanma operasyonu. Ardından bir sürü soru işareti bırakan operasyonda ayrıntılar çok vahim. Polis öncelikle yakın takibe aldığı Jaber Al-Bakr’ın Chemnitz’te kaldığı eve operasyon düzenledi. Al-Bakr’ı elinden kaçırdı, üstelik evinde yapımı tamamlanmış el yapımı patlayıcı ele geçirildi. Yoğun güvenlik önlemlerine rağmen polisin elinden kaçan Al-Bakr, Pazartesi günü Leipzig’te (Chemnitz’e araba ile bir saatlik mesafede) Suriyeli mültecilerin yardımı ile yakalandı. Kamuoyunda kahraman ilan edilen mülteciler hakkında yürütülen tartışma ise gündemde ayrı bir başlık açtı. Bu başlık daha çok, Almanya’da son aylarda meydana gelen IŞİD saldırıları sonrasında mültecilere karşı artan önyargıların söz konusu işbirliği sayesinde kırılıp kırılmayacağı yönünde. Fakat bu yazıda ilgilendiğimiz ayrıntı bu değil.

Öncelikle önemli bir ayrıntı: Polisin elinden kaçırdığı, iki gün sonra bir saatlik mesafede başka bir şehirde üstelik polis tarafından değil de, Suriyeli mülteciler tarafından yakalanan Al-Bakr’ın Berlin’deki havaalanlarına saldırı planı. Fakat Almanya’ya geldiğinden bu yana gözlem altında olan Al-Bakr’ın, izlenme metodu ve yakalama pratiği güvenlik politikaları konusunda hala organize eksikliği yaşandığına işaret ediyor. 

Yine hatırlayalım: IŞİD yayınladığı bazı videolarda, Almanya’nın da saldırı hattı üzerinde olduğunu belirtmişti. Temmuz ayında peş peşe 3 saldırı gerçekleşti. Daha önemlisi IŞİD’lilerin elini kolunu sallayarak dolaştığı gerçeği bir kez daha güncellenmiş oldu. (Daha fazla bilgi için gazetemizin sayfasından: DAİŞ Almanya’da nasıl örgütleniyor? başlıklı araştırma yazısına bakınız.) Anayasayı Koruma Teşkilatı’na göre Almanya’da 8 bin 650 Selefi bulunduğu tahmin ediliyor. IŞİD’e katılmak üzere Suriye ve Irak’a giden kadın ve erkeklerin sayısı 840. 

Almanya’dan çıkış yapanlardan yaklaşık 280’inin geri döndüğü de verilen bilgiler arasında. Ayrıca giden 840 kişiden 210’u Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı. 

Çok önemli bir diğer ayrıntı, ki aslında üstünde durulması gereken temel ayrıntı, Al-Bakr’ın Türkiye bağlantısı. Edinilen bilgilere göre IŞİD’li Al-Bakr Almanya’ya Ağustos ayının sonlarında dönüyor. Bu süre zarfında uzun süre (aylarla ifade ediliyor) Türkiye’de kalıyor, önemli bir miktarda Amerikan doları ile geri dönüyor. Üstelik Al-Bakr’ın Suriye’ye geçip geçmediği hala muğlakta bir bilgi. Eğer Al-Bakr bu süre zarfında Türkiye’de kaldı ise çok daha vahim bir tablo ortaya çıkıyor. Çünkü bu süre zarfında eğitim almış olma ihtimali üzerinde duruluyor. 

Al-Bakr’ın durumu Almanya’nın bu hassas konuya yaklaşımını tekrar güncelledi. İsterseniz bazı hatırlatmalar yapalım: Geçen aylarda Almanya-Türkiye ilişkileri oldukça gergin bir noktaya varmış, sonuç olarak iki ülke birbirine dişlerini göstermişti. Bu gergin süreçte Sol Parti’nin bir soru önergesine verilen yanıtta Erdoğan ve radikal İslamcı gruplar arasındaki ilişki, ilk kez resmi olarak deklere edilmişti. Almanya Federal Haber Alma Servisi’nin (BND) edindiği bilgilere dayandırılan raporun vurguladığı noktayı da tekrar hatırlatalım: "Ankara’nın özellikle 2011 yılından bu yana adım adım İslamileşen iç ve dış politikasının sonucu olarak Türkiye, Orta ve Yakındoğu bölgesindeki İslamcı örgütlerin merkezi eylem platformu haline gelmiştir". NATO ülkesi olan Türkiye için böylesi resmi kaynaklı bilgi dengeleri değiştirecek güce sahip. Fakat daha sonra bu bilginin ilişkilerde stratejik bir kontrol isteminin aracı olarak kullanıldığı da ortaya çıktı. Zira İçişleri Bakanlığı tarafından onaylanan bilgi, "Dışişleri Bakanlığının medyada yer alan genelleştirici iddialara katılmadığı" açıklamasıyla dengelendi ve mesele kapatıldı.

Gündemden düşürülen mesele nihayetinde başka bir formatta tekrar gündem oldu. Fiilen devam eden bir meselenin görmezden gelinerek, ya da inkar edilerek ötelenmesi, fiilin durduğu anlamına gelmiyor. Türkiye’de IŞİD’in, sağlanan elverişli zemin sayesinde örgütlendiği defalarca gündeme gelen, fakat resmi olarak çok dillendirilmeyen bir bilgi. Almanya Türkiye-IŞİD bağlantısını, hatta daha detayda Erdoğan-IŞİD bağlantısına çok fazla dokundurmadan meseleleri halletme ya da öteleme stratejisi uyguluyor. Peki soru işaretli Al-Bakr operasyonundan sonra da bu strateji devam edecek mi? Yoksa kamuoyuna yine muğlak bilgiler mi sunulacak. Zira Al-Bakr operasyonu ve detayları, Almanya’nın mülteci sorunu ve çözüm metodu ile bağlantılı. Dolayısıyla 2017’de yapılacak genel seçimlerin sonuçlarına yansıyacak gelişmeler içeriyor. 

Yazarın diğer yazıları