IŞİD’in infazları, AKP ve Türkiye

IŞİD’in son iki TSK askerinin infaz görüntüleri ve Türkiye’deki resmi kaynakların sessizliğine dair iki temel soru kafamda hızla dönerken, yayınlanan bir haber(1), bu soruların yanıtlarına ulaşmamıza katkı sundu. İnfaz sahneleri ve kurbanların duruşu mantıklı bir açıklamayı gerektirmekteyken, şimdiye kadar böyle bir bilgiye en azından ben ulaşabilmiş değildim. Bu haberde, kurbanlara zaman içerisinde kurtulma umudu aşılanarak bir tür ‘gönüllü’ infaz sahnelerinin kurgulandığı, yüzlerce kez bu senaryoların tekrarlandığı, çekildiği ve son yayınlanan infaz görüntülerinin de böylece elde edildiği belirtilmektedir. Bu, yakılan iki askerin son ana kadarki rahatlıkları ve ateşin kendi bedenlerine sıçradığı andaki panik ve şaşkınlıklarını açıklamada bir tutarlılık taşımaktadır.  

Bu durumda ikinci soru, IŞİD’in vahşi uygulamalarına karşı, Türkiye’de AKP ve diğer çevrelerindeki sessizliği nasıl okumak gerekir(?) olacaktır. Bu, sol ve muhalif kesime yönelik saldırılarda da beliren bir tutum.  

Bu durumda IŞİD ile AKP’nin korkuyu elde etmede yani insanların terörize edilmesindeki yöntemsel benzerliğine odaklanmak gerekir. Çünkü ikisi de şiddeti muhaliflerini terörize etmekte sınırsızca kullanırken, bunu ilan ederek çarpan etkisini yükselten ve cihat söylemi ile ilişkilendirerek kitlesel bir tehdide dönüştüren bir yönteme sahipler. Aradaki (şimdilik) niceliksel bir farktır. Örnek olarak yine metin üzerinden ilerlersek IŞİD yönteminde, ‘Esir, hapsedilir. Bu hapis sırasında, kendisine IŞİD’in hayat tarzı empoze edilmeye başlanır. Esir, önce zorla ve korkuyla İslami bir hayat tarzı sürmeye başlar. Namaz kılmaya, namazları zamanında eda etmeye alışır. Hatta giderek dindar bir görüntü alarak, nafile namazlar dahi kılmaya başlar. Çünkü, ne kadar huşu içinde ibadetlerini yerine getirir, ne kadar samimi mümin olarak görülürse, o kadar iyi davranış görmeye başlar.”(2) denmektedir.

Burada, AKP ve Gladyo’nun esiri olarak Türkiye’deki toplumsal psikoloji ile önemli benzerlikler yakalanabilir. Türkiye’deki sahte dindarlaşmaya dikkat edilirse benzerliğin ne kadar yüksek olduğu görülecektir. Dindarlık adı altında mevcut suç ortaklığına itaate zorlanarak hayatta kalmaya çalışan bir topluluk Türkiye yurttaşları. Bu politikalara uyumlu olursan ‘iyi muamele’ görecek bir anlayış günlük hayatta hızla uygulanıyor. Bu nedenle bu amaca en ‘iyi’ tepkiyi verenler ödüllendiriliyor. Başta Erdoğan olmak üzere hepsi bunların yalaka, korkak ve şarlatan olduğunu bilseler de bu mesele değil. Önemli olan iktidarlarının temel dayanağı olan bu psikolojinin sürmesidir. Kobanê’de Kürtlerin direnişine kadar IŞİD’in yenilmez olarak güç kazanması bu psikolojinin etkili kılınmasıyla sağlandı. Böylece Irak ordusu darmadağın edildi. Şu anda dayılanan Barzani Şengal’i ve Êzîdîleri bu psikoloji ile terk etti. 

Bu politikanın esas hedefi ise Türkiye’nin demokratik dönüşüm talebinin sonsuza kadar önlenmesini olarak belirmektedir. Buna uygun olarak Kürtlerin ve solun iktidar alanından uzaklaştırılması gerekiyor. Böyle bir projenin ancak ve ancak savaş ideolojisine dönüştürülmüş dinsel bir şiddet politikası ile yapılabileceği de açıktır. Kürtleri ve muhalifleri bertaraf etmede ve kitlelerinin “uslu” tutumunu talep etmede ırkçılık dozajı yüksek bir ayrıştırma işletilmektedir. Bu ayrıştırmayı önleyici kurum olarak HDP’nin vahşice ortadan kaldırılması bu Gladyo koalisyonu açısından bir ‘zorunluluk’tur haliyle. Kürt kentlerine saldırlar, HDP’ye yönelik vahşi hukuksal ve fiziki saldırılar, linçler, yağmalar, muhalif STÖ’lerin kapatılması; akademiye, sendikalara, basına saldırılar, hepsi AKP ve Gladyo koalisyonunun IŞİD’vari uygulama versiyonlarıdır. Başta Türkler olmak üzere toplumdan itaat talep edilmektedir. Toplumdaki çoğulculuğun infazı olan bu proje, ülkenin varlığını da ortadan kaldıracak sertlikte bir konuma doğru everilmektedir. Bu durumda Türkiye artık hiç bir zaman mutlu ve özgür bir yer olmayacak, hatta bu gidişle bir Türkiye bile olmayabilecektir…

1) http://siyasihaber3.org/isidin-cektigi-vahset-videolarinin-perde-arkasi  26. 12. 2016 

2) Aynı yerde.

Yazarın diğer yazıları