‘İyi’nin terörü

İşte, ülke kendini tekrarlayan ortaçağlarından birinin daha döngüsüne girdi. Reşit olmayan bir akıl, tutup kendini kendi akılsızlığına fırlattı. Ve bu mekanda, sürekli “iyi ve güzel şeyler olacak” tesellisine kapılıp gidenlerin zavallılıkları, reşit olmayan akıldan daha fazla dikkat çekiyor.

Dünya iyi bir yer değil.

Rayından çıkan ısrarlı “şey”ler diyarı.

İyi olmayan bu dünyada “iyi/iyimser” olanın bir işe yaramadığını, eskilerin deyişiyle bir baltaya sap olamadığını kaydediyor tarih. Ki tarih, insanı çoktan süpürüp attı bu yüzyıldan.

40 yıllık bir savaşın bilançosunu abaküse dökenlerin aklına “niye” sorusu ve o sorunun samimi yanıtı hiç gelmiyor mesela. Nefret ettikleri resmi söylem, söz konusu “öteki” olunca ne güzel ifade ediyor kendilerini. Oysa topluma “iyi”lik yaptığını söyleyerek nefret dilini yaygınlaştıran, ötekilerini çoğaltan ve hedef gösterip ortalığı temizleme faaliyetinde olan biri/bir akıl neden “iyi”lik istemiş olsun?

Neden bir kul (iyiliği başkasınca istendiği ve kendisi de bunu kabul ettiği için o artık bir kul, birey değil) bir başkasının bahşettiği iyilikle, çocuğuna, anasına, komşusuna, içinde yaşadığı her şeye “iyi” görünsün? Kendi içinin iyilik hali değil bu, dışından birilerinin dayatması oysa…

Emir kipli “iyi”lik, çocuğunun hangi savaşta ne tür bir kahramanlık adına öldüğünü sorgulamayacak. Acının üzerinden geçen tank paletlerinin yoluna gözyaşı değil, güller güller serpecek. Gül güzelliği ile iyilik güzelliği sadelik, masumiyetten alır gıdasını. Gözyaşı, acı, yalan ve tırpan varsa bir hayatta, ne gülü, ne iyiliği tanrı aşkına!

Toplumu hizaya getirerek onu kendi fikrinden soyutlayan ergen anlayış, ki bunu çoğunluğun mutluluğu, huzuru ve geleceği için yaptığını söyler hep, iyinin, iyiliğin terörünü estiriyor. (Milletimiz derken sanırım 1001 odalı sarayın içini kastediyor yalnızca) O kadar sahte ve sığdır ki bunu yaparken, henüz sözünü bitirmeden bir örnek, cümle içinde çıkar karşımıza. Devletin polisi bir annenin kolunu kırarcasına bükmekle meşguldür. Çünkü bu ana iyiler dünyasına salt kötülük sızdırmak için sokaktadır… Yine toplumun iyiliği için ananın koluna kelepçe takılır, ana yerlerde sürüklenir, anaya küfür edilir…

Anaya saldırır devlet. Çünkü devlet, anadan korkması gerektiğini bilir. O korkuyu kapatmak için herhangi bir örtüsü yok, şiddetten başka. 85 yaşında bir anayı cezaevine kapatarak orada öldürmeye çalışan akıl, bir başka anayı rahatlıkla sürükleyecek yerlerde, bir ötekisinin kolunu bükecek, ama heyhat bir anadan da yiyecek tokadı! Analar eylem yerine çantalarında terlikleriyle çıksalar, en ufak bir terbiyesizlikte çıkarıp terlikleri gözüne gözüne sallasalar, milim kıpırdamaz hiçbiri. Ana terliği can yakar, bilirler mutlaka… Ama herkesin “iyi”liğini düşünen ergen, cenneti kendi anasının ayağının altına paspas ederken, öteki kıldıklarının analarının birer fesat, fitne kumpanyası olduğu tezini yayar. İyiliği pek bi telaşla istenen toplum ise ikna olmuştur bu teze.

Toplumun iyiliği için öldürülen kadınlar, tecavüz edilerek parçalanan çocuklar, gözleri oyulan köpekler, kediler… Cezasızlık varsa bunca rayından çıkılmış işlerde, emin olun hepsi toplumun muhteşem iyiliği içindir… Bu toplum kana kana öldürsün, kana kana kan içsin ama doymasın, ama ray tıkır tıkır tıkırdasın…

İyilik böyle güzel bir şey işte…

Devletin “iyi”likli dilini tez öğrenmiş bi küçük toplum, suç işliyor. Sahne onların, kendilerini oynuyorlar. Sorsan dertleri ileri, müreffeh bir hayat. İleri dediğimiz öte dünya. Ama referansları pek bi geçmiş, 600’ler, 700’ler misal.

Kimin gücü yeter bunca “iyi”liğin karşısına dikilmeye? Kim bildirecek bu haddi?

Çantasından çıkardığı tokyo (lastik terlik) terlikle zamanın ağzına ağzına vurmaya yeminli bir ana?

Yazarın diğer yazıları