Jan Baalsrud’dan Mazlum Volkan’a

 Dile kolay… 88 gün tek başına direnen bir gerilla. Konuşmayı unutmamak için yollarda çobanların bıraktığı gazete parçalarını cebine koyarak her fırsatta okur. Yoldaşlarıyla karşılaşacağı zamanı hayal ederken, onlarla nasıl konuşacağını düşünürken sürekli kendi kendine konuşma provası yapar. Jan da sürekli rüyasında çatışma anını ve idam edilen arkadaşlarını görür, bazen de dans eder.

 Mazlum her defasında başını bir kayaya dayadığında Seyîd, Diyar ve ele geçen komutanı Salih’i rüyasında görür. Onlar için, yaşamla ölüm sınırının son anına kadar yaşanması gerektiğini her an, her dakika düşünür. Jan’ın artık sınırı geçeceği son noktada sınır güvenliği var. Norveçli arkadaşlarına son sözü ”eğer işler kötü giderse yakalanırsam, beni bir Norveç mermisiyle öldürün” diyecek kadar onurludur.

Eylem XELÎKAN

Komünistlerin ilk çıkış yaptıkları alan olması itibariyle stratejik bir öneme sahiptir Karadeniz. Nelere şahittir bilir misiniz? Mahir Çayanları ölümsüzleştiren, Kemal Pirleri doğuran topraklardır Karadeniz. Nice direnişçilerin yoldaşıdır devrim kararlılığıyla yola çıkan Mazlum Volkan da.

“Yabancıdırlar, dışardan geldiler” propagandasını boşa çıkarmak, Türkiye halklarında devrimci güç oldukları inancını oluşturmak, Kemallerin, Hakilerin anısını Karadeniz topraklarında somutlaştırmak için adımladı kilometrelerce yolu Mazlum. Yeri doldurulamaz bu devrimciler, Türkiye halkının kurtuluşunu Kürdistan’ın ulusal kurtuluşunda gördü. Bir Karadeniz aşığı Mazlum Volkan, Türkiyelileşmenin stratejik kapısı Karadeniz’de gerillacılığın en zorlu yükünü omuzlayanlardandır.

12. Adam filmini ne çok andırıyor onun hikayesi. İzlemeyenler için anlatayım: İkinci Dünya Savaşı sırasında, 9 Nisan 1940’da Norveç, Alman Nazileri tarafından işgal edilir. Hitler, Norveç’te kale kurar. Alman savaş makinesi kuzeye doğru hareket eder. Müttefik konvoylar büyük kayıplar yaşar. Norveçli askerler, İngiliz kuvvetleri tarafından Norveç’te sabotaj görevlerini yerine getirmek için eğitilmişlerdir. Norveç için savaşacak olan 12 savaşçı yola çıkar. Görevleri Alman hava sahalarını ve tesislerini sabote etmektir. Gerçek bir hikayeden yola çıkılarak yapılan bu filmin en çarpıcı yanı, direnişçilerden sadece birinin hayatta kalmasıdır. Ve film, Jan Baalsrud’la devam eder.

Yiğit komutan Celal Başkale öncülüğünde Karadeniz topraklarını karış karış adımlayan Mazlum Volkan ve grubu, bir gün düşmanın yerlerini fark etmesi sonucu baskına uğrar. Komutanları Salih yaralı ele geçer. Seyit ve Diyar ise şehadete ulaşır.

Tıpkı Jan Baalsrud gibi Mazlum da tek başına kalır. Jan ve grubunun eylemleri deşifre olunca yanındaki arkadaşı Jan’a; “Seni henüz görmediler, tüm bunların boşuna olmadığını onlara göster” der. Mazlum’un yanında şehadete ulaşan Seyit ise şunları dile getirir: ”Beni bırak, sen kendini kurtar; bizim ve halkımızın intikamını bir gün daha fazla yaşayarak alacaksın.”

SS subaylarından kaçan Jan, yaralanmasına rağmen büyük bir iradeyle sıfır derece suyun altında kalarak düşmana öldüğü süsü verir. Mazlum Volkan, yoldaşlarından koptuktan sonra nereye gitse düşmanla karşılaşır ya da her yerde izlerini görür. Üç defa Karasu nehrini geçerken her defasında boğulma tehlikesi ile karşı karşıya gelir. Tıpkı Jan gibi açlık, yorgunluk, yılgınlık nedir bilmez. Çünkü amacın ve direniş geleneğinin yarattığı insan, ne doğasal ne de biyolojik bir acıyı hisseder.

Mazlum da Karasu’da saatlerce kalır ama asla pes etmez, çünkü Seyîd’in son sözlerini yerine getirmekte kararlıdır.

SS subayı, bir insanın soğuğa dayanma gücünü ölçmek için   suya girer fakat dayanamaz. Buna oldukça öfkelenir, çünkü Jan dayanmıştır. Almanlar bir türlü yakalayamadıkları için ona ‘hayalet’ der.

Türk ordu güçleri bir olur da bir timden geriye kalan Mazlum’u yakalayamaz. Çünkü o, yiğit komutan Celal’den öğrenmiştir gerillanın hareket tarzını. Askerler ‘hayalet gerilla’ diyerek yenilgisini ifade eder.

Jan’ın hedefi İsveç’e gitmektir. Çünkü tarafsızdır bu ülke. Çalınan kuzey ışıklarını tekrar seyre dalmaktır tüm çabası. Annesi Jan’a, ”kuzey ışıklarını görebiliyorsan asla evden uzak değilsindir” der. Kara kışa rağmen büyük bir irade sergileyen Jan’ın arkasında ordu gibi bir halk vardır. Yol aldığı her güzergahta Norveçliler ona gözbebeği gibi bakar, canları pahasına da olsa. Çünkü Norveçliler kendi geleceklerini ve onurlarını görürler onda.

Mazlum’un arkasında kimse yoktur. Sadece rüyalarına giren Seyid’in umutla bakan gözleri, Diyar’ın yiğit duruşu ve Karadeniz dağ çocuklarının alınterleri vardır. Zira Karadeniz, çoktan Mahirlerin, Hakilerin mirasından uzaklaşmıştı. Çeteleşen devlet, devrimci sol gelenekten uzaklaştırılıp ajanlaştırılan Karadenizlilerle ayakta durmaya çalışıyordu.

88 gün… Dile kolay… Tek başına direnen bir gerilla… Konuşmayı unutmamak için yollarda çobanların arazide bıraktığı gazete parçalarını cebine koyarak her fırsatta okur. Yoldaşlarıyla karşılaşacağı zamanı hayal ederken, onlarla nasıl konuşacağını düşünürken sürekli kendi kendine konuşma provası yapar.

Jan, rüyasında sürekli çatışma anını ve idam edilen arkadaşlarını görür, bazen de dans eder.

Mazlum her defasında başını bir kayaya dayadığında Seyîd, Diyar ve ele geçen komutanı Salih’i görür rüyasında. Onlar için, yaşamla ölüm sınırının son anına kadar yaşaması gerektiğini her an, her dakika düşünür. Hayatta kalmasının nedenleri çok güçlüdür.

Jan’ın artık sınırı geçeceği son noktada sınır güvenliği var. Norveçli arkadaşlarına son sözü, ”Eğer işler kötü giderse, yakalanırsam, beni bir Norveç mermisiyle öldürün” diyecek kadar onurludur.

Tüm olumsuzluklara rağmen Jan, geyiğin taşıdığı bir kızakla sınırı geçer. Bunu duyan SS subayı kendisini, Jan’ı bulamadıkları suya doğru ilerler. Çok geçmeden idam edilir.

Mazlum Volkan, 88 gün sonra Dersim’e ulaşır. Aliboğazı zirvelerine ulaştığında şafakla birlikte güneşin kızıllığı yüzünü ısıtırken, bir an Karasu’nun donduran soğuğunu hatırlar ve yoldaşlarına kavuşacağı anı hayal eder.

Yüzü soğuktan çatlayan, yüzü yara bere içinde kalan Jan’ın tanınmaması gibi, uzayan saç ve sakalından kimse Mazlum Volkan’ı tanıyamaz. Yoldaşları onu yabancı biri sanar.

Jan, kendini hiçbir zaman kahraman olarak görmez. Onu ayakta tutan halkının kadın ve erkeklerinin gerçek kahraman olduğunu söyler.

Mazlum Volkan ise 88 gün süren büyük direnişini Önderliğe, halka ve bu topraklar için kanının son damlasına kadar savaşan Karadeniz dağ çocuklarına borçlu olduğunu dile getirirken, son nefesine kadar da onların yaşadığı topraklara tekrar giderek huzur bulacağına inanır ve bu uğurda yıldızlaşır.

Yazarın diğer yazıları

    None Found