Jineoloji toplumla buluşacak

Master tezlerini Kürt Kadın Hareketi, jineoloji ve Jinwar Köyü üzerine hazırlayan Gea Picardi ve Agatha Pinho, başarının dünyadaki kadın örgütleriyle bağ kurmayla ve ortaklaştırılan çalışmalarla sağlanabileceğine inanıyor.

ERKAN GÜLBAHÇE

Kürt kadını on yılları bulan mücadelesinde birçok ulustan özgürlüğe sevdalı binlerce kadını dağlara çekti. Dışarıdan bir askeri çalışma ve ordu hareketi olarak algılanan mücadelesi, çok geçmeden toplumsal ve siyasal alanı da etkileyerek bir devrim yarattı. Kadınların erkek egemen sisteme, faşizme ve toplumsal yargılara karşı sürdürdüğü mücadelesi artık Kürdistan sınırlarını aşarak dünya kadınlarına mal oluyor. Kürt kadının onlarca yıllık direniş mirasının izinde Rojava’da DAİŞ’e karşı savaşan YPJ savaşçılarının direnişi ardından inşa edilen kadın devrimi, çok sayıda dünya kadınını YPJ saflarına çekerken gazeteci, sanatçı ve akademisyenin de ilgisini çekerek, çalışmalarına kaynaklık ediyor.

İtalyan Gea Picardi ve Portekiz Agatha Pinho da Kürt Kadın Hareketi ve Rojava devrimine ilgi duyan ve bu konuda araştırma yapmak isteyen feminist kadınlardan. Coimbra Üniversitesi Sosyal Bilimler bölümünde okuyan Picardi, master tezini Avrupa Kürt Kadın Hareketi konusunda hazırlıyor.

Portekiz’in Porto kentinden, Lizbon Üniversitesi Sosyal Bilimler bölümünde master öğrencisi olan Agahta Pinho’nun tez konusu ise jineoloji ve Rojava’da Jinwar adıyla kurulan kadın köyü. Agatha Pinho’nun hazırladığı Jinwar konulu tiyatro da oldukça beğeni toplayarak, Portekiz uluslararası tiyatro festivalinde de sahnelendi.

Kürt Kadın Hareketi’nin buluşturduğu Gea Picardi ve Agatha Pinho Kürt Kadın Hareketi, jineoloji, Jinwar projeleri ve feminist hareketlere ilişkin sorularımızı yanıtladı.   

Feminizm ve Kürt Özgürlük Hareketi ile tanışıp, bir aktivist olmadan önce nasıl bir yaşamınız vardı? Bu ilgi nasıl gelişti? Bu konuda ailelerinizin bir etkisi oldu mu?

Gea: Elbette bu kendiliğinden olmadı. Anarşist ve özgürlüğünü oldukça önemseyen hippi bir anne, Marksist, Leninist ve Maoist düşünceye sahip bir babanın kızı olarak büyüdüm. Babam tiyatro sanatçısı ve tiyatronun müdürü olduğu için yaşamım sanatla iç içe geçti. Fikirlerimi ailede özgürce ifade etme, anlatma şansı buldum. Annem ve babam farklı düşüncelere sahip olmalarına rağmen birbirlerini kırmadan tartışabilecekleri özgür bir ortam sağlamışlardı. Bunun yetişmemde büyük avantajları oldu. Aralarındaki çelişkilerden sonuç çıkarmaya çalıştım. Tabii ki düşüncelerimi kabul ettirmek için mücadele verdiğimi de belirtmek isterim.     

Agatha: Annemin feminist düşüncelere sahip olması tercihlerimde oldukça etkili oldu.

Sürekli özgürlüğümden taviz vermemem için tavsiyelerde bulundu. Fakat okula başladığımda büyükannem ve büyükbabamla birlikte kalmak zorunda kaldım. Katolik bir okula gönderildim. Okulda öğretilenlerle annemin anlattıkları arasındaki çelişkileri fark ettim. Çelişkiler benim için belirleyici oldu ve bana yön verdi. Annemden aldığım nasihatler çerçevesinde yaşamımı şekillendirdim.

Şu an üniversite eğitiminin yanı sıra sinema oyunculuğu, tiyatro direktörlüğü, tiyatro yazarlığı ve tiyatro oyunculuğu yapıyorum. Aynı zamanda prodüktörlük yapıyorum ve bütün çalışmalarımın odağını feminist mücadele oluşturuyor.

Kürtler ve Kürt Kadın Hareketi ile nasıl tanıştınız? En çok hangi yön ilginizi çekti?

Gea: 2011 yılında İtalya’da NO-TAV adında ekolojik alanda faaliyetlerde bulunan bir kurumda çalıştım. Ekolojiye zarar veren bir tren projesi vardı. NO-TAV olarak buna karşı etkinlikler gerçekleştiriyorduk. Bu eylemde tanıdığım Portekizli bir aktivist Kürt Kadın Hareketi’ni anlattı. Kendi özgürlükleri için silah omuzlamaktan korkmadıklarını ve ölümü hiçe saydıklarını belirtti. Bu beni çok etkiledi. Sözünü ettiği bu kadınları tanımak istedim. Yaptığım araştırmalar sonucunda Kürt Kadın Hareketini biraz tanıdım. Ancak 2014 yılında Kobanê Direnişi’nde kadınların en önde savaştıklarını görünce büyük bir hayranlık duydum. Kürt kadınların insanlık değerleri, ekoloji, kadın yaşamının korunması ve kapitalizme karşı verdikleri mücadeleyi görünce Kürt kadınlara adeta bağlandım. 2014 yılından itibaren Kürt Kadın Hareketiyle ilişkilenmeye başladım. Bu bana ilham verdi ve Kürt kadınları tanıdıktan sonra dünyadaki diğer kadın hareketlerini de tanımak için yollara düştüm.   

Meksika’da Zapatista Kadın Hareketini ve Arjantin’deki kadın hareketlerini tanımak için bu ülkelere gittim. Kobanê direnişinden sonra 2015 Mart ayında Kürt Kadın Hareketi’ni daha yakından tanımak için bir kadın delegasyonu ile Kuzey Kürdistan’a gittim. Delegasyon ile Diyarbakır, Suruç ve Rojava sınırında bulunan köyleri dolaştık. Kürt kadınların verdiği mücadeleye yakında tanıklık ettim.

Agatha: Kürt Kadın Hareketi ile tesadüfen tanıştım. Kobanê Savaşı döneminde internette YPJ’nin bir videosuyla karşılaştım ve hayatımın şokunu yaşadım. Kadınlar ellerinde silahlarla savaşa gidiyorlardı. Ben hayatım boyunca böyle bir sahne görmemiştim. Bunun sadece filmlerde olabileceğini düşünürdüm. İzlediğim videoda kadınlar neden silahlandıklarını anlatıyorlardı. Bundan çok etkilendim. Anlatılanların kurmaca olup olmadığını, Kobanê’nin neresi olduğunu, kadınların Kobanê’yi savunmak için neden silahlandıklarını araştırdım. Sonrasında Kürdistan’a gidip Kürt Kadın Hareketi’ni yakından tanıyan Susana Isabel Macedo Gomes ile tanıştım ve bu konuda bilgi aldım. Bunun üzerine Susana ile Kürt kadını ve Kürt halkı için bir şeyler yapmamız gerektiğini düşündük. Uzun uğraşlar sonucunda Lizbon’da Kürt halkı ile dayanışma amaçlı bir komite oluşturarak, bununla Kürt mücadelesini ve Kürt kadının direnişini anlatmaya çalıştık.

Peki şu an hangi çalışmaları yürütüyorsunuz? Tez konusu olarak neden Kürt Kadın Hareketi’ni tercih ettiniz?

Gea: Doğrusu bir arayış içerisindeyim. Bundan dolayı bol bol araştırıyor ve farklı ülkeleri geziyorum. Özellikle dünyadaki kadın örgütleri ile bir ilişki içerisindeyim. Yaşamlarını, aktivitelerini araştırıyor, analiz ediyor ve kadın örgütleri arasında bir bağ oluşturmaya çalışıyorum. Onlara deneyimlerimi aktarmak ve onların deneyimlerinden yararlanmak çabası içindeyim. Bu nedenle çalışmalarımı sadece ülkemde yürütmüyorum. Ziyaret ettiğim ülkelerde, dünyanın birçok yerinden örgütlerle kurumsal ve bireysel olarak ilişki halindeyim. Çünkü başarının dünyadaki kadın örgütleri ile bir bağ kurmak ve bu bağlarla ortaklaştırılan çalışmalarla sağlanabileceğine inanıyorum.

Bununla birlikte Coimbra Üniversitesi’nde master tezimi hazırlıyor ve bu çerçevede bir proje yürütüyorum. Tez konumu Rojava’da Kürt Kadın Hareketi ve jineoloji üzerine hazırlamak istedim fakat Portekiz devleti yasakladığı için Rojava’ya gidemedim. Coimbra Üniversitesi de Rojava üzerine hazırlayacağım tezimi kabul etmeyeceklerini bildirdi. Bu nedenle tez konumu değiştirmek zorunda kaldım. Şu an tezimi Avrupa’da Kürt Kadın Hareketi üzerine hazırlamama rağmen halen üniversite ile sorunlar yaşıyorum. Tezimi kabul etmiyorlar ama üniversitenin tutumuna karşı direniyorum.

Tezimi hazırladığım bu süreçte, Avrupa Jineoloji Komitesi içerisinde de yer alıyor, bu çerçevede İtalya ve Portekiz’de bazı feminist kadın örgütleri adına çalışmalar yürütüyorum. Ayrıca Coimbra Kadın Meclisi Üyesi’yim. Bununla birlikte Coimbra’da 2016 yılında kadına yönelik şiddete karşı kurulan New Namenos Feminist Kadın Meclisi ile birlikte seminer ve sempozyumlar organize ediyoruz. Tüm bu farklı çalışmalarda edindiğim deneyim ve kazanımları dünya kadın örgütleri ile paylaşmaya çalışıyorum.   

Jinwar’ı tiyatroya uyarlamak fikri nasıl oluştu? Tanıtmak için neden bu yöntemi tercih ettiniz? Bu çalışmanız karşısında ne tür tepkiler aldınız?

Agatha: Jinwar’ı duyunca çok etkilendim. Tiyatro oyunu haline getirmek istedim. Jinwar hakkında bilgiler toplayarak, bu konuda yazılanları analiz ettim. Sadece kadınların yaşadığı dünya nasıl bir dünya olur? Kadınlar yalnız başlarına nasıl yaşar, erkekler olmadan kadınlar geçimlerini nasıl sağlar vb. sorular sorarak Jinwar’ı örnek vermeye çalıştım. Jinwar’ı tiyatro yolu ile tanıtmanın daha etkili olacağını düşündüm. Jinwar’ın nasıl alternatif bir proje olduğunu vurgulamaya çalışıyoruz. Bu anlamda tiyatromuz tam bir Jinwar ürünüdür diyebilirim. Tiyatromuz halk ile buluşunca çok olumlu tepkiler aldı ve yazdığım tiyatro, Portekiz Uluslararası Tiyatro Festivali’nde de sahne aldı.

Tiyatro ve sinema çalışmalarımın yanında üniversitede master tezimi hazırlamaya çalışıyorum. Master tezimin konusu da Kürt Kadın Hareketi ve jineoloji. Master tezimin konusunu üniversitede hocalarıma, kurula anlattım. Şok oldular. Özellikle kadın üyeler, Kürt kadınların böyle bir mücadele verdiklerini bilmediklerini, Jinwar ismini ilk defa duyduklarını, bu kadar güzel bir projeyi yakından görmek istediklerini belirttiler. İçlerinde bazıları gözyaşlarını tutamadı. Böylesi akademik bir projenin üniversitede tartışılmasından çok memnun olduklarını, yıllardır böylesi bir projenin üniversitelerinde tartışılmasının özlemini yaşadıklarını belirttiler. Değişik bir proje olduğu için üniversitemde çok büyük destek görüyorum.

Tez konusu yaptığınız Avrupa Kürt Kadın Hareketini nasıl buluyorsunuz? Hareketi tanıdıktan sonra etkilendiğiniz yönler oldu mu? Eksik bulduğunuz, eleştirdiğiniz hususlar var mı?

Gea: Kürt Kadın Hareketi’nden oldukça etkilendim ve Kürt kadınları ile tanıştıktan sonra anneme de anlattım. O da Kürt kadınların mücadelesinden çok etkilendi. İtalya’nın Milano kentinde feminist Red Kadın Hareketi çalışma yürüten annem arkadaşları ile birlikte bir grup oluşturdu ve şu an Kürt Kadın Hareketi ile dayanışma ve Kürt Kadın Hareketi’ni İtalya genelinde tanıtmak için çalışmalar yürütüyor. Oluşturdukları kadın grubunun Almanya’daki Utamara Kadın Buluşma Merkezi ile birlikte çalışması veya Milano’da Utamara benzeri bir kurumun oluşturulması için çabaları var.

Kürtleri tanıyan Avrupa’daki kadın hareketleri, Demokratik Konfederalizm projesinin sadece Kürdistan’da uygulandığını düşünüyor. Bence bu bir yanılgı. Avrupa’daki Kürt Kadın Hareketinin Demokratik Konfederalizm çerçevesinde örgütlendiğini ve Demokratik Konfederalizm projesini uyguladığını gördüm. Alternatif, yeni bir yaşamın projesini kuruyorlar. Bunu geliştirmek için farklı halklardan kadınlarla diyalog ve yeni ağlar kuruyorlar. Kürt Kadın Hareketinin bu örgütlenmesini çok önemli buluyorum. Fakat diğer kadın hareketleriyle kurulan bağları yeterli bulmuyorum. Bu konuda Avrupa’daki Kürt Kadın Hareketine bir eleştirim var; kendilerini sınırlıyorlar. Oysa dışarıya daha fazla açılmaları gerekiyor. Özellikle Avrupa’daki sol kadın hareketleri ile daha fazla ilişkilenmeleri gerekiyor. Kürt Kadın Hareketi, Avrupa’daki sol hareketler ve feministler el ele vererek alternatif bir yaşamı kurabilirler. Bu konuda Kürt Kadın Hareketi çok önemli bir rol üstlenebilir.

Jineoloji ve Jinwar projelerini nasıl buldunuz? Bunun gelişimi için neler yapılmalı?

Gea: Jinwar ve jineoloji yeni bir proje. Şu ana kadar benzerine pek rastlamadım. Şu bir gerçek ki Jinwar ve jineoloji pratiğe dökülmüş bir proje, yani ete emiğe bürünmüş. Bu anlamda atılan bu adımları çok önemli buluyorum. Jinwar ve jineoloji’nin gelişiminde yer almamız gerekiyor. Buna katkı sunmak için herkesin seferber olması gerektiği inancındayım. Jinwar ve jineoloji’yi Avrupadaki feminist hareketlerden ayıran temel fark, yenilikçi olması. Jineoloji içerisinde her şeyi tartışabilirsin. Oysa feminist hareketler yıllar önce belirledikleri esasların dışına pek çıkmıyorlar. Yani statükocular. Bir araya gelen kadınlar Jinwar’ı kuruyor ve kendi projelerini pratiğe döküyorlar. Bu anlamda feminist hareketlerin örmek alması gereken bir proje.

Çalışmalarınız sonucunda Kürt Kadın Hareketi’ni yakından tanıma fırsatınız  oldu. Avrupa ile Kürt kadınını karşılaştırmanız istenirse bir feminist olarak neler belirtebilirsiniz?

Gea: Avrupa’daki feminist hareketler oldukça parçalı ve aralarında bir birlik oluşturulmuş değil. Güçlerini birleştirme, sorunlara karşı ortak hareket etmede çok yetersiz kalıyorlar. Bunun yanında Avrupa’daki feminist hareketlerde gördüğüm en büyük eksiklik, devrimci düşünce.

Kürt Kadın Hareketi ise devrimci bir ruha sahip. Tüm mücadelesi toplumsal. Sürekli bir alternatifleri var ve çok dinamikler. Ne yazık ki bu dinamizmi, toplumsallaşmayı ve devrimciliği Avrupalı kadın hareketlerinde göremiyoruz. Feminist bir Avrupalı olarak ben de devrimci bir feminist hareketi geliştiremediğim için özeleştirimi veriyorum. Bunu geliştirmek ve feminizmi toplumsallaştırmak için Kürt Kadın Hareketi’nden öğreneceğimiz çok şey var diye düşünüyorum.

Feminizm ile jineoloji çok farklı şeyler değil. Hedefleri aynı. Yalnız Jineleoji hedeflerine yürürken toplumsal düşünüyor, feminizm ise grupsal ve bireysel düşünüyor. Yani grubunun çıkarlarını ön planda tutuyor ve jineoloji gibi toplumsallaşamıyor. Jineoloji bir anlamda feminizm ile toplumu bir araya getirme gayreti içerisinde.

Agatha: Avrupa’daki feminist hareketler her şeyi devletten bekliyorlar. Devletten bekledikleri için aslında kendilerini devlete bağımlı hale getiriyor, devletin belirlediği çizgiyi bir türlü aşamıyorlar. Oysa Jineoloji projesini radikal feminist bir düşünce olarak görüyorum. Önüne bir hedef koyuyor ve kimseden bir şey beklemeden projesini kendisi uyguluyor. Sadece kendi hakları için değil toplumun hakları için de çalışma yürütüyor. Yani toplumsal hareket ediyor. Biz Avrupa’daki kadınlar da Kürt kadınlarını örnek alarak kendi sorunlarımızı kendimiz çözmeliyiz.

Feminizmi toplumsal hareketlerle buluşturmayı çok önemli buluyorum. Bu anlamda jineoloji çok önemli bir umut. Jineoloji hareketi geliştiği sürece toplumla buluşacaktır. Jineoloji kadınları bilgilendirdiği gibi kendilerini örgütleme şansı da veriyor.

Yazarın diğer yazıları

    None Found