Johnson ve gibileri

Dr. Özlem B. GALİP
[email protected]

İngiltere’nin eski Dışişleri Bakanı Boris Johnson Danimarka’daki peçe yasağı ile ilgili Daily Telegraph gazetesine bir makale yazdı. Günlerdir Johnson’ın bu makalesi konuşuluyor.

Makalesinin temel amacı benzer bir yasağın İngiltere’de de olması gerektiği ve kendi seçmenlerinden yüzlerini açmalarını beklemekte haklı olduğunu ifade etti. Johnson’un en çok kullandığı benzetmeler tepki topladı. Johnson, yazısında peçe kullananları ‘banka soyguncularına’ ve ‘posta kutularına’ benzetti. Hatta bu kadınların isyankar ergenlere benzettiğini söyleyip komik olduklarını ileri sürdü.

Johnson, son yıllarda şüphesiz en çok konuşulan İngiliz politikacılar arasına yer alıyor. Oxford Üniversitesi mezunu orta sınıf bir aile mensubu Johnson, politikaya atıldığı ilk günden beri sürekli gündemde kalan isim oldu. En çok da her geçen gün daha çok sağa kayan profili konuşuldu. Trump’a sempati duyan tamamen AB karşıtı bir sağcı. Tam bir göçmen karşıtı.

Londra’daki belediye başkanlığı seçimlerinde ‘benim bir tarafım da Türk’ diyerek Türker’den oy toplamaya çalıştı, hatta seçim sürecinde Kürtlere göz kırpıp sonra da Kürtlere sırtını döndü. Seçilmesi durumunda Londra’nın göbeği olan Trafalgar Meydan’ında Kürtlere Newroz kutlanmasına izin vereceği sözlerini verdi, ancak seçilmesine rağmen sözünü tutmadı. İngiltereli Kürtler zaten hiçbir zaman Johnson’a sıcak bakmadı. Johnson ardından Türklere de ihanet etti ve anti-Türkiye söylemleriyle sık sık gündeme geldi.

İki yıldır yürüttüğü Dış İşleri Bakanlığı pozisyonundan Başbakan Theresa May’i AB’ye karşı fazla yumuşak bulduğu gerekçesiyle iki ay önce ayrıldı ama gündemde kalmak için elinden geleni ardına koymadı.

Danimarka’nın peçe yasağının gerekçesi kimlik kontrolü için tamamen güvenlik amaçlı. Johnson’ın bu ırkçı benzetmeleri İngiliz ırkçı kesimi teşvik edecek nitelikte. Johnson’ın bu söylemlerinden feyz alanlardan ötürü son bir haftada Müslüman kadınlara yönelik sokak saldırıları arttı. İngiltereli kapalı Müslüman kadınlar ırkçı saldırılara maruz kalma korkusuyla sokağa çıkmaya çekiniyor.

Londra’da olmaz elbette ırkçı girişimler ama İngiltere’nin özellikle Kuzey’inin Müslüman ve yabancı karşıtı ırkçılarla dolu olduğunu belirtmek gerekir. Her yer bir Londra değil.
2008’de Londra belediye başkanlık koltuğuna oturmadan önce bile tek planı ilk başta Muhafazakâr Parti liderliği ardından da Başbakanlıktı. Partinin sağcı kesimi kendi tarafında çekmek amaçlı her türlü sağ söylemden ve politikadan kaçınmadı.

Önümüzdeki sonbaharda partisinin liderlik yarışına gireceği düşünülüyor. Johnson’ın lider olma hayallerini küçümsememek lazım. Birçokları tarafından sevilmeyen adam olabilir ama bu sevilmeyen adam önce Londra Belediye başkanı ardından da Dışişleri Bakanı oldu. Johnson’ın sağcı politikalarıyla Muhafazakar Partinin başında görmek isteyen sağcı ve milliyetçi bir taban var.

Ama Muhafazakar hükümetinin sağcı politikalarını ülkeyi uçuruma sürükleyenlere inananların da sayısı artıyor. AB’den çıkış referandumundan beri yaklaşık 112 vekil çıkışı desteklemekten vazgeçip AB’de kalmanın daha doğru bir karar olduğuna kanaat getirmiş.

İyi güzel de biraz geç kalmadılar mı,2 sene kadar. O kadar uyarı almadılar mı? Fazlasıyla uyarıldılar. Ülke AB’den çıkacak. Hem de plansız ve programsız çıkacak. Bari Johnson gibileri ülke yönetiminden uzak tutsunlar.

Yazarın diğer yazıları