K.Burkay fikir tartışması mı yapıyor?

Başlıkta yer alan konu üzerinde fazla yazmak ve tartışmak istemiyoruz. Çünkü zaman ve enerji kaybından başka bir yararı olmuyor. Ayrıca Kemal Burkay’ın Kürt halkı içinde bir etkisi ve ağırlığı da yok. Olsaydı AKP’ye dayanarak değil, kendi halkına dayanarak geri dönerdi.
Ancak bu konuda bazı gazeteci ve aydınların bilinçli veya önyargıya dayalı bir gündemleştirme ve PKK’yi suçlama ve karalama malzemesi yapması üzerinde durmamızı getiriyor. Özellikle Sayın Oral Çalışlar adeta K. Burkay’ın sponsorluğunu yapma gibi bir görevi varmış gibi davranması doğrusu cansıkıcı bir durum. Halbuki Kürt ve Türk solunun gelişimini ve tarihini iyi bilen birisi. Israrla PKK’yi suçlaması ve Burkay’ı demokrat göstermesi tarihi çarpıtma dışında bir anlam taşımaz. Gerçi O.Çalışlar bu konuda fazla ileri gittiğini anlamış olacak ki, 1 Ocak 2012 tarihli makalesinde biraz daha temkinli bir yaklaşım göstermiş.
Ruşen Çakır ise daha tarafgirliğe ve çarpıtmaya işi vardırmış. K. Burkay’ı ortaya salmışlar önüne mikrofonu uzatana PKK’nin Kürt halkı için kurulmadığını ve Öcalan’ın ya Suriye’nin ya da Ergenekonun güdümünde olduğunu, Kürt aydınlarını vb öldürdüğünü anlatmaktadır. Bu lafları K. Burkay yıllardır yapmaktadır. Yeni söylediği bir şey de yok. Siyasi ömrü PKK ve Öcalan’a düşmanlık içinde geçmiş. Siyasi olarak ağlamaklı ve yakınmacı bir kimliği olduğunu herkes biliyor.
Burkay, Türkiye’ye döndüğünde PKK ve yöneticileri kendisiyle ilgili hiç bir açıklamada bulunmadılar. Negatif hiç bir mesaj vermediler. Tartışmalar ne zaman başladı? Burkay, otuz yıllık savaşı ve Kürtlerin direnişini ve ödedikleri bedelleri inkar ettiğinde ve bu direnişe öncülük edenlere hakaret etmeye başladığı zaman.
PKK kimseyi tehdit etmesin, farklı düşünenlere zor kullanmasın deniliyor? Bunu AKP ve Fethullahçılar ve derin devlet yıllardır dillendiriyor. PKK’yi itibarsızlaştırmak, Türkiye kamuoyundan uzaklaştırmak için bilinçli yapıyorlar. Demokrat ve sol çevrelerin buna alet olması bir talihsizliktir. Ortada büyük bir tarih çarpıtması da var. PKK hangi aydını ve demokratı görüş ayrılığı yüzünden öldürmüş? Yok böyle bir şey, hepsi yalan ve kara propagandaya dayalı iddalardır.
PKK’nin 12 Eylül öncesi gruplarla çatışmaları olduğu ve her kesimden insanların öldüğü doğrudur. Eğer bu dönemi tartışacaksak buyrun tartışalım. Ama gündem ve konu bu dönem değil. O dönemler PKK ile Türk solundan bazı gruplarla olduğu gibi Kürt gruplarla da çatışmalar oldu. Ayrıca birçok farklı grup arasında benzer olaylar oldu. Bu gerçekler yokmuş gibi dönemin tüm faturasını PKK’ye çıkarmak adil bir davranış olmadığı gibi tarihi çarpıtma da olur.
Şu söylenebilir, doğru, gruplar arasında çatışmalar oldu, ama çoğu grup siyaset sahnesinden silindi. PKK ayakta kalıp büyüdüğü için gözönünde olması ve dikkatlerin üzerine çekilmesi normaldir. Bu, bir yere kadar kabuledilebilir. Ama PKK’nin tarihsel direnişi ve halkı örgütlemesi yokmuş, daha çok tehdit ve muhaliflerini susturması üzerine güç olmuş lafları dolaştırmak hem kötü niyetin hem de devrimlerin ruhundan bir şey anlamamanın dışavurumu olur.
Önce şunu netleştirelim; PKK hangi siyasi grubu şiddetle tasfiye etmiş? Var mı böyle bir örnek? Ayrıca 12 Eylül’den sonra PKK’nin Türk solu veya Kürt gruplarıyla hangi ciddi çatışması olmuş? K. Burkay 1993’te Sayın Öcalan’ın yanına gitti. O tarihten beri kendi örgütü ve PKK arasında bir çatışma olmuş mu? Hepimizin bildiği gibi 20 yıldan bu yana PKK ile bu örgütler arası dikkate değer hiç bir çatışma olmamıştır. Buna rağmen ortalıkta dolaşıp PKK farklı düşünenlere ve diğer örgütlere zor kullanıyor demek kasıtlı bir propagandadır. Burkay gibileri için ise tasfiye olmalarını ve siyaseti özgüçleriyle yapamamalarına mazaret uydurmalarıdır.
Diğer önemli bir noktayı daha burada belirtmemiz gerek. 1990’larda bilindiği gibi, Kürt aydınları ve işadamları Çiller döneminde öldürülüyordu. PKK kendi kitlesi tarafından büyük bir baskı altındaydı. ‘Onlar Kürtleri öldürüyor, birçok gazeteci ve ırkçı kesim açık düşmanlık yapıyor, niye misillemede bulunmuyor’ diye PKK büyük bir baskıya alındı. Bu boğucu baskıya rağmen PKK o dönem bile hiç bir gazeteci ve yazara herhangi bir saldırıda bulunmadı. Bu tarihi dönem ve gerçekler önümüzdeyken hep grup dönemine gidip iş çıkarmaya çalışmak dürüstçe bir davranış değildir.
Gelelim demokrasiye ve fikir tartışmasına. Buna sonuna kadar evet, diyoruz. Ayrıca K. Burkay çıkıp kendi fikirlerini anlatsın. Kürt halkına nasıl bir çözüm öneriyor, bizim yazar arkadaşlar onları tartışsın. Kimse Burkay’ın nasıl bir çözüm ve nasıl bir demokrasiyi savunduğunu tartışmıyor. Burkay’ın niye Avrupa’da, en rahat koşullarda siyaset yapamadığını, örgütlenemediğini sormuyorlar. PKK direnişin en zor kısmını yürüttü. Binlerce kadrosu öldürüldü, hapislere atıldı. Burkay’ın ise hiç kadrosu ölmedi. Kayıplara rağmen PKK büyük bir halk hareketi yarattı. ‘Hep doğruları savunan ve siyaseti iyi bilen’ Burkay ise en yakın arkadaşlarını bile yanında tutamadı.
Ayrıca fikir özgürlüğünü R. Cakır’lara soralım. PKK ve APO Suriye’nin ve Ergenekonun güdümündedir demenin neresi fikir? Burada düpedüz düşmanlık ve saldırı, karalama vardır. PKK ve taraftarlarının da bu zihniyeti karanlık ve psikolojik savaş olarak nitelemesi niye tehdit veya farklı görüşlere tahammülsüzlük olsun.
Madem siz özgürlükten ve demokrasiden yanasınız, Sayın Öcalan aylardır susturulmuş. Konuşmasına ve avukatlarıyla görüşmesine izin verilmiyor. Ayrıca onun yaşamı düpedüz tehdit altında. Çünkü gücü ve iktidarı elinde bulunduran hükümet bunu bilinçli yapıyor. Anlaşılan sizler de taşlar bağlansın, itler salınsın diyorsunuz! PKK ve milyonlarca Kürt de saf saf bunu kabul etsin diyorsunuz.

Yazarın diğer yazıları

    None Found