Kadın festivalleri kadın direnişini selamlıyor

Kürdistan’da başlayan ve kök salan, bugün de kendi sınırlarını aşan bir gerçekliğe ulaşan kadının toplumsal devrim süreci büyük emeklerle ve bedellerle devam ediyor. Kürdistan’da kadının özgürleştirilmesi, aydınlanması ve toplumsallaşması etrafında inşa edilen yeni toplum sistemi büyük bir mücadele, emek ve düşünce temeline dayanmaktadır. Günümüzde 21. yüzyılın temel toplumsal devrim gerçekliğinin, kadının siyasal, sosyal, ekonomik, kültürel devrimine bağlı olarak inşa edilmesine büyük ihtiyaç vardır.

Günümüzde erkek egemenlikli sistem tarafından her gün biraz daha derinleştirilmeye çalışılan toplumsal, ekolojik, siyasal, ekonomik vb sorunlar, demokratik toplum güçlerinin kadın özgürlüğü ve devrimi etrafında kendi ‘varlığını, bilincini ve formunu’ daha da güçlü örgütlemesi gerektiğini bizlere hatırlatmaktadır. 3. dünya savaşı denilen bu süreçte tüm güçler egemenliklerini yeniden her coğrafyada dizayn etmeye çalışırken, kadını, toplumu ve doğayı yeniden ve yeniden işgal, talan ve kırımdan geçirme politikalarını da devrede tutmaktadırlar. İnsanın köleleştirilme tarihinde ilk köleliğin kadın üzerinden inşa edildiğini biliyoruz. Tüm köleleştirilmeler de bunun üzerinden şekillendirilmiştir. Bu nedenle ‘kadın köleliğine karşı duruş’ en radikal duruş ve eylemin başlangıcı ve temeli olmaktadır.

Bu açıdan kadının özgürlük temelinde bilinçlenmesi, örgütlenmesi, eylemselleşmesi, toplumsallaşması, kısaca iradeleşmesi tüm özgürlük, demokrasi ve devrim çalışmalarının da esasını oluşturmaktadır. Kürdistan özgürlük mücadelesinin temel varlık ilkesi olan bu yaklaşım bugün Ortadoğu’da tarihi bir hakikat arayışçılığını ortaya çıkarmıştır. Bu, değişim ve dönüşüm sürecini yaşayan Kürdistan ve Ortadoğu toplumları açısından en önemli varoluş ölçüsü olmuştur. Bu hakikat gücünü yaratanlar da kuşkusuz bu devrimin büyük düşünen ve bunun büyük eylemini yaşamlarında temsil eden kadın öncüler olmuştur.

Kürdistan Özgür Kadın Hareketi, toplumsal devrim öncülüğüne bu öncü ve önder kadınlarla ulaşmışlardır. Erkek egemenlikli zihniyetin ölçülerine ve yargılarına takılmadan, özgür, özerk ve özgün kimliğini yaratma mücadelesinin adımlarını hep ilerleterek atmıştır. Kürt kadınının özgürlük mücadelesinin ‘özgür bilinç ve irade, örgütlülükte ısrar, yurtseverlik temelinde özgür yaşamın inşa edildiği toprakları özgürleştirme, özgürlük ahlakı ve güzellik anlayışı ve sürekli mücadelecilik’ ilkeleri bu öncü kadınlarda vücut bulmuştur. Mücadelesiz ve direnişsiz hiçbir şeyin yaratılamayacağını onlar bizlere öğrettiler. Büyük kadın özgürlük öncümüz olan Sakine Cansız’ın, kadının varoluş mücadelesini en iyi anlatan “Hep Kavgaydı Yaşamım” sözü bu gerçekliği çok çarpıcı bir şekilde bizlere öğretmeye devam etmektedir. Kadın mücadelesinin ve direnişinin tarihi nasıl da değiştirme gücünü geride bıraktığımız mücadele sürecinde bir kez daha gördük. Tarihi açlık grevi eyleminde ve direnişinde kadınların ve anaların öncülüğü buna en güzel örnek olmuştur.

Haziran ayındayız. Bu ay, bu öncülerden birçok kadının yaşamlarını adadıkları günlere tanıklık eden aylardan biridir. Sema Yüce ve Zeynep Kınacı (Zilan), Haziran ayını kadın özgürlük mücadelesinin temel aylarından biri yapan öncülerden olmuşlardır. Sema Yüce’nin hakikat arayışı, Zeynep Kınacı’nın anlamlı bir yaşama olan aşkı, bugün biz Kürt kadınlarının örgütlülük ve mücadele gerçekliğini oluşturmuştur.

Kürt kadınları özgürlük öncülerini sahiplenmek için her Haziran ayında Avrupa’nın birçok ülkesinde Sakine Cansızların, Zilanların çizgisiyle buluşma eylemleri düzenlemektedirler. İsviçre’den Fransa’ya, Almanya’dan İngiltere’ye kadar her yıl Zilanlar, Saralar, Rojbinler, Arinler için Kürt kadınları gerçekleştirdikleri festivallerle hakikat yolcularını ve onların direnişlerini selamlamaktadırlar. Bu yıl 16 Haziran’da İsviçre’deki Sakine Cansız Festivali büyük kadın direniş coşkusuyla gerçekleştirildi. 22 Haziran’da Almanya’nın Leverkusen kentinde 15. Zilan Kadın Festivali, 23 Haziran’da da Paris’te Fidan Doğan-Rojbin kadın festivali gerçekleştirilecek. Yine Londra’da da Zilan Festivali yapılacak.

Bu yılki festivallerin ortak mesajı kadın direnişinin özgürleştirici gücünü ve hakikatini ortaya koymak. Tüm kadın direnişlerini ve direnişçilerini selamlamak. Bu anlamda yapılan sadece bir festival değil, kadınlar olarak ilmek ilmek örülen kadın direniş kültürünü ve hakikatini birlikte hatırlamak, sahiplenmek ve genç kadınlara ve çocuklara bu mirası öğretmek ve devretmek… Kadınlardan kadınlara akan direniş ırmağının sularında düşüncelerimizi, ruhlarımızı, amaçlarımızı birleştirmek…

O zaman tüm kadınlar olarak kadın emeğinin en güzel örnekleri olan kadın festivallerimizde buluşalım… Direniş sözümüzü orada haykıralım…

Yazarın diğer yazıları